Türk Müslümanlığı Üzerine Yazılar

Merve ÖZGENÇ[1]

Çalışmalarında İslam mezhepleri, İslam düşüncesi ve Türklerin İslamlaşması gibi sorunlara yoğunlaşmış olan yazarımız Prof. Dr. Sönmez Kutlu, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunudur. Mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi’ne atanarak çalışmalarına devam etmiştir. Araştırma yapmak üzere İngiltere, Mısır, Kırgızistan, Kazakistan ve Amerika’da bulunmuştur. 2003 yılında ise profesör olarak halen, Ankara Üniversitesi’nde görev yapmaktadır.

Eser, Türklerin nasıl Müslüman olduğundan başlamış, mezheplere açıklık getirerek devam etmiş ve büyük âlimlerin görüşleri üzerine bilgilendirmeler de yaparak, bir röportaj ile bitirilmiştir. Türkler’in tarihsel süreçte yaşadığı Müslümanlığa ışık tutmaktadır. Türkler’in İslam dünyasına katkıları ve İslam yorumları zenginleşen ve aydınlatan akılcı etkiler ele alınmaktadır. Bu bağlamda eser tek bir alıntı ile anlatılmak istense: “Fıkıhta Hanefilik, İtikatta Maturidilik ve Ahlakta Yesevilik, günümüzde -Türk Müslümanlığı- adını verdiğimiz ahlaki ve akılcı dindarlığın üç sacayağını oluşturmaktadır. (sf:11)” bu cümle tercih edilebilir. Detaylara geçmeden önce anahtar kelimeler olan Hanefilik, Maturidilik ve Yesevilik kavramlarını açıklamakta fayda vardır:

Hanefilik, Ebu Hanife ve öğrencileri etrafında şekillenen bir reyci ve akılcı fıkıh mezhebidir. Bu mezhep fıkhi ve itikadi sorunları çözmek için akla dayanan çözüm önerileri sunmuşlardır. Hanefilik ile çözülebilen bu sorunlar sayesinde farklı etnik yapıdan gelen toplumlar Türk coğrafyasında birlikte yaşayabilmişlerdir.

Maturidilik, Kelam âlimi Ebu Mansur El-Maturidi etrafında şekillenmiştir. Maturidiliğin görüşleri Ebu Hanife’nin itikadi görüşlerine dayanmaktadır. Bütün Maturidiler Hanefi’dirler. Anadolu, Orta Asya ve Ortadoğu’da ilgi gördüğünden Türkler’in mezhebi diye de adlandırılır. Ayrıca akla yaptığı vurgularla da ön plana çıkar, zîra akıl her zaman önemli bir faktördür, genel bilgi ve ahlaki bilginin sağlamasını yapar. Sezgi, kalp, ilham ile ortaya bilgi çıkartmaya çalışanları da kınar. “Maturidi’ye göre dinin asıl kaynağı akıldır. Akılla vahiy asla çelişmez. (Sf: 75)”

Yesevilik, Kazakistan’da dünyaya gelen Ahmet Yesevi tarafından İslam’ın ahlaki boyutuna vurgu yapan düşüncedir. Ahmet Yesevi, Yusuf Hamedâni’nin müridi olmuştur ve dini tasavvufi ilimleri ondan öğrenmiştir. Kendisi de bir mutasavvıf olduktan sonra ve dergahın başına geçtikten sonra dervişleri ile birlikte Türk yurtlarında İslamiyet’i yaymaya çalışmış ve büyük bir nüfuz elde etmiştir. Tasavvufi anlayış ile halk edebiyatını sentezlemiştir. Halka halkın dilinden konuşmuş ve net anlaşılmayı amaçlamıştır. Bugün de Bektaşilik, Nakşibendilik gibi kollara ayrılarak varlığını sürdürmektedir. Unutulmaması gereken husus ise Yesevilik’in Türkler’e özgü olmasıdır.

Türkler’in İslamiyet ile ilişkisi daha öncesine dayanmasına rağmen en büyük etki Talas Savaşı ile olmuştur. Talas Savaşı’ndan sonra da çeşitli Türk boyları Müslümanlaşmaya devam etmişlerdir. Örneğin Oğuz Boyları’nın büyük bir kısmı Müslüman olurken göçebe yaşayan diğer kısmın müslümanlaşması 16. Asra ve sonrasına kadar devam etmiştir. Türkler’in tek tanrı inancına sahip olması, ahlak anlayışının olması, dünya hakimiyeti isteği, İslam’ın evrensel olması gibi ortak düşünceler İslam’ın kabulünü kolaylaştırmıştır. Türkler İslam dünyasına girdikten sonra savaşçı kimlikleri sayesinde İslamiyet hızla yayılmış ve büyük zaferler elde etmiştir; ancak kılıç ile kazandıkları yerleri kalem ile tutmaları gerektiğini biliyorlardı. Bu sebeple ilime önem vermişlerdi. Tüm bu gerekçeler, aslında Türk Müslümanlığı’nın oluşumuna zeminin hazırlandığını göstermektedir.

Kitapta akla dair vurgular oldukça fazladır. Aklın kullanılması içinse ilim/bilim şarttır. Bu hususta cahilden uzak durmayı ve cahil ile cehenneme bile yolculuk yapmamayı öğütleyen Ahmet Yesevî kültürümüzde ahlakî bir dindarlığın oluşmasına önemli katkıda bulunmuştur.

İmam Maturidî, akıl ve ilmi etkinliklere katılmayı herkesin vazifesi olarak görmüştür: ” İmam Maturidi’ye göre –ilim öğrenmek için yola çıkan bir talebeye, masraflarını ödemek ümmete farzı kifayedir. Eğer ilim talibinin masraflarını ödemekten çekinirlerse tıpkı zekat vermesi gerekenin vermemekte direndiği zaman, nasıl ki zorla alınıyorsa, ondan da zorla alınır. (Sf: 151)” Bugün de ülkemizde öğrencilere yardımlar yapılmakta ve kolaylıklar sağlanmaktadır.

Günümüzde İslam coğrafyasının ilimden/bilimden uzaklaşması sebebi ile çeşitli problemler ortaya çıkmıştır. Problemleri temel olarak şu şekilde sıralamak mümkündür: Bilim ve İslam’ın yan yana olmasının düşünülememesi, İslam dinine mensup insanların kendi içlerinde uzlaşamamaları ve bölünmeleri, deizm-ateizm taraftarlarının artması. Kutlu, eserinde günümüz İslam dünyasının mezhepler, cemaatler ve tarikatlar, şekilciliğe sıkı sıkı bağlanarak akıl kullanmadan taklit yolu ile hayatına devam ettirdiklerini söylemektedir. Bu oluşumlar “benim dediğim doğru seninki yanlış” diyerek iletişime kapalı ve anlayışsız bir hale gelerek birbirini dışlamaktadır (Işid gibi selefilik görüşüne sahip terör örgütü grupları örnek verilebilecek olan aşırı gruplardandır). Akıl kullanılmadığı için de şekilcilik ile İslam değerlerinin içi boşaltılmaktadır, dinin manası kavranamamaktadır. İslam’ın değerlerinin içinin boşaltıldığını gören gençler, de kendilerine uzak gelen bu anlayışı sorguladıklarında halk arasında yanlış anlaşılmakta ve neticesinde deist-ateist gibi adlandırılmaktadırlar. Bu durum gençlerin kaynaklara ve araştırmaya yönelmelerini engellemektedir.

Türkiye’de birçok insan Hanefi mezhebine mensuptur. Eserde de Ebu Hanife’nin, Maturidi’nin kadınların ilim sahibi olması, cahillik, iman-amel ayrımı, din ve şeriat ayrımı, diyanet-siyaset ayrımı, kadın erkek eşitiliği, gayri Müslimlere bakış açısı gibi güncel olaylara nasıl akılcı çözümler ürettiği anlatılmıştır. Yukarıda genel taslağı çizilen durumlara karşı esasen akıl kullanıldığında nasıl efektif sonuçlar elde edileceği; üstelik bunu günümüz âlimlerinin dilinden düşürmediği ancak uygulamadığı Ebu Hanife, Maturidi ve Yesevi görüşleri ile açıklamıştır. Bu üç alim de sorunları çözmek, dini anlamak ve İslam’ı yaşamak için Akla ve doğru bilgiye büyük önem atfetmişlerdir.

Sonuç olarak günümüzde akılcı, sağlam, bilgi temelli yeni yorumlara ihtiyaç vardır. Bunların olması için, yetkili kişilerin mutlaka sosyoloji, psikoloji, felsefe gibi ilimlere önem vermesi şarttır. Halkın da düzgün şekilde bilgilendirilmesi gerekmektedir. Kitapta ele alınan konular, günlük problemlerimize de önemli çözümler getirmektedir. Ayrıca Türkler’in İslam’ı içselleştirmesini ortaya koyması bakımından oldukça kıymetlidir. Eserin eleştirilecek yönlerinden birisi, çok fazla tekrara düşmüş olmasıdır. Bu durum, kitabın daha önce yazılmış makalelerin bir araya getirilerek oluşturulmasından kaynaklanmış olabilir. Aslında yazarın konuyla ilgili ilk çalışması İslam Araştırmaları Merkezince (İSAM) yayımlana Türkler ve İslam Tasavvuru eseridir. Tanıtımını yaptığımız çalışmanın daha iyi anlaşılması için onunla başlamakta yarar vardır. Ayrıca kitabın sonlarına doğru verilen detay bilgiler ile okuyucu ana konudan zaman zaman uzaklaştığı hissine kapılmaktadır.

 

Yararlanılan Kaynaklar:

http://www.21yyte.org/tr/arastirma/teostrateji-arastirmalari-merkezi/2014/08/29/7751/akli-karisiklar-icin-selefilik-ve-sunnilik-rehberi

http://www.sonmezkutlu.net/?pnum=142

[1] mrvozgnc@gmail.com

Prof. Dr. Sönmez KUTLU

Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, 287 Sayfa, ISBN: 978-605-155-556-0

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR