ETKİNLİKLER:

Savaş Günlükleri 1939-1943

Zafer SARAÇ*

 

İkinci Dünya Savaşı insanlık tarihinin gördüğü en büyük yıkımlara sahne olurken, bazı asker ve bürokratlarında kahraman payesine yükselmesine neden olmuştur. Ülkelerin kaderlerine etki eden önemli şahsiyetler kimi zaman savaşın sonunu göremeyerek yaşamını yitirirken, bazıları da savaş sonrası oluşacak olan yeni düzenin tesis edilmesinde başat rol oynamıştır. Savaş birçok dramatik hadiseyi içermekle beraber, önemli aktörlerin kayıplarının hazin hikâyeleri savaş sonrası dönemde savaş edebiyatının önemli unsurları arasında kendisine yer etmiştir. Savaş esnasında kaleme alınan hatıratlar ve günlüklersadece edebi bir tür olmaktan ziyade, mühim bir tarihi belge statüsündedir. Bu yazımızda bahsedeceğimiz “Savaş Günlükleri 1939-1943” isimli eser edebi görünümün ötesine geçecek kadar yüksek önemi haiz bir belge niteliğindedir.

Savaş Günlükleri 1939-1943” Kronik Yayınlarından Selçuk Uygur’un çevirisiyle 2017 Haziran ayında kitap raflarında yerini almıştır. Daha önceden Sabitfikir ve Kitaplık gibi dergilerde kitap eleştirileri ve makaleleri bulunan Selçuk Uygur çeşitli yayın evlerinde editör olarak görev yaptıktan sonra çalışmalarını 2. Dünya Savaşı üzerine yoğunlaştırmıştır. Uygur, Batı dillerine olan vukufiyetiyle okuyucusunu etkilerken, bahsi geçen çeviri eseriyle edebiyat dünyamızı zenginleştirdiği gibi Türkçe savaş literatürüne önemli bir katkı sağlamıştır.

Savaşın yoğun hengâmesinin içerisinde devlet arşivleri yüksek bir performansla kayıt sistemlerini güncel tutarken, devlet bürokrasisinin zirvesindeki isimlerden bazıları tarihe not düşmek adına günlük tutmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı İtalyası’nın Dışişleri Bakanı Kont Galeazzo Ciano yaşadığı dönemin önemli hadiselerini geleceğe taşımak adına, yaşadıklarını günü gününe kayıt altına almıştır. Ciano 1903 yılında Amiral Costanzo Ciano’nun oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Roma Üniversitesinde Hukuk eğitimi almasından sonra 193 yılında Benitto Musollini’nin kızı Edda ile evlenmiştir. Çeşitli diplomatik görevler sonrası 1935 yılında Basın ve Propaganda bakanı olmuş, gönüllü olarak pilotluk eğitimi sonrası hava kuvvetlerinde görev yapmıştır. 1936 yılında 33 yaşındayken İtalya Dışişleri Bakanı olarak, genç yaşta ülkesi için önemli bir koltuğa oturmuştur. Ciano 1943 Yılında Yüksek Faşist Konseyde Musollini aleyhine oy kullanmaktan ve vatan hainliğinden Verona’da ki mahkemede yargılanmış ve kurşuna dizilerek idam edilmiştir.Ciano’dan geriye, tarihe atılmış bir imza olarak ön plana çıkan günlükleri kalmıştır.

Tanıtacağımız eserin metnini oluşturan günlüklerini ise 1939-1943 yılları esnasında bakanlık görevini ifa ederken kaleme almıştır. Ciano kaleme aldığı günlükte her gün için ayrılmış olan kısmın belirli sabit bir alanının olması Ciano’nun notlarını özgür bir şekilde uzatmasına mani olmuştur. Defterin bu standart özelliğini ek sayfa düzenleyerek aşan Ciano, çoğu zaman o güne ayrılan bölümü tamamen doldurmadan diğer güne geçmiştir. Bazen “Yeni bir şey yok” tarzı cümlelerle o günü geçiştirmiştir.

Ciano günlüğünü doldururken, belirli bir sistem dâhilinde, kendisine has bir önem sırasına göre, olayları kayıt altına aldığı dikkat çekmektedir. Ciano her şeyden önce diplomasinin zirvesinde bir makamı işgal ettiğinden dolayı, diplomatik ilişkiler ekseninde gelişen olaylara günlüğünde öncelik vermiştir. Örneğin; gün içerisinde görüştüğü önemli diplomat ve bürokratları ismen belirterek, görüşmenin konusu ve şahsi yorumunu günlüğe neşretmiştir. Ciano’nun anlatısının ikinci basamağını ise askeri faaliyetlere ilişkin olaylar oluşturmaktadır. Zira Ciano diplomat kimliğine ek olarak savaşta faal görev yapan bir hava kuvvetleri mensubudur. Asker kimliği ile olaylara vakıf olan Ciano, savaşın seyrini İtalya cephesine öncelik vererek, günlüğüne aktarmıştır. Bu nedenle günlüğündeki boşlukların en büyük kısmını birliğine katılıp, askeri faaliyetlerini yürüttüğü dönemler oluşturmaktadır. Örneğin 26 Ocak 1941’den 24 Nisan 1941 tarihine kadarki süreç içerisinde birliğine katıldığından dolayı günlükte belirtilen tarihler arasında girdi bulunmamaktadır.  Yine buna ek olarak hastalandığı günlerde, günlüğünü boş bırakmıştır.

Ciano’nun günlüğü Savaş öncesi İtalyası’nı net bir şekilde tasvir etmektedir. Özellikle savaşa hazırlıksız bir İtalya’nın savaşa dahil olması Ciano’yu rahatsız etmektedir. Günlükte İtalya’nın savaş öncesi dönemi kâğıda dökülürken, anlatının ana teması İtalya’nın savaşa girip girmeyeceği üzerinedir. Ciano’nun günlüğünde en çok ön plana çıkan şahıs Benitto Musollini’dir.  Ciano’nun Musollini’nin damadı olmasına istinaden bu normal bir tablo gibi görülse de Musolli’nin dış politikayla ilgili attığı her adımda yanında Ciano’nun olduğu görülmektedir. Olayların merkezine bu denli yakın olması Avrupa ve dünya siyasetinin odak noktasına dair direk gözlemlerine ve duyumlarına dayalı sağlam tespitler yapmasını sağlamıştır. Bu minvalde savaşın seyri ve İtalya’nın geleceği hakkındaki tasavvurları, yüksek basiret ve feraset örneği ortaya koymaktadır. Dönemin aktörleri hakkındaki değerlendirmeleri,  en önemli karar mekanizması Musollini tarafından geçerli referans olarak kabul edilmektedir. Yapılan atamalar ve görevlendirmelerdeki etkisinin inkâr edilemeyeceği barizdir. Bu nedenlere istinaden tarih Ciano’yu birçok açıdan haklı çıkarmıştır.

Günlüğü benzerlerinden ayıran ve sahip olduğu değeri kat be kat arttıran yegâneözelliği ise belge niteliği taşımasıdır. Dönemin resmi kayıtlarıyla paralellik arz eden görünümü, gerçek tarihi verilere önemli bir dayanak olmasını sağlamıştır. Gerçek bilgilerin yoğunluğu günlüğün samimi bir şekilde yazıldığına kanıt olmaktadır. Ciano’nun hayatını kaybetmesinden sonra, günlük birçok kişinin lehine ve aleyhine delil olarak kullanılmıştır. Musollini ve Almanların karşı çıkmasına rağmen, günlüğün Ciano’nun karısı tarafından Müttefiklere verilmesi, savaş suçlularının yargılandığı Nürnberg Mahkemeleri’nin kararlarına etki etmiştir.

Günlük Ciano’nun özel yaşamına ait çok az bilgi vermektedir. Babası ve kız kardeşinin kaybıyla ilgili kaleme aldığı kısımlardaduygusal hezeyanının etkisiyle başka hususlara değinmesine engel olmuştur. Yer yer babasının hatırasıyla ilgili anımsadıklarını yazmakla beraber, golf ve av sporuyla ilgilendiğini günlük vasıtasıyla fark edilmektedir. Günlük bu açıdan değerlendirildiğinde öz yaşamın dışlandığı, diplomatik harp bülteni havasına bürünmektedir.

Günlükten dönemin İtalyası’na dair siyasi, sosyal, iktisadi ve diplomatik birçok çıkarım yapılabilmekle beraber, İtalya’nın Avrupa siyasetinde başka ülkelere karşı tutumuna dair gayet net tablolar ortaya çıkmaktadır. Özellikle Balkan politikasının değerlendirildiği kısımda, Türkiye ile ilgili bilgiler yer yer verilirken, Türkiye ve Türk devlet adamlarının savaşa yaklaşımına dair satır aralarına sıkışmış bilgiler yer almaktadır. Ayrıca savaşın iki büyük cephesinden biri olan mihver devletlerin (Almanya, Japonya, İtalya) ve bu devletlerin üst düzey bürokratlarının o devrin satranç tahtası diyebileceğimiz Avrupa Anakarasındaki hamleleri eserle net bir şekilde ortaya koyulmuştur. Böylelikle Avrupa’da ki işgal, istila ve günlük olayların tarihsel arka planına ışık tutacak kısa ve öz bilgiler günlüğün sayfalarında paylaşılmıştır.

Eserin 2. Dünya Savaşı ile ilgili araştırmaları yürütenler ve döneme ilgi duyanlar için dilimize çevrilmesi çok önemli bir kazanımdır. Akıcı ve açık bir dile sahip olması, okuyucu açısından çok önemli bir avantaj olarak görülmektedir. Eser birinci elden kaynak olmakla birlikte, İkinci Dünya Savaşı’nı dile getiren eserler için önemli bir referans merkezidir. Alanında önemli bir boşluğu doldurmakla beraber, bu günlüğe başvurmaksızın dönemi anlatan eserleri kaleme almak bir yerde eksik kalmış bir çabadır.Fakat bütünbu üstün yanlarına rağmen Ciano’nungünlüğünde zikrettiği kimseleri sadece ismen belirtmesi, olaylara ve döneme yabancı okuyucular içinhandikapoluşturabilmektedir. Çevirmen’in eserin başında,günlükte adı geçenleri isim isim tanıtmasına rağmen, mezkur isimler bazen okumanın akıcı bir şekilde yapılmasını olumsuz etkileyebilmektedir. Eserin pozitif yönlerinin fazla olması, Ciano’nun bahsettiğimiz eksik tanımlamalarının etkisini ortadan kaldırmaktadır.

Sonuçta; insanlık tarihinin en önemli olaylarından birinin/2. Dünya Savaşının baş aktörlerinden biri olarak niteleyebileceğimiz Musollini’nin sağ kolu olmuş, Hitler gibi savaşın seyri üzerinde birinci dereceden etkili insanlarla görüşmelerde bulunmuş, savaşa fiilen katılmış, biri tarafından yazılmış en kalburüstü yorumları içerenmezkûr günlükle bir nevi savaşa ve diplomasiye/ kılınca ve kaleme hâkim olanların sırrına ermek için üzerinde durulması gereken bir eser vücuda gelmiştir. Döneminde samimi ve dürüstçe hislerle yazılan bu günlük, zamanının dışına taşarak elimizde cisimleşmiştir. Ciano’nun dürüst duruşu, günlüğün son cümlelerinden anlaşılmaktadır:“Ve fani yaşamdan ayrılmaya hazırlandığım şu vakitte, çalakalem düştüğüm bu notların yayınlanmasını kabul ediyorsam, bu ölümümden sonra itibarımın iade edilmesi veya haklı çıkmak adına değil, fakat gerçeklerin dürüstçe kaleme alınmış olduğu bu şahadetnamenin bu kederli dünyadaki masumlara biraz teselli, sorumlulara ise darbe olması içindir(s.626).” (23 Aralık 1943- Verona Hapishanesi)

*Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Türk Tarihi Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisan Programı Öğrencisi, zafersarac@hotmail.com

Savaş Günlükleri (1939-1943)

Kont Galeazzo Ciano (Çevirmen: Selçuk Uygur)

Kronik Yayınları, İstanbul, 2017, 632 Sayfa, ISBN:978-975-243-01-12

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR