Timur Devrinde Kadis’ten Semerkand’a Seyahat

Zafer SARAÇ*

Asya’dan gelen bozkırlı dev ordular Avrupa’da her zaman korkunç akisler uyandırmıştır. Büyük bir çığ gibi önüne gelen her şeyi yakıp yıkarak ilerleyen, mağlup edilemeyen bu nedenle efsanesi kendisinden önce giden bu savaşçı güruhun önüne bent olarak tehlikenin yamacına yaklaşmasını dahi istemeyen Avrupalı liderler ve Papalık sık sık doğuya elçilik heyetleri yollamışlardır. 12. Yüzyılda Cengiz Han ve Moğol badiresini atlatan Avrupa, 15. yüzyılın başında yeni bir tehlike ile karşı karşıya kalmış, Ankara Savaşı’nda Osmanlı’yı mağlup eden Timur Orduları Müslüman olmaları hasebiyle olası gaza ve cihat fikriyle Batının kapısına dayanmıştır. Hristiyan Roma’nın bekçiliğine namzet İspanya kralı 3.Henry geçmişte uygulanan bir yöntemi tekrar gündeme getirerek, hazırlamış olduğu elçilik heyetini Timur’a yollamıştır[1].

15. yüzyılı geçmişle kıyaslandığımız zaman daha global bir dünya karşımıza çıkar. Ulaşımın eskiye nazaran daha kolay yürütülmesi; toplumların birbirini tanımak kastıyla daha sık temasa geçmesine neden olmaktadır. Hatta Batının Doğuyu tanımak için gönderdiği elçilik heyetlerine karşılık olarak, Müslüman diplomatlarda artık Batı seferine çıkmaktadır[2]. Bu meyanda Timur’un mührünü taşıyan memurları, büyük fatihleri için Avrupa’yı daha bilinir kılmak adına, Avrupa seferine çıkmışlarıdır. O esnada İspanya’da olan Timur elçilik heyetine karşılık, İspanya Kralı başkanlığını Ruy Gonzales de Clavijo’nun yaptığı bir heyeti 1403 yılında Timur’a yollamıştır. Clavijo ve beraberindekiler deniz yoluyla İstanbul’a oradan yine deniz yoluyla Trabzon’a sonra sırasıyla Erzincan, Erzurum, Bayezid, Tebriz, Sultaniye, Rey, Nişabur Meşhed, Merv ve son olarak Timur’un başkenti Semerkant’a ulaşmıştır. Dönüş yolunda yer yer farklı bir güzergâh izleyen elçilik heyeti, Semerkant’a giderken ziyaret ettiği yerlerden farklı olarak Buhara, Bavard, Kazvin, Tortum ve Sürmene üzerinden Trabzon’a oradan da tekrar deniz yoluyla 1406 yılında memleketine dönmüştür. Bu uzun sefere ilişkin bilgiler, Clavijo tarafından kayıt altına alınmıştır. Bu yazımızda Clavijo’nun Seyahatnamesinin “Köprü Kitapları Yayınevi” tarafından yapılan “Timur Devrinde Kadis’ten Semerkand’a Seyahat” isimli Türkçe çevirisi tanıtılacaktır[3].

Clavijo’nun seyahatnamesi genel olarak iki ana bölümden oluşmuştur. Her bölüm ayrı bir kitap olarak teşekkül ederken, bu kısımların haricinde İlk olarak “Timur Devletine Genel Bir Bakış” isimli bölümle bölgenin ve o dönemki dünyanın siyasi şartları hakkında genel bilgi verilmiştir. Birinci bölüm de Clavijo Kadis’den Nişabur’a kadar olan seyahatini anlatırken; ikinci bölüm de ise Clavijo, seyahatinin Nişabur’dan Timur Devleti’nin başkenti Semerkant’a ve oradan da memleketi İspanya’da bulunan Seville’e kadar olan kısmını aktarmıştır. Birinci bölüm 9, ikinci bölüm 8 alt başlık kapsamında seyahat güzergâhları ve geçici ikamet edilen şehirler için ayrılmıştır.

Eserin çevirisi gayet açık, yalın ve anlaşılır bir özellik göstermektedir. Sık sık yapılan yazım yanlışları göze batsa da, okuma akışına fazla olumsuz etki yapmamaktadır. Çevirinin en önemli eksiği ise akademik bir perspektif sunmamasıdır. Mezkûr seyahatname yüksek önemi haiz bir bilimsel yapıya sahip olmasına rağmen, notlar ve dönemi anlatan başka kaynaklarda geçen bilgilerle desteklenmediği gözden kaçmamaktadır. Notlarla desteklenen kısımlarda ise kaynak belirtilmemesi verilen bilgilerin dayanaksız kalmasına neden olmaktadır. Ayrıca metin içerisinde geçen bazı yabancı isimlendirmelerin açıklanarak dipnotla belirtilmemesi, okurun aklında birçok soru işareti bırakmaktadır. Okuyucunun işini kolaylaştırmasına rağmen eksikliği hissedilen bir diğer unsur ise eserde hiç haritanın kullanılmamasıdır. Harita seyyahın güzergâhını ve günümüzde olmayan birçok beldeyi göstermesi açısından araştırmacının işini kolaylaştırabilirdi. Bu tip eksiklikler eserin akademik bir duruşa sahip olmasını engellemektedir.

Clavijo’nun seyahatnamesi Türk Tarihi için yüksek kıymet arz etmektedir. İstanbul’dan sonra Anadolu’ya adım atan Clavijo, Trabzon’dan Semerkant’a kadar Türklerin yoğun nüfusa sahip olduğu, Malazgirt’ten sonra Türk tarihinin teşekkül ettiği, geniş coğrafyanın tam ortasından geçmiştir. Bu nedenle Türklerin yaşadığı bölgelerinin siyasi, sosyal, kültürel, iktisadi ve dini yapısına ilişkin önemli bilgiler seyahatnamenin satır aralarında kendisine yer bulmuştur. Ayrıca Clavijo’nun Timur’un yükselen Türkistan’ı ile Osmanlı’nın Fetret’i yaşayan Anadolusu arasında kıyası mümkün kılan anlatıları sayesinde, Türk tarihinin önemli bir kavşak noktası daha belirgin hale gelmiştir.

Seyahatname genel olarak Türk tarihi için yüksek önem arz etmekle beraber, özelde Timur ve devleti için ana kaynak hükmünde olduğuna şüphe yoktur. Özellikle hakkında fazla bilgi olmayan bir Türk devletinin mevzu bahis olması, Clavijo’nun yazdıklarını daha önemli kılmaktadır. Seyyahın devletin kurucusu Timur’la görüşmesi, ülkenin en uzak noktasından merkezine kadar olan tabloyu görünür kılması ve yönetimin merkezindeki işleyişi gözlemlemesi siyasi bir yapının çözümlenmesinde kullanılacak en önemli verileri okuruna sunmasına neden olmuştur. Clavijo zikredilen bilgileri kalem kalem vererek Timur’un yaşamına ve kurmuş olduğu devletinin tarihine ışık tutmuştur.

Her şeyden önce Clavijo’nun seyahatnamesi bir elçilik raporudur. Bu gözle değerlendirildiği zaman bir yerde krala hesap vermek amacıyla yazıldığı düşünülebilir. Ama benzerleriyle kıyaslandığı zaman, askeri, lojistik ve stratejik bilgilerin fazlasıyla sönük kaldığı görülür. Clavijo bir hatırat şeklinde gördüklerini ve duyduklarını bize nakleder. Bunu yaparken bir devlet raporu ciddiyetiyle ve katı devlet ağzıyla aktarımını yapmaz. Clavijo’nun bu üslubu, yazdıklarını krala değil de sanki Doğu’yu merak eden kitlelerin merakını gidermek için kaleme aldığı fikrini uyandırır. Böylelikle siyasi yaşamın gölgesinde kalmış sosyo-kültürel özellikler görünür kılınırken; seyahatname rapor kalıplarını kırar hem devrinde hem de gelecekte ilgi çekici bir mahiyette zuhur eder.

Clavijo’nun seyahatnamesi devlet raporu statüsünden düşmekle çağımızda sıkça gördüğümüz gezi yazısı formuna bürünmektedir. Seyyahın hedefi Timur ve devleti olmasına karşın, güzergâhı üzerinde bulunan önemli şehirler, mekânlar ve halklar başka seyahatnamelerde pek rastlanmayacak kadar detaya maruf bir şekilde yer alır. Clavijo gözlemlerine bölgedeki sözlü kültür numunelerini de ekleyerek, genel bir intiba uyandırmaya çalışır. Clavijo’nun tasvir gücü fazlasıyla iyi olup, betimlemeleriyle adeta anlatılan mekânın ya da coğrafyanın resmini çizer. Anlattığı bazı yerlerin bugün bulunmaması ise verdiği bilgilerin kıymetini katbekat arttırır. Ziyaret ettiği şehirlerin önemli yapılarını en ince ayrıntısına kadar anlatarak şehir, kurum ve mekân tarihi ile ilgili çalışan araştırmacılara eşi bulunmaz bilgiler sunar. Örneğin İstanbul’un fetihten önceki görünümü hakkındaki izlenimleri, kadim şehrin gizli sırları dâhil olmak üzere birçok bilinmezini deşifre eder. Yine ziyaret ettiği yerleri köylerine varıncaya kadar zikretmesi, anlatılan bölgenin tarihi coğrafyası için ehemmiyet arz eder.

Tarih ilmi için önemli kaynaklardan biriside seyahatnamelerdir. İçerdiği eşsiz bilgilerle tarihin yeniden yazılmasına vesile olan bu müstesna kaynaklar geçmişin resmini çizdiği gibi gelecekte yapılacak olan yeni araştırmalarında yol haritasını çizer, açılan yeni kapılardan giren araştırmacılar tarih ilmine yeni soluk kazandırır. Clavijo’nun seyahatnamesi tam anlamıyla belirttiğimiz şekilde bir intibaı okurunda uyandırmakta, yaklaşık altı yüz yıl öncesinden yazılmasına rağmen zamanını aşan bir yapıya sahip olarak tazeliğini korumaktadır.

* Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Türk Tarihi Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Öğrencisi Programı, zafersarac@hotmail.com

[1] Elçilik heyetinde Clavijo ile beraber, Rahip Alfonso Piz Subay Gomez de Salazar bulunmaktadır. Din adamlarının gönderilmesi örtülü bir dini amacın gözetildiği anlamında yorumlanabilir.

[2] Clavijo İspanya Kralı 3. Henry’nin Anadolu istikametine gönderdiği ikinci elçidir. İlk elçilik heyeti 1402 yılında Anadolu’ya gelerek, Timur’un Ankara dışındaki karargahlarında görüşmüşlerdir. Buna istinaden Timur’da İspanya’ya bir elçilik heyeti göndermiş, Clavijo Timur’un İspanya’ya gelen elçisiyle beraber Türkistan’a seyahat etmiştir.

[3] Eserin sahibi Clavijo 1412 yılında ölmeden önce notlarını derleyip eserini kaleme almıştır. İlk nüshaları Madrit  Milli Kütüphanesi’nde korunmaktadır. Eserin ilk baskısı 1582 yılında Argon Omolina tarafından basılmıştır. Sonra 1782’de ikinci kez basılmıştır. Bu nüshadan İngilizce çevirisi yapılmış. Rus alim Serezinoski Rusçaya eseri çevirmiştir.(s.16-17)

Ruy Gonzalez de Clavijo (Çeviren: Ömer Rıza Doğrul)

Köprü Kitapları, 1. Baskı, İstanbul, 2016, 252 Sayfa, ISBN:978-605-664-46-10

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR