Nuri Demirağ Kimdir

Burak ATICI[1]

“Türk, insan kudretinin yaratabileceği her faydalı şeyi memleketi için düşünmeye, düşündüğünü yapmağa ve başarmağa kadirdir. Yapamamak, yapamadım, yapamam demek benliğimden, varlığımdan geçtim… Aczi, zaafı kabul ettim demektir.”[2]

Bir işi başarmanın en önemli merhalesi o işin başarılacağına duyulan inançtır. Bu aşamada başarı sağlandıktan sonra ise yapılması gereken şey inancın verdiği kuvvetle ve büyük bir azimle yorulmadan çalışmaktır. Bireyler için geçerli olan bu kural şüphesiz toplumlar için de geçerlidir. Özelikle 1776 tarihinde Adam Smith’in Ulusların Zenginliği isimli eserini yayınlamasından sonra dünya iktisadi sistemine hâkim olan liberal kapitalizm düşüncesi, toplumların kendilerine inanmasını ve inandıklarını yapma kudretini göstermesini de zorunlu kılmaktadır. Thomas Hobbes’in hafızlara kazınan, “İnsan insanın kurdudur,” ifadesi liberal kapitalizm ile birlikte, “Toplumlar birbirinin kurdudur,” halini almıştır. Bu bağlamda yukarıdaki veciz sözü ile bu gerçeği haykıran genç cumhuriyetin ilk sermayedarlarından Nuri Demirağ’ın incelenmesi elzemdir.

 Eserin yazarı Ziya Şakir, 1883 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Yazılarında Hüseyin Servet, Hamid Nuri gibi mahlaslar kullandı. İstanbul Vefa Lisesi’nde başladığı öğrenimine Halep’te devam etti. Hukuk eğitimini yarıda bıraktı. Bir bölümünü de kendisinin çıkardığı çeşitli gazetelerde çalıştı. Cemiyet-i İnkılap ve İttihat ve Terakki cemiyetlerinde yer aldı. Yazılarından dolayı üzerindeki baskı artınca Mısır’a kaçtı. Sinop’a sürgün edildi. Gönüllü olarak Balkan savaşlarında ve Milli Mücadele’de yer aldı. Cumhuriyetinin ilanında sonra İstanbul’daki tekel İdaresinde çalıştı.[3] Yazarın şiir, roman ve araştırma gibi alanlarda birçok eseri bulunmaktadır.

 Yazar “Nuri Demirağ Kimdir?” adlı eserini ise hayatta muvaffakiyete erişen insanların tanıtılması ve bu kişilerin topluma yol gösterici olması düşüncesi ile kaleme almıştır. Nitekim bu düşüncesini kitabın giriş kısmında belirtmektedir. Hatta o dönem Türkiye’de bu alanda çalışma yapılmamasını, “Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar denmemelidir.” [4] diyerek eleştirmektedir. Dünyada iktisadi hayatta başarı sağlamış kişiler hakkında yazılan eserlerin milyonlarca okuyucuya ulaştığını ve bu okuyucuların kıvılcımlar halinde bir alev topuna dönüştüğünü ifade etmektedir. Yazarın bu görüşü bana göre de doğrudur. Çünkü bu tarz başarı öyküleri yolun başında olan genç kuşakları da teşvik etmekte ve en büyük imkânsızlığın inançsızlık olduğun gözler önüne sermektedir.

Eser ilk olarak 1947 yılında yayımlanmıştır. Orijinal ilk basımında eser, bir önsöz ve yedi bölümden oluşmaktadır. Bu yazıda incelenen 2011 basımı ise orijinal esere ek olarak Nuri Demirağ’ın torunu Adnan Nur Baykal’ın sunuş yazısı ile başlamaktadır. Akabinde son dönemlerde bu konu ile ilgili çeşitli araştırmalar yapıp bu araştırmalarını bir eser haline getiren Fatih Dervişoğlu’nun çok kısa bir Nuri Demirağ tanıtımı yer almaktadır. Kitabın son kısmına ise 1947 yılından sonra Nuri Demirağ’ın hayatını anlatan Fatih Dervişoğlu’nun eserinden derlenmiş bir kısım eklenmiştir. Böylelikle 1947 sonrası dönemde kısaca anlatılmaya çalışılmıştır.

Eserin ilk bölümü, Nuri Demirağ’ın çocukluk, gençlik ve memuriyet hayatını anlatmaktadır. İkinci bölümde, Nuri Demirağ’ın ilk teşebbüsü olan “Türk Zaferi” sigara kâğıtları ele alınmıştır. Eserin üçüncü bölümü ise, belki de Nuri Demirağ’ı tanımamızı sağlayan ve Atatürk tarafından kendisine Demirağ soyadının verilmesine vesile olan 1008 km’lik Samsun - Sivas - Erzurum demiryolu yapım projesi anlatmaktadır. Nitekim Nuri Demirağ, bu proje sayesinde büyük bir servet ve şöhrete kavuşmuştur. Proje sürecindeki özveri ve başarısı kendisini genç cumhuriyetin en büyük projelerini gerçekleştiren bir müteahhit haline getirmiştir. Eserin diğer bölümleri ise, Nuri Demirağ’ın oluşturmaya çalıştığı, büyük yollar kat ettiği ancak başarılı olamadığı havacılık sanayi idealinden bahsetmektedir. Ek bölümünde ise hayatının son evresi ve siyaset hayatına değinilmiştir.

Eserin dili 1947 yılına göre oldukça sade ve anlaşılırdır. Eserin günümüzde de aynı sadelik ve anlaşılırlığı koruması amacıyla yayınevi tarafından eski kelimelerin yanına parantez içinde yeni karşılıkları konulmuştur. Özellikle belirtmeliyim ki bu uygulama hem eserin anlam bütünlüğünü korumuş hem de eserin aslına sadık kalınarak yayımlanmasını sağlamıştır. Ayrıca birçok eski kelime de bu vesile ile hafızamızda tekrar canlanmıştır. Biyografik bir nitelik taşıyan eser, dönemin yazılı kaynaklarına atıfta bulunmasıyla da ilgi çekicidir. Özellikle kritik konularda yazarın fikir belirtmek yerine yazılı kaynak ve belgeleri konuşturması eserin objektifliğini de korumuştur. Eser her ne kadar Nuri Demirağ biyografisi gibi lanse edilse de daha ziyade Nuri Demirağ’ın başarısızlığa mahkûm edildiği havacılık sanayii ve uçak fabrikası konularını odak noktası seçmiştir. Türkiye’nin yakın tarihinde çok önemli bir yere sahip olan bu nadide teşebbüsün tüm çıplaklığıyla ortaya konulması da tarafımızca oldukça dikkat çekicidir. Nitekim Nuri Demirağ’ın büyük bir inançla yola çıkıp Türkiye’de havacılık sanayii kapsamında ürettiği NU. D. 36 ( Eğitim) ve NU. D. 38 (Yolcu) isimli iki tür uçak, onlarca planör ve yüzlerce paraşüt dönemin şartları düşünüldüğünde oldukça ilgi çekicidir. “Göklerine hâkim olmayan milletler yerlerde sürünmeye, yerin dibinde çürümeye mahkûmdur,”[5] şiarıyla hareket eden Nuri Demirağ 1930’ların Türkiye’sinden gelecek kuşaklara el uzatmıştır. Ancak o dönem dünyada küresel boyutlara ulaşan bir savaşın mevcut olması ve Türkiye’nin tarafsız kalma çabaları bu nadide girişimin akamete uğramasına sebep olmuştur. Belki de bu cesaretli çalışma devam etseydi bugün varlığıyla gurur duyduğumuz Türk Hava Yolları, NU. D. 2023’ü cumhuriyetin yüzüncü yılında filosuna katacaktı.

Sonuç olarak 2018 verilerine göre dört milyon civarı kamu personeli istihdam edilen, üniversite mezunlarının büyük çoğunluğunun memur olma hayali güttüğü bir ülkede Nuri Demirağ gibi memuriyetten iş adamlığına uzanan bir hayatın gençlere anlatılması ve özgün girişimlerin cesaretlendirilmesi ülke geleceği açısından da önemlidir. 1776’dan 2019’lara uzanan kapitalist sistem memurlardan ziyade bu tarz girişimcilerin varlığı ile ülkelerin kaderlerini tayin etmektedir. Ülke olarak son yıllarda yaşadığımız ekonomik darboğazın bir sebebi de yeterli girişimcimizin olmaması, var olanların da niteliksiz ve şahsiyetsiz olmasıdır. Bu bağlamda Nuri Demirağ gibi milletimizin sinesinden çıkmış ve milletimize derin bir sadakat ile bağlı kişilerin anlatılması oldukça kıymetlidir. Böylelikle belki de daha hala kapitalistleşme sürecini tamamlayamayan Türkiye 21. yüzyılın ikinci çeyreğine bu eksikliğini gidererek ulaşacaktır. Bu vesile ile bu tarz girişimcilerin ve eserlerin çoğalması temenni ediyor, iyi okumalar diliyorum.

[1] sontugraburakatici@gmail.com

[2] Age sf: 92

[4] Age sf: 15

[5] Age sf: 113

Ziya ŞAKİR

Akıl Fikir Yayınları, İstanbul, Ekim 2011, ISBN:978-605-62227-4-0

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR