Kemal Çapraz – Sürgünde Yetişen Vatan Kırım

Kemal Çapraz, 1964 yılında Kastamonu’da dünyaya gelmiştir. Bu dünyadan göçtüğü 2008 yılına kadar, 44 yıllık kısacık ömrüne sığdırdıkları Türk dünyası için atılan önemli adımlardır. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulundan mezun olup aynı üniversitede yüksek lisansını yapan Çapraz, Türkiye gazetesinde mesleğini icrâ etmeye başlamıştır. Bu andan itibaren çeşitli gazete ve dergilerde Türk dünyasının sorunlarıyla hemhâl olmuş, Türk devletleri üzerine sürekli çalışmalarda bulunmuş, Basın Yayın Birliği Derneğinin başkanlığını yürütmüş ve dünya Türk basınında büyük bir boşluğu doldurmuştur.

Kemal Çapraz’ın, Türk dünyasının çok çeşitli yerlerine yaptığı gezilerde topladığı belgeleri kitaplaştırmak istediği, ancak buna vakit bulamadığı, ölümünden yıllar sonra Kemal Çapraz’ın Kaleminden Türk Dünyası[1] adlı çalışmayı hazırlayan yakın dostu Bayram Akcan tarafından dile getirilmiştir. Türklerin yaşadığı coğrafyaların neredeyse tümüne, hatta Avrupa’ya seyahatler düzenleyerek gezi notları tutan Kemal Çapraz’ın arşivinin muhteva bakımından ne kadar geniş olduğunu tahmin etmek zor olmayacaktır. 2002 yılından vefatına kadar kendi imkânlarıyla ve zor şartlar altında Ufuk Ötesi gazetesini çıkarmıştır. Bu gazetenin önemi şu açıdan çok büyüktür: Ufuk Ötesi, Türk dünyasının çeşitli bölgelerine; Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan’a, hatta Avrupa’nın bazı ülkelerine ve Amerika’ya kadar ulaştırılmıştır.[2]

Çalışmaları Türk dünyasının bütününü kapsasa da, Çapraz’ın, Kırım’a karşı apayrı bir ilgisi olduğunu belirtmek gerekir. Zira yüksek lisansını “Kırım Türk Basını ve İsmail Gaspıralı” üzerine yapmıştır. Ayrıca sağlığında kaleme aldığı tek kitabı, Sürgünde Yeşeren Vatan Kırım adını taşımaktadır.[3] Bu yazıda mahut eserin tanıtımını yapmak ve Kemal Çapraz’ın gayretleri için farkındalık oluşturmak amaçlanmıştır.

Kemal Çapraz, Kırım’a giden ilk Türk gazeteci unvanı ile bilinir. Kitabında da bahsettiği gibi, 1989 yılında Türkiye ile SSCB arasında Akmescit’te gerçekleşen futbol mücadelesi vesilesiyle, gazeteci kimliğiyle Kırım’a gider. Çapraz, bu futbol karşılaşmasını fırsat bilerek Kırım Türklüğünün durumunu yakından görmeyi, Kırım Türklüğünün liderleri ile buluşmayı ve gözlemlerini dünya kamuoyuna sunmayı amaçlar, başarır da… Sürgünde Yeşeren Vatan Kırım, Kırım’daki gözlemlerini içeren gazete-dergi yazıları ve röportajlardan oluşmuştur. Değirmenköy, Hansaray, Karasupazarı ve Sarısu Çadırkenti gibi bölgelere ziyaretlerde bulunarak yazılı notlar tutmuş ve video görüntüleri kaydetmiştir.

Eserde, kadim Türk yurdu Kırım’a dair gözlemlere geçilmeden önce, “Türklerin Kırım’a Gelişi”, “Rusların Kırım’ı İşgali”, “Gaspıralı’nın Mücadelesi” ve “Bağımsız Kırım Cumhuriyeti” başlıklı yazılarda Kırım’daki genel durumdan söz edilmiş ve Kırım’ın coğrafî özelliklerine değinilmiştir. Yazılarının birinde İsmail Gaspıralı’ya yer ayıran Çapraz, onun, Türk basın tarihindeki önemine değinmiş, fikir adamlığının yanında Türk dünyasının en büyük gazetecisi olduğunu ifade etmiştir. (s.19) Yüksek lisans konusu, Türk kültür-dil birliğine olan bağlılığı, hatta Türk dünyasının çeşitli bölgelerine kadar ulaştırmayı başardığı Ufuk Ötesi gazetesi, onun, Gaspıralı’nın izinden gitmeyi amaçladığını gösterir.

Yakın tarihte, Turan coğrafyasının en fazla dram yaşanan bölgelerinden biri olan Kırım’da soykırım, işgaller, sürgünler bir yana; bölgedeki Türk-Tatar izlerini tamamen silmek yüzyıllardır Rusların asıl amaçlarından biri olagelmiştir. Kemal Çapraz, eserinde, 1944’ün acısını yaşayanların anılarına ve yıllar sonra vatan toprağına geri dönenlerin yaşadıkları zorluklara yer vermiştir. Ruslar tarafından kovulduktan uzun yıllar sonra, lütfedip vatanlarına geri dönmeleri sağlanan Kırımlıların inanılmaz derecede yüksek ev fiyatlarını karşılayamamaları üzerine çadırlarda ve toprağın içine kazdıkları kuyularda yaşamaya başlamaları, Çapraz’ı derinden etkilemiştir. Gördüğü bu manzara üzerine İlver Ganioğlu’na, “Üşümüyor musunuz?” diye sormasının ardından aldığı cevap tüyleri diken diken edecek, rahat ve sıcak yataklarımızda utancımızdan kıpkırmızı kesilmemizi sağlayacak cinstendir: “Vatan toprağıdır, bizi üşütmez, ısıtır. Bu topraklar asla bizi hasta etmez.”. (s.36)

Kemal Çapraz, Kırımlılardaki vatan sevgisine hayranlığını her fırsatta dile getirir. Kırım seyahati sırasında Karasupazar’da Eldar Şabanoğlu adlı bir savaşçıyı evinde ziyaret eder. Şabanoğlu, İsmail Gaspıralı’nın, “Gitmek kolay, dönmek zordur.” düsturunca hareket eden, Kırım’dan kovuldukça geri dönen, yıllarca dağlarda yaşayarak mücadelesini veren, vatan toprağını terk etmektense ölmenin daha iyi olacağını düşünen vatanına bağlı bir Kırımlı’dır. Kemal Çapraz’ın eline tutuşturduğu elma için, “Vatan elmasıdır, yarar, güç verir.” demesi ile Çapraz, Türk’ün Kızılelma ülküsünü hatırladığını ifade eder. (s.41)

Çadırkent’e gerçekleştirdiği ziyarette Abdurrahman adlı bir gencin, Kemal Çapraz’ı çok etkileyen “Vatan sevgisi bize anne sütüyle birlikte geliyor.” cümlesi (s.60) akıllara Yahya Kemal’in o meşhur sözlerini getiriyor: “Türkçe ağzımda annemin ak sütü gibidir.”.[4] Kitaptan aktardığımız örnekler, Kırımlıların vatan sevgisini ne kadar doruklarda yaşadığına işarettir.

Çapraz’ın satırlarında, Kırımlıların hürriyetlerini kazanacaklarına dair azim ve inançları ile karşılaşmak mümkündür. Ancak çok büyük acılar yaşamış, vatanlarından kovulmuş, çocukları vatanlarını ancak kitaplardan okuyabilmiş Kırımlılar yeniden ayağa kalkabilmek için farklı coğrafyalardaki soydaşlarından destek beklediklerini de her fırsatta ifade etmişlerdir. Çapraz’ın, özellikle Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile gerçekleştirdiği röportajlarda bu durum açıkça görülebilmektedir.

1961 yılında Kırım Tatar Gençleri Millî Teşkilâtı’nın kuruluşunda yer alan, 1989 yılında Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilâtı’nın ve 1991 yılında da Millî Meclis’in başkanlığına seçilen Kırımoğlu; Kırım Türklüğünün mücadelesinin en önemli örneklerinden, en yılmaz savaşçılarından biridir. Öyle ki, Kırım uğruna ceza kamplarında, hapishanelerde ve sürgünlerde ömrünün yaklaşık on beş yılını geçirmiştir.[5] Elbette böyle bir insan serzenişlerinde haklıdır ve üzerinde durulması gerekir. Kırımoğlu, 1989 yılında gerçekleştirilen röportajlardan birinde, Türkiye devletinin ve kamuoyunun kendilerine hiç destek olmadığını söyler, en azından gazete ve radyolarda mücadelelerinin sesinin duyurulması talebinde bulunur. (s.47) Bahçesaray’da Tepreş[6] kutlamalarındaki konuşmasında da Türkiye’deki Türklerin kendilerine ellerinden gelen yardımı yaptığını, ancak Türkiye hükûmetinden bekledikleri yardımları göremediklerini belirtir. (s.57-58) Buna karşılık, Çapraz’ın Türkiye’den geldiğini öğrenen Kırımlıların sevinci ve coşkusu oldukça dikkat çeken bir durumdur.

İnsanlık suçlarının ve Türk düşmanlığının zirvede olduğu bölgelerden biri olan Kırım, özellikle son yüzyıla bakıldığında acıların coğrafyası olarak anılabilir. Hayvan vagonlarında ölüm yolculuğuna çıkarılanlar, öz yurtlarından kovulanlar, dağlarda yaşayarak mücadelesini vermeye çalışanlar, kendini yakarak protesto eyleminde bulunan Musa Mahmut gibi ihtilâlciler seslerini Kırım’dan öteye duyuramamışlardır. Maalesef Türkiye’den ve diğer Türk Cumhuriyetlerinden de yeteri kadar ilgi görememiş, yalnızlığa itilmişlerdir. Bugün Kırım’ın Türk yurdu olduğunu, Kırımlıların Türkçe konuştuğunu duyduklarında ağızları açık kalacak şekilde şaşkınlığa uğrayanların çokluğuna bizzat şâhidim. Bu durumu tersine çevirmek için ülkemize büyük iş düştüğüne inanıyorum. Ancak bu yönde yeteri kadar adım atılmamakla beraber, Kırım hakkında meydana getirilen çalışmaların azlığı da ortadadır. Bugün tarihî Hansaray’da gerçekleştirilen sözde restorasyon çalışmaları dahi gündemimizi işgâl etmemektedir.

Türkiye’den gazeteci kimliği ile ilk defa Kırım’a giden Kemal Çapraz’ın gayretleri takdire şayandır. Genç sayılabilecek bir yaşta hayata gözlerini yuman Çapraz, yaşasaydı muhakkak Kırımlıların sesi olmaya devam edecekti. Kırım’daki vatan özlemini, vatanlarına bağlılık duygusunu, çekilen eziyetleri, haksızlıkları, zulmü anlayabilmek için Kemal Çapraz’ın eserlerinden faydalanmak gerekir. Sürgünde Yeşeren Vatan Kırım, yazarından bize kalan önemli bir mirastır.

[1] Bayram Akcan, Kemal Çapraz’ın Kaleminden Türk Dünyası, Bilgeoğuz Yayınları, 2012

[2] https://m.timeturk.com/kuzey-deki-yavru-vatan-kirim/haber-388939, E.T.: 05.06.2018

[3] Kemal Çapraz’ın adını taşıyan iki kitap daha vardır. Ancak bu kitaplar Çapraz’ın sağlığında değil, vefatından sonra yakın dostlarından Bayram Akcan’ın gayretleri ile yayımlanmıştır. (Kemal Çapraz, Kuzeydeki Yavru Vatan Kırım, Kocav Yayınları, 2016 ve Bayram Akcan, Kemal Çapraz’ın Kaleminden Türk Dünyası, Bilgeoğuz Yayınları, 2012)

[4] Yahya Kemal’in bu sözünü ilk olarak Maltepe Türk Ocağı’nda Sayın A. Yağmur Tunalı’dan, “Türk Milliyetçiliği ve Türkçe” isimli konferansında duymuş ve çok etkilenmiştim.

[5] Eserin 161-166. sayfalarında Kırımoğlu’nun otobiyografisi yer almaktadır.

[6] Tepreş (canlanma, hareketlenme), Kırım Türklerinde Hıdrellez’den sonra gelen ilk Cuma günü kutlanan bir bahar bayramıdır. http://vatankirim.net/yazi.asp?YaziNo=148, E.T.: 05.06.2018

Kemal ÇAPRAZ, Ötüken Neşriyat, 1. Baskı, 166 Sayfa, Ağustos 2012, İstanbul, ISBN: 978-975-437-910-5

Yazar: Ömer KARABAYIR

0 0 oy
İçeriği Değerlendir