Üç Tarz-ı Siyaset

Yılnur BAYAZIT

Eserin sahibi Yusuf Akçura 1876 Moskova doğumludur. Kazan’a göç etmiş Kırım Türklerinden olan yazarın ailesinin toplumsal statüsü bir hayli yüksektir. Orta öğretimine Kuleli Askeri Lisesi’nde başlayan Yusuf Akçura 1895 yılında Harbiye Mektebi’ne girdi. Okulunu tamamlayamadan sürgün edilen yazar sürgünden Paris’e kaçtı. Paris’te üç yıl siyasal bilgiler eğitimi alan Yusuf Akçura’nın Türkçülük fikri bu dönemde olgunlaştı. Türk Ocakları’nın kurucularından, Cumhuriyet dönemi milletvekillerinden, Profesör Yusuf Akçura’nın 1904 yılında Mısır’daki Türk Gazetesi’nde basılan ve Türkçülük akımının manifestosu olarak kabul edilen 32 sayfalık makalesinden bahsetmeye çalışacağım. Ötüken Neşriyat’ın çıkardığı basımdan okuduğum eserin içinde Üç Tarz-ı Siyasete yönelik Türk Gazetesi Muhabiri Kemal Bey’in Cevabımız adlı yazısı ve Bir Mektup adın da Ahmet Ferid Bey’in yazıları da bulunmaktadır.

Eser Osmanlı İmparatorluğunun son dönemindeki siyasete tesir eden fikirlerin değerlendirmesi şeklindedir. Bu fikirler üç ana akım olarak görülür. Bunlar Osmancılık, İslamcılık, Türkçülüktür. Osmancılık fikrinin devlet siyaseti olarak görüldüğü ilk dönem İkinci Mahmut dönemidir. İkinci Mahmut’un ‘’ben tebaamdaki dinler farkını ancak cami, havra ve kiliselerine girdikleri zaman görmek isterim’’ sözü Osmanlıcılık fikrini en iyi özetleyen sözdür. Bu düşünce Tanzimat Döneminin temel düşüncesi de olmuştur. Lakin tabanın hem ırk hem din üzerinden yürüttüğü ayrılıkçı ve zararlı çalışmalar bu düşüncenin çok büyük darbe almasına geçerliliğini ve güvenirliğini kaybetmesine yol açmıştır. Bu siyasetin Osmanlı İmparatorluğunun dönemin şartlarına uygun alması gereken tedbirlerin önüne geçtiği tarihsel süreçte ortaya çıkmaktadır.

İslamcılık düşüncesinin ilk kıvılcımlarını Abdülaziz döneminde görsek de en muhafazakâr savunucuları Genç Osmanlılar grubu olmuştur. Bu fikriyatı dönemin şartlarında garip kılansa birbirilerine karşı mücadele içinde olan Genç Osmanlılar ve Sultan Abdülhamid’in de bu fikir akımından etkilenmiş ve bu doğrultuda çalışmalar yapmasıdır. Bu fikrin başarılı olamamasının sebebi olarak ise dinin millilik boyutundan birey boyutuna inmesi ve toplulukların kendilerini din olgusundan ziyade ırk olgusuna göre içselleştirmesidir. Bu düşünceleri bertaraf etmek ve İslamcılık düşüncesini başarıya ulaştırmak için Abdülhamid’in halifeliği ve hilafeti öne çıkaran çalışmaları kısmen başarılı olsa da bir sonuç vermemiştir. Zaten birinci dünya harbindeki Müslümanlar arası bölümler bunun ispatı olmuştur.

Çalışmaları sonucu Türkçülük akımının Genç Osmanlılar ve Tanzimat savunucuları arasında gözükmediğini belirten Yusuf Akçura dünyanın siyasal yapısı ve devletin uyguladığı siyasetlerin başarıya ulaşmamasının ırk olgusundan müteşekkir bir fikriyatı ortaya çıkardığını savunmaktadır. Bunun sonucu olarak bir ulus devleti olan Türkiye Cumhuriyetini gösterirsek pek yanlış yapmış olamayız diye düşünüyorum. Üniter yapıdaki, laik devlet anlayışı bu fikirler arasında en çok Türkçülük fikri ile paralellik göstermektedir.

Sonuçta; Üç tarz-ı siyasetle Akçura bir devrin siyasi fikir halitasını gözler önüne sermiş, yıkıma uğrayan fikirleri ve yıkım sebeplerini ortaya koyarak betimlemeye çalışmıştır. Türk siyasi hayatı için önemli bir fikri ayakta tutan amillerin neler olduğundan bahseden Akçura’nın fikirleri zamanını aşarak, devrinin ötesinde etkilerini göstermiştir. Örneğin Günümüz Türkiyesi’nde siyasi partilere bakacak olursak; halen Akçura’nın çizdiği tablo içerisine yerleştikleri gözden kaçmaz. Siyasal İslam, sosyal demokratlık, Türk Milliyetçiliği bu dönemdeki akımların yeni sürümleridir dersek teşbih de hata yapmış olmayız. Siyasal hareketlere ve fikirlere ilgi duyan ve fikriyatları bir adım ötesinden ele almak isteyenler için okunmasını tavsiye edeceğim bir eserdir. Değerlendirmemi özellikle balkan savaşı döneminde bütün mesaisini halkı bilinçlendirmeye adayan ufku geniş dava adamı günümüzde hala vatan, millet aşkı ile tüten Türk Ocakları’nın kurcusu Yusuf Akçura’yı minnet ve saygı ile anıyorum tini şad mekânı uçmağ olsun.

Yusuf Akçura

Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, 126 Sayfa, ISBN: 678-605-155-22-79

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR