Tarihimizi Aydınlatan Belgeler

Ömür KIZIL[1]

Geniş bir zaman ve mekân içerisine yayılarak gelişim göstermiş olan Türk tarihi, bu özelliğinden dolayı tarih yazımı ve öğretimi/öğrenimi hususunda bazı güçlükleri barındırmaktadır. İddialı bir şekilde “Türk tarihi” başlığını taşıyan pek çok eser, Türk tarihinin taşıdığı bu nitelikten dolayı acziyete uğramak durumunda kalmıştır. Zira mekânsal olarak Türkistan’ın doğusundaki dağlardan, steplere, Elbruz ve Kafkas dağlarına, Akdeniz kıyılarına ve daha batıda Albaniklere kadar yayılan; zamansal olarak ise binlerce yılı bulan bir mazi, bütüncül perspektifle anlatımı güçleştirecek bir mahiyet arz etmektedir. Ancak diğer yandan, Türk tarihi, kültürü ve ideallerinin genç nesillere tevarüs etmesinin bir önkoşulu olarak da bu tarihin derli toplu bir şekilde yeni nesillere sunulması gerekmektedir. Necdet Bayraktaroğlu, “Tarihimizi Aydınlatan Belgeler” başlıklı hacimli eseri ile bu milli amaca hizmet etmek uğruna kalemini hizmete koşmuş görünüyor.

Alman tarihçi Leopold von Ranke (d.1795-ö.1886), tarihsel kanıt ve belgelerin tarih yazımındaki önemini ihya etme bakımından tarihi bir görevi yerine getirmiştir. Arka planda pozitivizmin itici gücünü barındıran bu hamle, tarih disiplinine doğa bilimlerinin yanında saygın bir yer kazandırdığı gibi; ulus devletlere de milli tarih yazımı konusunda güçlü bir argüman sunmuştu. Bayraktaroğlu (2017) adı geçen eserinde, Türk tarihinin bu güçlü argümanlarını kültür ve değer aktarımı amaçlı,  tamamen didaktik bir gaye ile bir araya getirerek, bugünkü ve gelecekteki Türk neslinin hizmetine sunmuştur. Henüz “önsöz”de bu gaye açık bir şekilde dillendirilmiş ve ilerleyen sayfalara da ince ince işlenmiştir.

“Tarihimizi Aydınlatan Belgeler” genel yapısı itibariyle “Önsöz”, Türk tarihinin çeşitli dönem ve mekânlarına ilişkin belgeleri barındıran 29 bölüm, “Son Söz” ve “Kaynakça” bölümlerinden oluşmaktadır. Yukarıda da değinildiği üzere, yazar önsözde kitabın yazım amacı ve içeriğiyle ilgili gayet açık bilgiler sunmuştur.

Kitabın temel içeriği 29 ayrı bölüm halinde ele alınmıştır. Yazar, bu bölümlerin içeriğini, kesin ve değişmez bir kaide teşkil etmemekle birlikte genel olarak kronolojik düzene göre sıralamıştır. Eser bu yönüyle, Türk tarihini, birincil kaynakları vasıtasıyla bütüncül bir şekilde sunma başarımını sergilemektedir. Bütüncül bir şekilde sunabilmektedir, çünkü yazar bu bölümlerde yalnızca Türk tarihini aydınlatan belgeleri sunmamış, bu belgeleri ortaya çıkaran ve anlam kazanmasını sağlayan tarihsel arka planı da anlatımıyla beslemiştir. Bu yönüyle kitap, kesinlikle salt belge sunumu yapmamaktadır. Başlangıçtan sonuna kadar adeta Türk tarihini bütüncül bir şekilde belgeler üzerinden ele almaktadır. Ek olarak, kronolojik tasarımı güçlendirmek ve zamansal ve kronolojik düşünme açısından okuyucuya referans noktası sağlamak adına, belgelerin ortaya çıktığı/yazıldığı yılın ilgili bölüm başlıklarında belirtilmesinin faydalı olacağı söylenebilir.

Kronolojik sıralamaya riayet edildiğinden, Türk tarihini şekillendiren ilk ve önemli yazılı belge olarak Kuran-ı Kerim ele alınmıştır. “Kuran’ı Anlamak ve Yaşamak” başlıklı bölüm, Türklerin İslam dinine itikadi yaklaşımları açısından, Maturidi anlayışın güzel bir temsilini oluşturmaktadır. Kuran-ı Kerim’i okumanın faziletlerinden bahsedilen bölümün en dikkat çekici vurgularından birisi, Kuran-ı Kerim’in mealden okunarak anlaşılmasının önemi üzerinedir. Yazar bundan sonraki bölümlerin tamamına yakınında, başlangıç kısımlarında Kuran-ı Kerim’i ve hadisleri referans noktası olarak kullanmıştır. Bu münasebet ile birinci bölümde bahsettiği hususları bizzat kitap boyunca uygulayarak gösterdiğini söyleyebiliriz.

“Ata Vasiyetleri, Orhun Kitabeleri” başlıklı ikinci bölümde ise başlıktan da anlaşıldığı üzere, Orhun yazıtları ele alınmıştır. Yazıtlardan doğrudan alıntılara sıklıkla yer verilen bölümde, genç neslin milli şuurunu uyanık tutabilmek için atalardan kalan kitabelerin öğretim amaçlı kullanılması gerektiğine vurgu yapılmıştır.

Yazar, Türk tarihini kronolojik ve bütüncül bir perspektifle sunma kaygısından dolayı, doğrudan belge aktarımına dayalı olmayan ara bölümler de tasarlamış gibi görünmektedir. “İslam’da İlk Türkler” ve “İslam’ın Tebliğinde Türklere Yapılan Zulüm ve Katliam” başlıklı bölümler de bu minvalde değerlendirilebilecek bölümlerdendir. Bu bölümlerde ayet, hadis ve çeşitli tarihi alıntılardan faydalanarak, İslamiyet’i kabul eden öncü Türklerden bahsedilmiş ve ilk karşılaşmalar esnasında yaşanan olaylara yer verilmiştir. Bölümün sunduğu önemli bir görüş ise, İslamiyet’i kabul etmeyen Türk topluluklarının milli benliklerini kaybetmiş olmaları üzerinedir. Yukarıda bahsedilen ikinci başlıkta ise, Emeviler tarafından Türklere yapılan zulüm ve katliamlar konu edilmiştir. Bu bağlamda Baykent, Buhara ve Talkan talanları ve katliamları; Türklerin isyan hareketleri ve mukavemetleri konu edilmiştir. Bu bölümün, kitabın konusu açısından en dramatik kısımlarından birisi ise Arap işgalcilerin Türk yazı dilini yasaklaması ve binlerce belgeyi, kitabı yok etmesidir.

İlerleyen bölümlerde ise “Türklerin Ehlibeyt Sevgisi” icazetnameler eşliğinde anlatılırken; duanın önemi ve tarihimizdeki yeri Sultan Alparslan, Kanuni Sultan Süleyman ve Atatürk gibi tarihi şahsiyetlerin, tarihimizdeki önemli referans noktalarında cereyan eden olaylar esnasında ettikleri dualar vasıtasıyla ele alınmıştır. Duaların yanında tarihimizde yer etmiş bazı beddualara ve bedduanın kültür ve inanç boyutları içerisindeki yerine de değinilmiştir.

Günümüzde büyük bir sosyal problem teşkil eden “kadına şiddet” konusunda, bu feci durumun önlenmesi ve toplumun yaygın eğitimi açısından “Tarihimizde Türk Kadınının Toplumda Yeri ve Önemi” başlıklı bölüm ders niteliğindedir. Bu önemli sosyal problemimizin farkındalığından olsa gerek; yazar bu konuya daha bir itina ile yaklaşmış ve Türk tarihinde yer bulmuş fermanlar ve sözler üzerinden Türk kadınının tarihimizdeki sosyal statüsü hakkında önemli veriler sunmuştur. Meseleye İslam öncesi Türk topluluklarından ele alarak başlanmış, daha sonra İslam’da kadının yeri incelenmiş ve son olarak da İslamiyet’i kabul eden Türk topluluklarında kadının yeri konu edilmiştir. Milli mücadele esnasında canını ortaya koyan Tayyar Rahime Hanım, Şerife Bacı ve Asker Saime Hanım gibi isimler de bu konuda ihmal edilmemiş ve Türk kadınının gerektiğinde vatan müdafaasında da erkeklerle aynı statü ve şartlar içerisinde mücadeleye dâhil olduğu gösterilmiştir.

Eser, Türk sosyal hayatının her alanına hitap edecek nitelikte belgeleri barındıracak mahiyette dizayn edilmiştir. Bu yönüyle ayrı bir bölüm ayrılan “Ahilik Nizamnamesi”nin günümüz esnafına vereceği çok ders vardır. Türk yardımlaşma ve dayanışmasının en güzel tezahürü olan vakıflar ve vakıfların işleyişini esas alan vakıfnameler de, tarihten bugünün nesillerine seslenen bir diğer hazinemizi teşkil etmesi suretiyle kitapta kendisine müstakil bir yer edinmiştir.

Bayraktaroğlu (2017); yalnızca belgeler, olaylar ve olgular üzerinden ilerlememiş, Türk tarihinin büyük simalarını da genç nesillerin dimağına işlemek istercesine, onların isimleri ile zikredilen önemli belgeleri de ayrı bölümler halinde ele almıştır. Bu bölümlerin en ilginçlerinden birisi de “Tüzükat-ı Timur”u konu edinen bölümdür. Büyük Türk devlet adamı Emir Timur’un, devlet yönetme prensipleri ve vasiyeti belge olarak ele alınırken; kısaca hayatına da değinilmiş olması eserin didaktik hüviyetini bir kez daha ön plana çıkarmaktadır.

Medeniyet konusunda Türk kültür ve uygarlığının geldiği noktayı göstermesi açısından; Türklerin insan, hayvan, bitki, çevre, ticari malların standart ve kalitesine verdiği önem, bunların korunması ile ilgili fermanlar vasıtasıyla sunulmuştur. Eğitim (okuma), kitaplar ve kütüphaneler ile Türk kültürünün çekirdeğini teşkil eden Türkçe’nin önemi de benzer şekilde ferman, tarihi metin ve sözler aracılığıyla konu edilmiştir.

Tarihsel bütünlüğü sağlamak adına, Osmanlı İmparatorluğu’ndan, Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş aşaması “Türkiye Cumhuriyeti’nden Önce Kurulan İlk Türk Hükümetler” başlıklı bölüm ile sunulmuştur. Bu bölümde Rodop Hükümeti, Batı Trakya Türk Cumhuriyeti, Güneybatı Kafkasya Milli Geçici Hükümeti ve Oltu Şura Hükümeti, Türkiye Cumhuriyeti’nin ayak sesleri olarak ele alınmıştır. Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer aldığı halde, Milli Mücadele sonrasında da yurt dışında kalan Batı Trakya’da kurulan devlet için Süleyman Askeri Bey tarafından yazılan marş, yürek sızlatıcı bir şekilde bölümde yer etmiştir. Yine konu bütünlüğünü sağlayacak şekilde Milli Mücadele’yi gerekli kılan işgaller ve Türk esirlere yapılan kötü muameleler anılar eşliğinde ele alınmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nda Türk’ün yüz aklarından olan Fahreddin Paşa’nın Medine Müdafaası ve Halil (Kut) Paşa’nın Kut’ül Amare zaferleri belgeler, mektuplar ve yayımlanan ordu emirleri vasıtasıyla sunulmuştur.

Milli Mücadele esnasındaki fetvalar savaşı ve Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’nin Nizamnamesi ile eser son söz bölümüne geçiş yapmaktadır.

Yazar, son sözde kitabın hedef kitlesini tıpkı önsözde olduğu gibi Türk gençleri olarak tanımlamakta ve devlet büyükleri, bürokratlar, basın ve yayın mensupları ile iş adamlarını eklemektedir. Bu listeye belki bir de öğretmenleri eklemek gerekmektedir; özellikle de Sınıf, Sosyal Bilgiler ve Tarih öğretmenlerini. Zira kitabın amacına hizmet edecek mahiyette örgün eğitim aşamalarında görev alan bu kitle açısından, “Tarihimizi Aydınlatan Belgeler” hazine niteliğindedir. 2005 yılı ve sonrasında gerçekleşen öğretim programı değişiklikleri ile ülkemizde öğrencilerin çeşitli düşünme becerilerinin geliştirilmesini hedefleyen yapılandırmacılık sistemine geçilmiştir. Bu anlayış doğrultusunda önem kazanan öğretim yöntem ve tekniklerinden birisi de “tarihsel kanıt analizi”dir. Bu tekniğin uygulanmasında karşılaşılan önemli güçlüklerden birisi ise tarihimizdeki yazılı belgelere günümüz Türkçesi ile derli toplu bir şekilde ulaşma konusunda yaşanan sıkıntılardır. Bu durumu göz önünde bulundurduğumuzda Bayraktaroğlu (2017)’nun çalışması her Sınıf, Sosyal Bilgiler ve Tarih öğretmeninin kitaplığında yer etmelidir diyebiliriz. Zira Türk tarihinin yazılı çağlarının başından günümüze kadar, öğretim programındaki kazanımlarla uyumlu yüzlerce belge (kitabe, ahitname, vasiyetname, nizamname, fetva, zafername, ferman, anı vb.) didaktik bir üslup ile tek kapak altında toplanmıştır. Diğer yandan kitap, değerler eğitimi konusunda da önemli argümanlar barındırmaktadır.

Son söz olarak; milli şuur ve milli kimliklerin yaratımı hususunda tarih yazımı ve öğretiminin önemi, son iki yüzyıldır ulus devletler tarafından tecrübe edilmiştir. Ulus üstü birlik girişimlerine sahne olan günümüzde, bu husus hala önemini muhafaza etmektedir. Konu ile ilgili mevcut düzen göz önünde bulundurulduğunda “Tarihimizi Aydınlatan Belgeler” başlıklı eser, bu istikamette kullanılabilecek bir değer arz etmektedir.

[1] Doktora Öğrencisi/Öğretmen. Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Sosyal Bilgiler Eğitimi Bölümü/Milli Eğitim Bakanlığı. omurpasha@hotmail.com

Necdet BAYRAKTAROĞLU

Ankara, Panama Yayıncılık, 2017, 480 Sayfa, ISBN: 978-975-2444-65-2

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR