Sivastopol

Eyüp Yılmaz*

Rus Edebiyatının usta kalemlerinden Lev Nikolayeviç Toltstoy’un Sivastopol isimli eserini ele alacağız. Tolstoy Sivastopol’e topçu astsubayı olarak gelmiştir. Ve bu savaş hakkında düşüncelerini şekillendiren asıl nokta bu cephe olmuştur. Sivastopol Tolstoy’un Kırım harbinde gördüklerini, yaşadıklarını hikâyeleştirdiği gençlik dönemi eseridir. Eser 1853-1856 yıllarında büyük kıyımla sonuçlanan Kırım Harbini konu edinmektedir. Özellikle Fransız-Rus çarpışmaları ağırlıklı olarak anlatılmaktadır. Sivastopol Tolstoy’un ilk eserlerindendir. Ustalığa ulaştığı “Savaş ve Barış” isimli iki ciltlik eserinin temelini oluşturmaktadır. Sivastopol, Tolstoy’un yazarlığa ilk adımıdır. Bu harp esnasında yazar olmaya karar verdiği söylenmektedir. 1855 yılında yayınlanmıştır. Eser üç kısımdan oluşmaktadır; Aralıkta Sivastopol, Mayıs’ta Sivastopol, 1855 Ağustosu’nda Sivastopol. Bu kısımları sırasıyla ele almayacağız çünkü eser bağlantılı bir şekilde ilerlememektedir.

Eser’de olaylar belli bir karakterin başından geçmemektedir. Eserde ana bir karakter bulunmuyor. Yeri geliyor karakter; Abrosimoc, Mihaylov, Kalugin, Prens Galtsin, Kozeltsov oluyor yani olaylar birden fazla karakter üzerinden aktarılmaktadır. Savaş içerisinde subayların başlarından geçen olaylar üzerinden savaşın şiddeti aktarılmaya çalışılmıştır. Ve başarılı olmuştur. Savaşın şiddeti tüm gerçekliğiyle ve ustaca betimlemeleriyle okura aktarılmıştır.Abartı olarak algılanmasını istemem lakin yer yer okur eserin içerisinde kendisini buluyor,  revirin içerisinde ki iğrenç bir koku, kopmak üzere olan kol ve bacaklar, ölümle burun buruna kalan yaralılar içerisinde adeta o acıyı hissediyorsunuz. Yere düşen gülle parçasının oluşturduğu toz bulutunun içerisinde buluyorsunuz bir anda kendinizi. Şarapnel parçasının vücudunuza isabet etmesiyle hayatınız film şeridi gibi gözünüzün önünden geçiyor, yan yana çarpıştığınız arkadaşınız yanınızda can veriyor ve mukadder olan ölümün size de geleceği gerçekliğinin sizi tedirgin edişinin psikolojinize yansıması ruhsal dünyanızda bir iç hesaplaşmayla sizi baş başa bırakıyor.Yer yer yazarın psikolojik analizlere yer verdiğini savaş içerisinde ki askerlerin şiddetli çarpışmalar içerisinde ki ruh halleri başarılı bir şekilde tahlil ediliyor.  Savaşın şiddetinin ve psikolojik tahlillerin yanı sıra Tolstoy, savaşın insani boyutunu, maaş ve rütbe hesaplarını, sade bir dille, modern bir savaş muhabirinin soğukkanlılığıyla tasvir eder.

Eser içerisinde okura sosyal mesajlarda verilmekte özellikle kibir üzerine söylenen anlamlı bir sözü sizinle paylaşmak isterim;

Kibir, kibir, kibir… Her yerde kibir. Hatta bir mezarın ağzında, yüce bir amaç uğrunda ölmeye hazır insanlar arasında bile kibir. Kibir! İçerisinde bulunduğumuz yüzyılın bir karakteristik özelliği ve özel bir hastalığı sanki bu?[1]

Kibrin en makul tanımı bu olsa gerek. Tekrar esere dönecek olursak olayların akıcılığı ve içerisinde yer yer okurun kendisini bulduğundan bahsetmiştik. Bu akıcılığın yanı sıra bazı kısımlarda eserin ağır bir akış içerisine girdiğini görebiliyoruz, tam okur eserden koptuğu noktada yazar tekrardan okuru anlatının içerisine çekip akışın içerisinde sürüklenip eseri tamamlanması ile sonuçlanıyor. Ele aldığımız eser büyük bir kıyımın yaşandığı Kırım Harbini tüm şiddetiyle, gerek psikolojik analizlerle savaşın gerçekliğinin okura yansıtıldığı bir eser olmuştur. Evet, eser içerisinde sıkıldığımız kısımlarda olmuştur lakin savaşın betimlenmesinde ki ustalık bu kısımlarda ki sıkıntınızı gidermiştir. Son olarak savaşın betimlendiği eseri özetler nitelikte ki şu satırlarla yazımı noktalıyorum; “Savaşı bando mızıka ve dalgalanan sancaklar eşliğinde at oynatan generaller, düzgün sıralar oluşturup pırıltılı giysiler içinde geçit yapan askerler olarak değil, gerçek yüzüyle görüyorsunuz: Kan, acı ve ölüm olarak”.[2]

*Sakarya Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Lisans Öğrencisi, trk.eypylmz@gmail.com

[1]LevNikolayeviç Tolstoy, Sivastopol, s.31

[2]LevNikolayeviç Tolstoy, a.g.e, s.11

Lev Nikoloyeviç Tolstoy

Çeviri: Mazlum BEYHAN

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 3.Basım, İstanbul, 184 Sayfa, ISBN:978-9944-88-638-3

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR