Tarihçinin Kayıtları’na Göre (Shi Ji) Göre Hunlar

Zafer SARAÇ*

Türk tarih yazımı için Çin kaynakları vazgeçilmezdir. Özellikle Türk tarihinin tarih öncesi dönemleri ve ilk çağları için paha biçilmez malumata Çin kaynakları arasında yapılan gezintilerle rahatlıkla ulaşılabilir. Yazılı kültürü komşuları kadar efektif bir şekilde meydana getiremeyen Türklere karşın, Çinliler yerleşik yaşamın avantajlarını kullanarak kaleme aldıkları raporlar ve kayıtlar vasıtasıyla oluşturdukları devlet arşivi sayesinde geleceğe ışık tutacak şekilde tarihe not düşmüşlerdir. Bu kayıtlardan biriside orijinal adıyla “Shi Ji” olarak bilinen “Tarihçi Kayıtları”dır. Si Magian[1] tarafından MÖ.109-MÖ.91 yılları arasında yazılan bu eser Türk tarihine ait en eski ve köklü kayıtlar olmak üzere bilinen ilk Türk kavmi Hunlara ait eşsiz bilgiler sunmuştur. Türk Tarihi için önemli olduğu kadar Çin tarihi içinde fazlasıyla önemli olan bu kayıtların en önemli özelliklerinden biri yöneliminin sadece içe dönük değil; başka kavim ve milletleri anlatacak kadar dışa dönük olmasıdır. Türk tarihi açısından kıymetli bu eser Pulat Oktan tarafından dilimize kazandırılmıştır.

20. Yüzyılın ikinci çeyreğinde Atatürk’ün Türk Tarih Tezi fikrine mahsuben Türk Tarih Kurumu kurulmuş, Türk tarihinin ilk devirleri ile ilgili araştırmalar hız kazanmıştır. Bu dönemde üniversitelerimizde Sinoloji kürsüleri açılmış, Çinlerin cephesinden bakılarak Türk tarihinin deşifre edilmesi için çabalar sarf edilmiştir. Cumhuriyetin bu ilk çeyreğinde önemli bilim adamları yetişmiş, bu ilk akademik jenerasyonun tedrisatından geçen Sinoloji ilminin ikinci kuşağı ile beraber bilim dünyası önemli isimler kazanmıştır. Bu isimlerden birisi de Pulat Otkan’dır. Otkan Lisans eğitimini tamamladıktan sonra Çin’de ve Uzakdoğu’da master eğitimlerini tamamlayarak, 1989 yılında profesör payesine ulaşmıştır. Çinceye yüksek hâkimiyeti onun birçok kaynağı dilimize kazandırmasına neden olmuştur. Shi Ji kayıtları bunlardan birisidir.

Eser elimizde cisim kazanmasına rağmen; ne yazık ki uzun yıllar mesaisinin önemli bir kısmını mezkûr esere ayıran Pulat Oktan’a meydana getirdiği eserini görmek nasip olmamıştır. Otkan’ın vefatını izleyen dönemde eser, onun notlarından çevirilerinden istifade edilerek Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Giray Fidan tarafından yeniden ele alınmış ve Türk okuruna sunulmuştur. Otkan’ın zamansız vefatı sebebiyle onun kıymetli yorumlarına rastlayacağımız notları henüz çeviri metninin başında kesilmiştir. Bundan sonraki kısımlarda ise sadece notların bulunduğu kısımlar belirgin olup, notun karşılığında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Buna rağmen çeviriye esas olan metin, genel mahiyette yazarın Çinceye vukufiyetinin sonucu olarak, kıymetinden fazla bir şey kaybetmemiştir.

Shi Ji'nin Türkler için önemli bir kaynak olduğunu yukarıda belirtmiştik. Bu nedenle daha önceden bu kaynağın Hunlarla ilgili kısımları üzerinde farklı Türk araştırmacılar çalışmıştır[2]. Ele aldığımız eseri benzer türdeki eserlerle kıyasladığımız zaman, en büyük eksiğinin çevirenin notlarından mahrum olduğu görülecektir. Bu eksiklik ise çeviri metninden önce kitabın başında yer alan yaklaşık elli sayfalık bir kısımla kapatılmak istenmiştir. Çeviri metinin haricindeki bu kısımlar ile farklı başlıklar altında, Hunların siyasî, sosyal, iktisadî, idarî, tarihî, demografik, dinî ve diplomatik yaşamları ele alınmış, fakat muhtemelen notların dağınıklığına bağlı olarak belirli bir tasnife gidilmemiştir. Türk tarihinin ilk dönemleri açısından geniş bir perspektif sunarak, Hunların daha iyi algılanmasını sağlayan bu başlıklar hiç kuşku yok ki eserin kıymetini arttırmıştır.

Otkan tarafından Türk Tarihinin karanlıklarını aydınlatmak kastıyla ele alınan eserin, literatüre katkı sağladığı şüphesizdir. Özellikle Türklerin ilk tarihleriyle ilgili kısıtlı Türkçe kaynağın olduğu düşünüldüğünde, eserin genel Türk tarihi açısından pozitif bir değer olduğu su götürmez gerçektir. Nasıl bir katkı sunduğunun kanıtı ise eserin son kısmına eklenen kaynakçada açığa çıkmaktadır. Eseri besleyen yabancı kaynakların fazlalığı Türk tarihi açısından bahsettiğimiz tarzda eserlere ne kadar ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.

Shi Ji 2000 yıllık bir geçmişle Çin tarihini netleştirmek iddiasına sahip olduğundan oldukça geniş bir anlatıya sahiptir. Bu nedenle Türklerle ilgili kısımlar farklı yerlerde[3] ele alınmıştır. Bu bölümler kitapta dört ayrı başlıkta değerlendirilmiştir. Monografik ve biyografik bu metinlerde düşmanın (Hunların) düşmüş olduğu durum, bölgeden bildirilen raporlar ve Çin tarihine damgasını vuran yaşamlar ele alınmıştır. Örneğin kitapta dört bölüm halinde Hsiung-nu’lara (Hunlar) ait monografik bir metin, batıya giden Çin elçisi Ch’ang Chi’en’in Türklerin yaşadığı Fergana (Ta-yüan) bölgesine ait raporları, Li Kuang, Wei, Huo Chü-ping isimli generallere ait biyografiler farklı başlıklar altında eserde sunulmuştur.

Eserde dikkat çeken bir husus da Türk tarih anlatısının en önemli figürlerinin ve olaylarının resmedilmesidir. Özellikle Metehan’ın faaliyetleri, yaşadığı maceralar ve Hunların iç siyasetine ait olaylar dışarıdan objektif bir bakış açısının nişanesi olarak okura sunulmaktadır. Fakat Çin-Hun karşılaşmalarındaki aynı objektifliğin görülmediği Çin'in lehine yapılan yorumlardan anlaşılmaktadır. Neticede Türk zaferleri daha az ayrıntıya maruf bir şekilde servis edilirken; Çin galibiyetleri efsaneleştirilmektedir.

Gerek çeviri kısımlarında gerekse de açıklamalarda açık sade ve anlaşılır bir dil anlatımı kolaylaştırmaktadır. Fakat Çince yer ve şahıs isimlerinin bolluğu akıcılığı yer yer bozmakla beraber anlatılan olay örgüsünün siyasi yönünün fazla olması karmaşık ilişkileri önemsemeyen okurlar için sıkıcı hâl alabilir. Ayrıca Çincenin okuru zorlayan özelliklerinden biriside isimlerin telaffuzunda karşımıza çıkmaktadır. Eserde de bu tarz sıkıntıların varlığı dikkat çekmektedir. Yazılan metinlerde iki farklı Çince transkripsiyon metodunun kullanılması bazen aynı manaya gelen farklı isimlerle karşılaşılmasına neden olmaktadır. Bu sorunun ortadan kaldırılması için kitabın sonuna çevirim tablosu eklemiştir.

Sonuçta; Türk tarihi için önemli bilgiler içeren bir eser dilimize çevrilerek temayüz etmiştir. Her öğrenci tarih eğitiminin ilk evrelerinden itibaren “Bilinen ilk Türk Devleti Hunlar’dır” cümlesi ile karşılaşır. Bu çok bilinen bilginin az bilinen yönü ise hangi kaynakta olduğudur ya da Çinlilerin kendi hanedan kayıtlarını tutarken, bizim tarihimizi de yazmaya başladıklarıdır. Ama bir yerde düşmanın hayırlısı, rakibinin hakkını teslim edendir. Rakibimiz hakkımızla beraber geçmişimizi de bize teslim etmiştir. Bundan sonrası için üzerimize düşen ise tarihimizi daha şeffaf bir boyuta çevirmektir. Bu nedenle bahsettiğimiz eser büyük bir okyanusta atılan kulaç olsa da, bu tarz eserler bizi bir gün Türklüğün kadim toprağına ulaştıracaktır.

* Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Türk Tarihi Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Öğrencisi Programı, zafersarac@hotmail.com

[1] Çin’de tarihi yazımının babası olarak bilinmektedir. Han Hanedanlığı dönemindeki ilimler meclisinin başkanlığını yapmaktaydı. MÖ.135 ve MÖ.86 yılları arasında yaşamıştır.

[2] Ayşe Onat, Sema Orsoy, Konuralp Ercilasun; Han Hanedanlığı Tarihi/ Çin Kaynaklarında Türkler/ Hsiung-nu Biyografisi, ,TTK, Ankara, 2012. Ayşe Onat; Han Hanedanlığı Tarihi/ Ch’ang Chi’en Biyografisi- Li Kuang Biyografisi, TTK, Ankara, 2012.

[3] Türklerle (Hunlarla) ilgili kısımlar Shi ji’nin 110.123.109.111. kısımlarında ele alınmıştır.

Pulat OTKAN

Hazırlayan: Giray FİDAN

Türkiye İş Bankası Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2018, 172 Sayfa ISBN:978-605-295-31-74

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR