Türk Dünyası ve Matbuat

Ömer KARABAYIR*

Türk dünyasında yazılı basının ortaya çıkışı ve gelişimi maalesef yakın tarihli dönemlere rastlar. Halkın daha çok politik, kültürel ve ekonomik gelişmelerden haberdar olma ihtiyacını karşılayan yazılı basın dediğimiz kavram genellikle gazete ve dergilerden oluşur. Bu faaliyetlerin geç ortaya çıkması bir yana, yayınların süreklilik arz etmesinde de güçlükler yaşanmıştır. Bunda tabiî ki yeterince demokratik bir ortamın hazır olmayışının etkisi de vardır. Öyle ki günümüzde dahi aynı sorunlar yaşanabilmektedir. Osmanlı Devletinde ilk gazetenin yayımlanmaya başladığı 1831 yılından bugüne kadar çok çeşitli gazete-dergi basılmış olsa da, süreklilik ve yayınlara tahammül konusunda hâlâ ciddi eksikliklerimiz olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Matbuat faaliyetlerinin gecikmesi ve yetersizliğine ilâveten yayınları tanıtan, bu konuda derli toplu bilgileri edinmemize olanak sağlayan çalışmalarda da yetersiz olduğumuz ortadadır. Bu kanayan yaraya parmak basarak sorumluluk üstlenen Doç. Dr. Sebahattin Şimşir’in, “Türk Dünyası ve Matbuat” adlı eseri ihtiyacı giderme noktasında önemli bir referans olabilir.

Ocak 2018’de Post Yayın Dağıtım’dan çıkan “Türk Dünyası ve Matbuat”ın arka kapağında yazar, eseri meydana getirme gerekçesini açıklarken bu alandaki ihtiyacın derecesine değinmiştir. Türk dünyası üzerine yapılan yayınlarda İsmail Gaspıralı, Şihabettin Mercani, Fatih Kerimi gibi istisna birkaç isim dışında ciddi çalışmaların olmaması ve üniversitelerde basın ile ilgili derslerde açığa çıkan yetersizlik problemlerini kitabın kaleme alınmasındaki etkenler olarak sıralamıştır. Böylece, Önsöz ve Giriş dışında üç bölümden oluşan bu hacmi küçük, okunması rahat, muhtevası kıymetli eser meydana getirilmiştir. Her biri âdeta bir tanıtım yazısı mahiyetindeki gazete ve dergiler hususî hikâyeleriyle okuru ilgili dönemin hâdiseleriyle buluşturmaktadır.

Anadolu Türk Basını adını taşıyan ilk bölümde tahmin edileceği üzere ilk olarak, 1831 yılında II. Mahmud tarafından faaliyete geçirilen Takvîm-i Vekâyi’den söz edilmiştir. Kitabın hazırlanmasındaki asıl maksat bugüne kadarki matbuatın tüm faaliyetlerini anlatmaktan ziyade bir bilinç oluşturmak, bu alanda yapılacak araştırmalara bir nevi kapı aralamak olduğu için yayınlara uzun uzadıya değil birkaç sayfa alacak şekilde değinilmiştir. Kitap başlıklarının tümü gazete-dergi ismi değil, zaman zaman yayınları meydana getiren şahıslar da olabilmektedir. Meselâ bu bölümde Tercüman-ı Ahvâl Gazetesi tanıtıldıktan sonraki başlık, aynı gazetenin sahibi ve yazarı Agâh Efendi’ye münhasırdır. Benzer şekilde Tasvir-i Efkâr Gazetesi ve yayıncısı İbrahim Şinâsî; Akın Gazetesi ve başyazarı Ahmet Ağaoğlu peş peşe bölümlerde okura sunulmuştur.

Kitabın ikinci bölümü Anadolu’da Yerel Basın adını taşımaktadır. Bu bölüm Gazeteler ve Dergiler olmak üzere iki ayrı alt başlıkta incelenmiştir. Adından da anlaşılacağı gibi “yerel” kavramı ile ifade edilen bölümde dört gazete ve üç dergi tanıtımı yapılmıştır. En çok dikkat çeken yayınlar; gazeteler arasında Yeni Asır, dergiler arasında Türk Yurdu olarak göze çarpmaktadır. Halk nezdinde hayata geçirilen yayınların genellikle muhalif yapıda olduğu dikkat çeken bir durumdur. Zaten daha önce bahsedilen süreklilik probleminin yaşanmasının ana kaynağı da budur. Yayınların maddî sıkıntıları yoksa sonlandırılma gerekçeleri olarak muhalif yapıları göze çarpmaktadır.

Son bölüm Türk Dünyası ve Matbuatı adını taşıyan ve kitabın en geniş kapsamlı bölümü olarak karşımıza çıkmaktadır. Anadolu coğrafyası dışında tezahür etmiş yayınların incelendiği bölümde, daha önce de gerçekleştirildiği gibi zaman zaman yayıncıların veya yazarların biyografilerine de değinilmiştir. Gaspıralı İsmail Bey ve Molla Nasreddin için ayrı başlıklar söz konusudur. Biyografik kısımlarda da dikkate değer bilgilerin mevcut olduğunu söylemek gerekir. Özellikle, Türk dili ve Türk kültürü alanlarında önemli faaliyetleri olan, Türk dünyasındaki millî uyanış hareketlerinin öncülerinden Gaspıralı İsmail Bey hakkında ilginç bilgilere rastladığımı belirtmeliyim.

Eserde tanıtılan yayınlar arasında oluşum süreçleri ve hikâyeleri bakımından bazıları daha fazla dikkat çekmektedir. Bunlardan en önemlileri bana göre Ekinci Gazetesi, Yeni Kafkasya Mecmûası ve Halkın Sesi Gazetesi’dir. Özellikle, Ekinci’yi neşreden Zerdabi’nin çoğunlukla gazete işlerini tek başına yürütmesi ve dile getirdiği şu sitemi Türk dünyasındaki matbuatın gelişim seyrinin ne düzeyde olduğunu gösteren önemli bir mesajdır: “Dünyada gazeteyi beş on adam inşa eder. Onu çap eden, harflerini düzenleyen, tashih eden başka kişiler olur. Ama bu işlerin hepsini ben kendim yapıyorum… Ey bize dikkat edenler, bu gazetenin yanlışını görünce gülmeyin. Gülmenin yeri değil. Siz ağlayın ki, bizim Müslümanların bir tek gazeteyi de bastırmaya adamı yoktur.” (s.84-85) Öte yandan kendisini Türkçü olarak tanıtan Yeni Kafkasya Mecmûası’nın, yalnızca kurulduğu Azerbaycan’da değil tüm Türk memleketlerinde var olmayı amaçlamaları takdire değer bir durumdur. Zaten yayıncı kadrosunu oluşturan kaliteli isimlere bakıldığında, bu düşünce gayet doğal karşılanacaktır. (s.94-95-96)

Anavatan Türkiye’ye bağlılığı ile bilinen Kıbrıslı Dr. Fazıl Küçük’ün sahibi olduğu Halkın Sesi Gazetesi de yayın sürecinde çeşitli badireler atlatmıştır. Her şeye rağmen başarılı denebilecek bir yayın hayatı geçiren gazete bugün de varlığını sürdürmektedir. Sebahattin Şimşir’in, eserinde diğer başlıklara oranla daha fazla yer ayırdığı Halkın Sesi bölümünde, mezkûr gazetenin Londra’da yaşayan Türkler için 1982 yılından itibaren haftada bir kez Londra baskısı yapmasından[1] bahsetmemesini bir eksiklik olarak görüyorum. Eserin asıl amacının matbuat alanındaki tüm faaliyetleri anlatmak olmadığı doğrudur, fakat kısa da olsa, Londra’da yaşayan Türkler için çok önemli olan bu adımdan okurun haberdar edilmesi faydalı olurdu, kanaatindeyim. Bir diğer beklenti olarak da yine Kıbrıs’tan Londra’ya göç etmiş Türklerin meydana getirdiği Toplumun Sesi dergisine[2] bir başlık ayrılabilirdi diye düşünüyorum. Londra, Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir bölge olmasa da, Avrupa’nın ilk Türk derneği olma özelliğini taşıyan Kıbrıs Türk Cemiyeti’nin yayın organı olan Toplumun Sesi dergisinin, Türk dünyasındaki matbuat faaliyetleri arasında incelenmesi gerektiğini inanıyorum.

Yayınlar tanıtılırken sayfa yapıları, sayfa sayıları, içerik gibi yapısal özelliklere değinilmiş, bazen oluşum süreçleri hakkında detaylara da girilmiştir. İlgili dönemin hâdiselerine dair çeşitli ipuçlarını satır aralarında yakalamak mümkün olabilmektedir. Bununla birlikte, eserin genelinde zaman zaman okuma akışına sekte vuracak yazım hataları mevcuttur. Bu hatalar telafi edilebilecek düzeyde olup, eserin önemine gölge düşürmeyecektir. Sebahattin Şimşir, Türk dünyasındaki matbu yayınların doğum, gelişim ve sonlandırılma süreçlerine kısaca değindiği bu eser sayesinde hem önemli bir açığı kapatmaya çalışmış hem de yapılacak araştırmalar için okura ipucu sunmuştur.

* Bilgisayar Programcılığı / İstatistik Lisans Mezunu, İÜ AUZEF Tarih Lisans Öğrencisi, omerkarabayir@windowslive.com

[1] Semra Eren-Nijhar, Avrupa’nın İlk Türk Derneği Kıbrıs Türk Cemiyeti, s.265, Kıbrıs Türk Cemiyeti Yayınları, 1.Baskı, İstanbul, Nisan 2012

[2] a.g.e., s.39

Sebahattin ŞİMŞİR

Post Yayın Dağıtım, İstanbul, 1. Baskı, Ocak 2018, 127 Sayfa, ISBN: 978-605-9444-43-9

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR