Mete Aksoy – Savaşçının Dokuz İlkesi

Bellu nec timendum, nec provocandum.

Savaştan korkma, ama davet de etme!

Hayat her şeyden önce bir savaş sahasıdır. İnsanlar hayatlarını idame ettirmek için sürekli bir mücadele halindedir. Bu mücadele şüphesiz ki sonsuza kadar sürecektir. Günlük 8 saat çalışan bir babanın akşam eve giderken koltuğunun altına aldığı erzaklar aslında hayat savaşından o gün başarılı çıktığının bir kanıtıdır. Kısaca belirtmek gerekirse savaş, hayatımızda tıpkı nefes almamız kadar doğal olarak bulunmaktadır. Bu sebepten ötürü aslında her insanı bir savaşçı olarak görmek yanlış bir bakış açısı olmayacaktır. Bilindiği üzere her oyunun zafere ulaşma noktasında çeşitli ilkeleri bulunmaktadır. Satranç belki de bu duruma en güzel örneği teşkil etmektedir. Tıpkı satranç gibi savaşında belirli ilkeleri bulunmakta, bu ilkelere sadık kalanlar ise savaştan galip çıkmaktadır. Tarihe baktığımız takdirde bu sadakatin birçok örneğini görmekte ve bu ilkelere sadık kalanların aslında karşımıza lider olarak çıktığını da tayin etmekteyiz. . Bu yazımızda tanıtacağımız Mete Aksoy’un “Savaşçının Dokuz İlkesi” isimli kitabı ise savaşçının sadık kalması halinde onu başarıya götürecek dokuz ilkeden ve yazarın dokuz ilkeye ek olarak açtığı alt başlıklardan meydana gelmektedir. 

Eserin yazarı Mete Aksoy aslen Iğdırlıdır. Mete Aksoy makine mühendisliği mezunu olmakla birlikte San Diego Üniversitesi’nde liderlik üzerine yüksek lisans yapmış, ek olarak Harvard Üniversitesi ve M.I.T.’de pazarlık ve satış eğitimleri almıştır. Eğitim-Öğretim hayatı yazarın kişisel ve zihinsel gelişiminde çok büyük etkilere sahiptir. Akademik tecrübelerinin yanı sıra vahşi kapitalist sistemin baş aktörü olan çok uluslu şirketlerde de 17 senedir üst düzey yönetim danışmanlığı yapmakta ve yapmaya devam etmektedir. Eğitim-Öğretim hayatı, iş hayatı, sivil hayatı hep bir mücadele içinde geçen Mete Aksoy, yılmayan ve bir o kadar da ilkelere sadık kalan savaşçı kimliği ile kendi bilgi ve tecrübelerini bizlerle eserinde paylaşmıştır. Yazarın ve  Historia Yayınevi’nin ilk eseri olarak çıkan kitabın ilk baskısı 13 gün gibi  kısa bir  sürede bitmiş ve kitap ikinci baskıyı yapmıştır. Kitap bu kısa sürede yakaladığı trend ile de çok satanlar listesinde zirveye gözünü koymuş görünmektedir. Bu kısa sürede oluşan başarının altında yazarın savaşçı kimliğini göz ardı etmek zannımca yazara çok büyük bir haksızlık olacaktır.

Kitap Savaşçıya ait 9 ilkeyi (Hedef, Saldırı, Güvenlik, Manevra, Sıklet Merkezi, Kuvvet Tasarrufu, Basitlik, Emir-Komuta, Baskın) kendi içinde 9 bölüme ayırarak ve parçadan bütüne giderek incelemiştir. Bu 9 ilke aslolarak İngiliz Stratejist J.F.C. Fuller tarafından formülleştirilmiştir. Bu ilkeler Türk ve diğer NATO  ülkeleri ordularında da kullanılmaktadır. Bu ilklere ek olarak yazar kitabında her ilke için çeşitli alt başlıklar açarak bu ilkelere katkıda bulunmuştur. 

Öncelikle belirtmek gerekirse ciddi bir akademik çalışma olmasına karşın kitap çok akıcı ve yalın bir dil kullanılarak yazılmıştır.  Yazarın kitabın her bölümünde ve alt başlığında savunduğu tezi daha somut bir tabana oturtmak için tarihten, iş hayatından, gündelik hayattan örnekler vermesi sıradan bir metot izlenildiği takdirde çok sıkıcı olabilecek konuları dahi ilgi çekici hale getirmeyi başarmıştır. İzlenilen bu metot her çeşitten ilgi alanına sahip kişilerin konuyla alakalı merakını uyandırması açısından takdire şayandır.  Kitap kaynakça açısından da oldukça zengindir. Yazarın atıfta bulunduğu bazı kaynaklar çok nadir bulunan eserlerdir. Bu sebeple de kitap çok titiz ve yıllar alan bir çalışmanın sonucunda ortaya çıktığını gözler önüne sermektedir. Dikkatimi çeken bir hususta şudur ki; yazar bazı meselelerde popüler kültüre reaksiyon göstermiştir. Özellikle kitap içinde ideolojik kaygılara binaen bazı mesajlar verildiği fikri de bende haiz olmuştur. Yine belirtmem gerekiyor ki mensubu olduğumuz necip Türk milleti merhametli ve adaletli olmasıyla dünya tarihinde iz bırakmış büyük bir millettir. Kitapta özellikle vurgulanan merhametsizlik algısının milletimizin toplumsal değerleri ile çatıştığı düşüncesindeyim. Her ne kadar yazar kitabın bir etik kitabı olmadığını belirtse de özellikle manevra ilkesinde Fatih’ten bahsederken toplumsal değerlerle çatışmaktan kaçtığını vurguladığı gibi kitapta bu örnek ışığında bir yol izleyebilirdi. 

Sonuç olarak Savaşçının Dokuz İlkesi ülkemizde ve dünyada kendi alanında farklı ve hoş bir sada bırakmıştır. Eski çağlardan beri kullanılan ilkeler büyük bir titizlikle bir araya getirilmiş, kitapta oluşturulan anlayışla da bu ilklerin sadece meydanlarda değil hayatımızın her sahasında etkili olacağı etkili bir şekilde okuyucuya iletilmiştir. Bu kıymetli eser ile bizlere yeni bir ufuk açan Mete Aksoy’a teşekkür ediyor, başarıların devamını temenni ediyorum.

Mete AKSOY, Historia Yayınevi, İstanbul, 2017, 437 Sayfa, ISBN:978-975-6587-36-2

Yazar: Burak ATICI

5 1 oy
İçeriği Değerlendir