ETKİNLİKLER:

Robert Kolej’in İzinde- Türkiye’de Amerikan Misyonerliğinin Eğitim Stratejisi

Zafer SARAÇ*

18. ve 19. Yüzyıllar Osmanlı sınırları içerisinde batılı mihraklar tarafından desteklenerek açılan yüzlerce okul[1] eğitim adı altında misyonerlik amaçlarını tahakkuk için durmaksızın çalışmıştır. Türk toprakları içinde üç beş öğrenciyi barındıran küçük binalar şeklinde temayüz eden eğitim birimleri, yeri gelmiş yüzlerce öğrenciyi çatısı altına alan köklü eğitim kurumlarına dönüşmüştür. Anadolu’nun ücra yerlerinde açılan okulların siyasi sosyal ve özellikle dini etkileri farklı araştırmaların konularını oluşturmakla beraber, daha mikro seviyede kurumsal araştırmalar ise; tablonun bütününü görmeyi kolaylaştıracak doneleri okuyucusunun hizmetine sunmuştur. Bu eserlerden birisi de ülkemizde bugün Boğaziçi Üniversitesi olarak bilinen geçmişi çok eskilere dayanan Robert Kolej’in eğitim kılıfına sokulmuş, misyoner stratejilerini gözler önüne seren ve kurumsal geçmişini iyi bir şekilde ortaya koyan “Robert Kolej’in İzinde” isimli eserdir.

Robert Kolej geçmişten günümüze bünyesinde barındırdığı gücü nispetince değerlendirilip detaylı bir şekilde incelenmediği eksikliğinden hareket eden yazar Ayşe Aksu, bu noksanlığın ortaya çıkardığı boşluğu yazdığı kitap vasıtasıyla doldurmak istemiştir. Ayşe Aksu almış olduğu İlahiyat eğitimini, misyoner eğitim kurumlarıyla ilgili yüksek lisans doktora çalışmaları izlemiş, mezkûr konu hakkında birçok makale kitap ile araştırmalarını derinleştirmiştir[2]. Ele aldığımız eser ise yazarın uzun soluklu çalışmalarının yetkin bir ifadesi olarak tecessüm etmiştir.

Eserle ilgili en dikkat çekici unsur çok iyi bir çalışmaya maruf olduğudur. Yazar kitabını önsöz kısmında takdim ederken, bir kurumu ağaca benzetmektedir. Araştırmasını meydana getirirken, dallanıp budaklanmış bir ağacı tanımlamak kastıyla yaklaştığı belirgin bir şekilde görülmektedir. Fakat klasik kurumsal tanımlamaların dışına çıkarak, ele alınan kurumun geçmişinde fazlasıyla derinlere indiği gözden kaçmamaktadır. Çoğu araştırma kurumsal yapının derin tarihine fazla inmezken, yazarın mevcut yaklaşımı çalışmanın ciddiyetini kanıtlamaktadır. Bu anlamda ele alınan kurum misalen, tohumunun oluşması safhalarından itibaren büyük bir ağaç oluncaya değin tüm ayrıntılarıyla ortaya dökülmektedir. Geniş planda kurumun tüm yönleriyle bilinmesini sağlayan bilgi temeli üzerine, Robert Kolej’in kurumsal metot ve yaklaşımlarının anlatılarak inşa edilmesi ise; fikri altyapının hangi uhdeden yükseldiğini ortaya koymaktadır. Örneğin Robert Kolej’in kök kuruluşu ABCFM (American Board of Commissioners for Foreign Missions- kısaca American Board) ilk faaliyetlerinden başlanarak, incelenmesi bütüncül bir kurum yapılanmasını gün yüzüne çıkarması açısından önemlidir.

Yazar konuyu ele alırken, öncelikle eldeki tüm verileri ortaya koymuş, sonrasında dipnotlar ve bölüm sonlarındaki yorumlar vasıtasıyla devreye girmiş, konuyu eldeki bilgiler ışığında aydınlatılmaya  çalışmıştır. Bu anlamda anlamsız gözüken biyografik bir veri, ince bir nüans sıradan bir bilgi kırıntısı dikkat cezp edici bir hal almıştır. Araştırma yapılandırılırken hedef alınan kişi, olay ve bilgi kavramları, misalen kurum ağacının en ücra yerinde kalmış dal parçası sadece mercek altına alınmamış adeta mikroskopla incelenerek eldeki sonuç muhatabına bildirilmiştir. Yazarın araştırma metodundaki titizliğinin böylesine hassas bir düzeyde olması, bilgiye adeta can vermiştir.

Robert Kolej ve kurucusu Cyrus Hamlin bağlamında eserde ele alınan konulara yazarın çok iyi şekilde odaklandığı görülmektedir. Merkezdeki konunun çok fazla dışına çıkmadan, objektif bir bakış açısıyla, duyguların dalgasına kapılmadan, yapılan mantıklı yorumlar anlatının etkisini arttırmaktadır. Yazarın sunduğu verilerin ortaya koyduğu gerçekler bazen öylesine etkili olmaktadır ki; kafada soru işareti bırakmaksızın verilmek istenen mesaj okuyucuya tüm açıklığıyla ulaşmaktadır.

Eserin tüm artılarına rağmen yazarın tabloyu tüm ayrıntısıyla göstermedeki titizliği bazen anlatılan eğitim kurumlarında okumuş olan öğrencilerin ve yetkililerin biyografik bilgilerinin sık sık paylaşılmasına neden olurken, fazlasıyla bilgi içeren yoğun ve uzun pasajların okurda kopukluk yarattığı görülmektedir. Savunulan düşünceyi destekler tarzda okurun kafasında daha bütüncül bir görünüm oluşturmak kastıyla tüm ayrıntının sunulması, detayı sevmeyen ilgililer için sıkıcı bir tablo çizebilmektedir.

Eser dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde[3] ABCFM’nin Robert Kolej’den önce yürüttüğü bir projenin parçası olan Foreign Mission School (1816-1826) tüm yönleriyle incelenmiştir. Bu kısımda okulun tüm mensuplarının ince elenip sık dokunarak araştırılması, çalışmanın diğer bölümlerinin nasıl şekilleneceği hususunda fikir vermiştir. İkinci bölümde[4]; Osmanlı tebaasına mensup Rum gençlerinin Amerika’daki eğitim macerası, öğrencilerin yaşadığı değişim üzerinden anlatılmaktadır. Üçüncü bölümde[5] ise; Robert Kolej’den önce açılan Bebek  İlahiyat Okulu (1840-1862) incelenerek, ABCFM’in genel tavrı ölçüsünde misyoner yaklaşımların, daha önceki yapılanmalarla karşılaştırılması ile elde edilen sonuçlar verilmiştir. Son bölümde[6] ise; Cyrus Hamlin önderliğinde kurulan Robert Kolej’in ilk on yıllık süreci ele alınarak, kuruluş ve eğitim-öğretim süreci esnasında yaşanan olaylar detaylandırılmıştır. Bu on yıllık süreçten (1863-1873)[7] sonraki kısım hakkında ise çalışmanın kapsamını fazlasıyla genişleteceğinden bahsedilmemiştir. 

Eserin zengin bir kaynakçanın ürünü olduğu fazlasıyla aşikârdır. Özellikle konu ile ilgili birinci elden kaynaklar es geçilmemiştir. Okulun bağlı bulunduğu misyoner teşkilatının  (ABCFM) raporları,  The Missionary Herald[8] serisi, bizzat okullarla yolu kesişmiş kişilerin mektup, hatırat, günlük tarzı bıraktıkları yazılı evraklar ve daha önceden yapılmış konuyla uzaktan yakından ilintili çalışmalar kaynak olarak kayda alınmış ve kullanılmıştır.

Eserin ilgili literatür için eşsiz bir kaynak olduğu kesindir. Özellikle ülkemizde ismi çok geçmesine rağmen Robert Kolej hakkında müstakil çalışmalar yok denecek kadar azdır. Özellikle çok yönlü misyoner yapıyı deşifre etmeye yönelik çalışmaların daha kıymetli olacağı şüphesizdir. Bir kurum araştırılmadığı takdirde geleceğe söyleyecek sözü yoktur. Ama bahsi geçen araştırma sayesinde Robert Kolej’in en girift noktaları Türk okuru için aşikâr kılınmıştır. Eserin İngilizceden dilimize çevrilmeyen birçok kaynaktan beslenmesi ve benzer doygunlukta bir çalışmanın dilimizde bulunmaması açısından da alanında bir yol açtığı düşünülebilir.

Yazarın eserini meydana getirirken belirli bir akademik vizyon sunduğu şüphesizdir. Tozlu raflar arasında kalmış bilgiler, zamanın aşındırmasına uğramış mekânlar[9] ve adı sanı kaybolmuş kimliği torunları tarafından bile muamma olan şahsiyetler derinlere inen bir araştırma ile gün yüzüne çıkarılmıştır. Bir esere biçimsel olarak getirilen her türlü eleştiriyi gölgede bırakabilecek bir çalışkanlığın ürünü olması bilime kıymet verenlerin gözden kaçırmayacağı bir husustur. Eser bu manada metodolojik ve akademik yaklaşım olarak üzerine düşen görevi fazlasıyla ifa etmiş görülmektedir. Biçim olarakta kitapta dil ve anlatım unsurların gayet iyi kullanıldığı rahatlıkla öne sürülebilir.  Açık ve anlaşılır dili ile yazarın anlaşılmamak gibi bir kaygısı olmadığı, doğal bir şekilde ortadadır.

Misyonerlik Osmanlı için çok önemli etkileri olan hatta koca bir devleti çöküşe sürükleyen etmenleri barındıran bir kavram olmuştur. Misyonerlik geçmişte olduğu gibi günümüzde de masum olarak nitelendirebileceğimiz bir kavram değildir. Geçmişten günümüze yapılan ülkemiz için zararlı bu faaliyetlerin eğitim ayağının deşifre edilmesi, misyoner kurumlara biçilen masumluk maskesinin kırılması manasına geleceğinden, adı geçen kurumların iyi bir şekilde incelenmesi ve tetkik edilmesi zaruridir. Sonuçta Robert Kolej’in izini sürme hedefini güden mezkûr eser birçok açıdan yüksek ehemmiyete sahiptir.

 

* Fırat Üniversitesi, SBE, Genel Türk Tarihi ABD, Yüksek Lisans Programı Öğrencisi, zafersarac@hotmail.com

[1] Araştırmalardan elde edilen bulgular bu okulların Anadolu coğrafyasındaki toplam sayısını 400’lere kadar vardırmaktadırlar (s.13).

[2] Yazarın özellikle konu ile ilgili çeviri kitapları önemlidir. Haster D. Jenkins’in Robert Kolej’in Kızları, Frank A. Stone’un Sömürgeciliğin Hasat Mevsimi, Cyrus Hamlin’in Robert Kolej Uğruna Bir Ömür, Osmanlı’daki İki Amerikalı Misyoner Levi Parsons ve Pliny Fisk’in Anadolu ve Kudüs Seyahat Raporları.

[3] 1. Bölüm: Amerikan Merkezli Yerli Misyoner Yetiştirme Projesi “Foreign Mission School 1816-1826

[4] 2. Bölüm: Yerli Okullar Öncesi Amerika’da Eğitilen İlk Osmanlı Rum Gençleri

[5] 3. Bölüm: Payitaht’a Açılan İlk Amerikan Eğitim Kurumu: Bebek İlahiyat Okulu 1840-1862

[6] 4. Bölüm: Cyrus Hamlin’in Robert Koleji 1863-1873

[7] Bu on yıllık sürecin sonu olarak, kurucu Cyrus Hamlin’in Amerika’ya kesin dönüşü temel alınmıştır.

[8] American Board Kütüphanesi'nde bulunan, ABD'nin dünyanın çeşitli yerlerindeki misyonerlik faaliyetleri hakkında bilgi veren aylık dergi.

[9] Yaklaşık 150 küsur yıllık bir geçmişi olan binaların ve mekânların günümüze fazla bir emare bırakması pek mümkün olmasa da yazarın bu yöndeki takdir edilesi bir çabası mevcuttur. Özellikle bizzat yaptığı alan incelemeleri ile önemli çıkarımlar yapmıştır. (Bkz. s.166)

Ayşe AKSU

Dergâh Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2017, 440 Sayfa, ISBN:978-975-99582-99

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR