Zemheri Kuyusu

Semanur ULU*

Metin Savaş’ın bilinçakışı tekniğinden faydalanarak yazdığı Zemheri Kuyusu adlı eseri çok zengin bir içeriğe sahip. Üçüncü romanı olmasına rağmen ustalığını konuşturan yazar kurguda bir iç hesaplaşma sırasında romanın teknik açıdan bazı hataları olduğunu kabul ediyor, ama ben romanı teknik açıdan değerlendirme işini edebiyatçılara bırakarak roman hakkındaki genel düşünce ve hissiyatımdan bahsedeceğim. Tabii ki hepsini anlatmayacağım, zira okuduğu her kitaptan sonra okuyucuda mahremiyet perdesi ardına saklanmayı dileyen bazı duygu ve düşünceler peydah olur. Bu his bazı eserlerde daha yoğun bazılarında ise daha azdır. Zemheri Kuyusu bu hissi yoğun olarak yaşatan eserlerden birisi olarak listeme ilk sıralardan giriş yaptı. Roman sanki bir kuyuymuş da Metin Savaş iç dünyasının tüm zenginliklerini ona boşaltarak doldurmuş o kuyuyu. Bilimkurgu, fantastik, komplo teorileri, masallar, gerçekler, tarih, siyaset, psikoloji, psikanaliz, Peyami Safa, Fuzuli, Henri Bergson, tülükabak, metafizik ve daha fazlası. Baş döndüren bir kurgunun içinde okurun kendini kaybetmesi işten bile değil. Başkahraman Fuat Çınaraltı’nın nevrozlu kişiliği etrafında dönen kurgu ilginç rastlantılarla örülü. Fuat Çınaraltı, teyzesinin ve amcasının oğlu olan Tolga, Tolga’nın sevgilisi Işık, Işık’ın ablası Hayrunnisa, ağabeyleri Aydın ve tüm bu kişiler arasındaki ilişkiler ağı ustaca bir kurguyla anlatılıyor.

Romanın vurucu noktasının 17 Ağustos 1999 depremi sırasında zamanda bir kırılmayla beraber Fuat Çınaraltı’nın kendisini yüz beş yıl öncede bulması olduğu söylenebilir. Çeşitli tesadüfler bu zaman yolculuğu sırasında bile Fuat’ın yakasını bırakmamaktadır. Hisar ailesinin atalarının misafiri olduğu bu süreçte görüp yaşadıkları romanın tekrar tekrar okunası bölümlerinden biri. Gerçek ile rüyanın iç içe geçtiği romanda yazar okurdan da üstün bir performans bekliyor. Öyle ki okur o güne dek okuduklarının hepsinin bu romanı anlamak için okunmuş olduğu hissiyatına kapılıyor bazen. Peyami Safa romanları, Fuzuli kasideleri, İsmet Özel ve Necip Fazıl şiirleri, Ahmet Hamdi Tanpınar, Erol Güngör, Nurettin Topçu ve hatta Dede Korkut masalları romanda kendine yer bulmuş. Bunlara hakim olmayan okurların eseri tam manasıyla kavrayamayacağı ve belki de sıkılacağı ortada. “Efendim metinler-arasılık, çetinler-arasılık, ah şu kurgusallık.” Diyen yazar da bunun farkında. Bilinçakışı tekniğini Oğuz Atay’ı aratmayacak denli iyi kullanan yazar sanki Fuat Çınaraltı’nın şahsında dile gelip bilinçakışını sevdiğini itiraf ediyor. Ne denir ki bir okur olarak ben de sevmekle kalmayıp hayranlık duydum Fuat’ın bilinçakışına. Yazarın psikolojiye hâkimiyeti de apaçık görülüyor. Zira seçtiği isimlerde bile hep bir gönderme yapan yazarın başkahramanın çocukluk aşkına Arzu adını vermesinde de psikanaliz geleneğinin etkisi görülüyor. Romanın bir diğer yönü ise salt bir takım fantastik ya da kurgusal olayları dile getirmekle kalmayıp bir yandan da tarihi ve siyasi mesajlarını apaçık vermesi. Bu kadar yüksek sesle bir post-modern roman içinde yazarın hakikatleri dile getirmesi ve hatta bunu ne pahasına yaptığının farkında olarak söylemesi cesaretini ortaya koyuyor. Edebi ve estetik kaygıdan azade değil eser hatta alası var. Diğer yandan edebiyat dünyasının duymaya alışkın olmadığı gerçekleri dile getiriyor. Bunun üzerine hak ettiği ilgiyi görememesinde pek de şaşılacak bir şey olmasa gerek. Komplo teorileri dediği anlatılarla kurguyu güçlendiren yazar aynı zamanda okuru bu konular üzerinde düşünmeye de itiyor. Meczuplar, evliyalar, sırlı yapılar aslında ezeli bir iyi-kötü mücadelesini anlatmak üzere faydalanılan ögeler. Bu mistik anlatılarda aklıma Oktan Keleş’in Bir Meczubun Rüyası adlı serisinin geldiğini de söylemeliyim. Zira bu mistik olayları farklı bir pencereden okumak isteyenler göz gezdirebilirler. Metin Savaş’ın okurunu en çok seven yazarlardan biri olduğunu söyleyebilirim. Okuru aptal yerine koyup her şeyi açıklama gereği duymuyor, onu kendi hayal gücüne mahkum etmiyor ve ona dolduracağı ufak boşluklar bırakmayı da ihmal etmiyor.

Sözün özü Metin Savaş’ın bu eseri okunmayı, tavsiye edilmeyi, hediye edilmeyi ziyadesiyle hak ediyor.

* Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Lisans Öğrencisi

Metin Savaş

Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2005, 391 Sayfa, ISBN: 975-437-525-9

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR