Siyasalın Kıyısında

Semanur ULU[1]

Siyasalın Kıyısında Ranciere’in farklı zamanlarda kaleme aldığı üç ayrı makaleden oluşan ve onun siyaset, siyasal ve polis kavramlarının en iyi kristalize olduğu eseridir. Bu üç makale aynı konular etrafında dolaştığı için tekrarlar bulunmaktadır. Bu yüzden kitabı değerlendirirken tek tek makaleleri ele almak yerine Ranciere’in asıl söylemek istediği şeyler yakalanıp ele alınmaya çalışılacaktır.

Ranciere’in çağdaşı siyaset bilimciler ve düşünürler tarafından siyaseti müesses nizamla bir tutan tanımlar yapılılırken Ranciere bu tutuma karşı çıkmaktadır. Sosyal olan ve siyasal olan iç içe geçmişken ayrımları tehdit eden bir çağda ayrımlar üzerine düşünen bir düşünür olarak Ranciere siyasal ve sosyal olan nedir sorusunun eksenini kaydırarak başka bir ayrıma yönelmektedir. Bu ayrım onun siyaset felsefesinin omurgasını oluşturan polis ve politika ayrımıdır. Ranciere, polis derken bizim politika dediğimiz şeyi kast eder. Polis ona göre siyasal düzen kurmak için yapılan her şeyi kapsayan bir kavramdır. Polis bir bakıma bütün unsurların içinde bulunduğu kurulu düzendir. Kısacası polis; kamu düzeninin sağlanması, yönetim işlerinin yürütülmesi, payların ve rollerin paylaştırılması demektir. Polis herkese herkes tarafından örtük bir şekilde kabul edilen bir yer tayin eder. Bu kabul o yeri o derece meşrulaştırır ki başka türlüsü tahayyül edilemez olur. Zor ve rıza bir aradadır. Payların dağıtımını sağlayan polistir, pay kavgaları polisin konusudur. Oysa politika bundan tamamen başka tür bir süreci karşılamak üzere var olan bir kavramdır. Polisin tayin ettiği pay ve yerlere, kurulu düzene meydan okur. Tahayyül dahi edilemeyeni talep etmektir politika. Bu yüzden onun siyasal düzeni kurmak ve sağlamakla, pay ve yer kavgalarıyla ilgisi yoktur. Bunların üzerinde daha radikal sonuçlar doğurabilen ve nadir rastlanan süreçlerdir. Polisin konusu payların dağıtılması iken politikanın konusu pay sahibi olmayanlardır. Pay sahibi olmayanlar meselesi üzerinde Ranciere özellikle demokrasi meselesini ele alırken durmaktadır. Ranciere demokrasi ve politika kavramlarını eş anlamlı kullanır. Demokrasinin “demos”u yani hiçbir payı olmayanlar, hiçbir şeye sahip olmayanlar politikanın da konusu ve öznesidir. İkisinde de sayılmayanın payı ne olacak sorusu merkezdedir.

Bu yüzden de politika ve demokrasi hep uyuşmazlıkla beraber ortaya çıkar payı olmayanların pay istemesi, hakkı olmayanların hak talep etmesi kritik ve şok edici bir süreçtir. Pay sahipleri, müesses nizamın parçaları örtük sözleşmeyi sürdürme iradesini korurken demos ya da payı olmayanlar onlar tarafından imkansız görüleni talep eder. Bu sebeple politika nadiren ortaya çıkar. Aniden gelir, geldiği anlaşılamaz ama politika var olduktan sonra etkileri fark edilmeye başlanır. Fransız Devrimi ve Suffragets hareketi buna örnektir. Politikanın var olabilmesi için önce bir özne ortaya çıkmalıdır. Müesses nizamı sorgulayan, ve payının nerede olduğunu sorabilecek bir özne olmadan politika mümkün olmaz. Bu özne, arada kalmış ve polisin herkese doğru bir ad verdiği yerde yanlış adla ortaya çıkmış bir öznedir. Bu öznenin ortaya çıkması için bir özneleşme süreci gerekir. Ranciere’e göre özneleşmenin mantığının üç temel ayağı vardır. Birincisi özneleşme bir kimliğin basit olumlaması değildir. Polis tarafından tespit edilmiş kimliğin inkarıdır. İkincisi mutabakat diye bir şey yoktur ve hasarsız iletişim mümkün değildir. Var olan sadece haksızlığın tartışılacağı polemik alanıdır. Üçüncü olarak ise özneleşme daima olanaksız bir özdeşleşme demektir. Yani yanlış adla ilişkilidir. Polis herkese bir “doğru ad” verir ve o adla çağırır. Oysa politika çıkış yapabilmek için yanlış ada ihtiyaç duyar. Proleter örneğinde olduğu gibi. Başta pejoratif bir anlamda kullanılan proleter işçiler tarafından kullanılmaya başlanınca politik bir tavır da doğmuştur. Ranciere’in ifadeleriyle özneleşme süreci bir kimliksizleşme ya da sınıfsızlaşma sürecidir. Bu özneleşme eşitlikle de yakından ilişkilidir hatta eşitliğin eyleme konulma biçimidir. Sayılmayanların sayılmasıyla mümkün olan bir süreçtir bu ki bu da demokrasinin üretilmesi demektir aslında. Görüldüğü üzere Ranciere’in fikirlerinde politika, demokrasi, eşitlik ve özneleşme kavramları iç içedir. Bu iç içeliğin karşısında ise daima polis bulunur. Polis ve politika her zaman gerilim halindedir. Politika polise direnir. Böylece aralarında antagonistik bir ilişki oluşur. Birbirlerinden tam anlamıyla kopuk ayrı iki şey değildir. Siyasal, polis ve politikanın karşılaşması demektir. Machiavelli’den beri yönetme sanatı olarak görülen politikanın tanumının değişmesi gerektiğini söyler Ranciere. Ona göre politika imkansızın polis mümkün olanın sanatıdır. Bu yüzden de politika ortaya çıktığında anlaşılabilir değildir. Ancak olup bittikten sonra anlaşılabilir. İstisnai ve yıkıcıdır. Yıkıcılığı yüzeysel değil radikaldir. Anarşi barındırır. Çünkü yıkıcılığı müesses nizamın kurucu ilkesine, arkhesine yönelir. Ranciere politika ile eş gördüğü demokrasinin arkhesizliğini Platon’un kura örneği ile açıklar. Yönetici kura ile belirlenirse hiçbir artık orada geçerli hiçbir arkhe yoktur. Herkes eşittir ve herkes yönetmeye adaydır. Ranciere’in kendi ifadeleriyle siyaset/politika arkhe mantığının sekteye uğramasıdır.

Ranciere eşitlik konusunda da önemli şeyler söylemektedir. Özellikle Siyasalın Kıyısında kitabı ve Cahil Hoca birlikte ele alındığında onun eşitlik ve özgürlük hakkında söyledikleri daha iyi anlaşılır. Bu kavramlar onun politika ve demokrasi anlayışıyla da yakından ilişkilidir. Çünkü eşitliği vaat eden hiçbir söylem politik değildir. Sadece polisin bir parçasıdır. Kurulu düzenin varlığını sürdürmesinden başka bir işe yaramaz. Oysa eşitlik hareket noktası olursa politika ortaya çıkar. Eşitliğin bir ön kabul haline gelmesidir politika. Hakkı ve payı olmayanlara bir gün eşit olacaklarını vaat etmek polistir. Hak tanınmayanların hakkı olduğunu, pay verilmeyenlerin payı olduğunu kabul etmek ve bunu söylemek bu noktadan hareket etmek ise politikadır. Özgürlük de ancak bu şekilde mümkündür. Ranciere’e göre eşitlik alınmaz ve verilmez. Sadece uygulanır ve doğrulanır.

Ranciere, Siyasalın Kıyısında’da polis ve politika ayrımı üzerinde durarak ama özellikle de politikanın ne olduğunu, nasıl işlediğini ve ne türden bir süreç olduğunu anlatarak kendi özgün yaklaşımını ortaya koymakta.

[1] Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Siyaset ve Sosyal Bilimler Yüksek Lisans Öğrencisi

Jacques Ranciere (Çev. Aziz Ufuk Kılıç)

Metis Yayınları, 2. Baskı, 2016, 168 Sayfa, ISBN13 978-975-342-620-6

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR