Merv Seyahatnamesi

Zafer SARAÇ*

Tarih boyunca Türklerin zamanın cenderesinden geçercesine içinden geçtikleri, tarihsel miraslarını ve kimliklerini sokaklarına bıraktıkları şehirler vardır. Bu şehirler Türkistan’ın kalbi olarak telakki edilebilecek bir mevkide, Türk kültürüne dair ana arterlerin ve göç yollarının üzerinde konumlanmışlardır. Türklüğün kalbinin uzun süre Türkistan’da attığı bilinir. Kadim Türkistan coğrafyasında medeniyeti bünyesinde doğurup, zirveye taşıyan bu merkezler zikredilecek olursa akla üç şehir ismi gelir: Buhara, Semerkant ve Merv… Bu kadim şehirlerin tarih boyunca yaşadıkları en büyük talihsizlik ise birçok kez yıkılıp o eski çağların kokusunu taşıyan tarihî nefeslerini sık sık kaybetmeleridir. Yıkım öncesi şehirlerin durumunu tahmin etmek ise; felaketin ağırlığına bağlı olarak bazen mümkün olmamaktadır. Bu bilinmezliğin aşılmasının en önemli etmenlerinden biri geçmişin fotoğrafını çekmeye namzet seyahat notlarıdır.  Bölge ile ilgili seyahat notları, bir şehrin geçmişini çok güzel bir şekilde ortaya koyarken, o bölgede yaşayan etnik unsurun meydana getirdiği kültürün muhtevasına dair önemli verileri okuruna ulaştırır. Bu minvalde Türk medeniyetinin husule geldiği şehirlere ilişkin her bilgi kırıntısı yüksek önem arz eder. Bu nedenle bundan yaklaşık yüz küsur yıl önce kadim Türk şehri Merv’i ziyaret eden Rus seyyah Konstantin Dimitrievich Nosilov’un seyahat notları dikkate şayandır.

Seyahat notlarının yazarı Nosilov 19. Yüzyılın ikinci yarısında Rusya sınırları içerisinde dünyaya gelmiş olup, biyografisinden iyi bir eğitim aldığı ve çok yönlü ilmi kişiliğe sahip olduğu görülür. Zaten seyyah sıfatını taşıyanların en önemli özelliklerinden biri, birden fazla alanda söz söyleyebilecek potansiyele sahip olmalarıdır. Nosilov’da aslen Jeolog olmakla birlikte geniş tecessüsünün etkisiyle coğrafya, edebiyat, botanik[1], zooloji[2], etnoloji gibi alanlara ilgi duyduğu yazdıklarından belirgindir. Nosilov’un iki büyük seyahati söz konusudur: ilki 1886 yılında Anadolu, Ortadoğu, Mısır; ikincisi ise 1908-1911 yılları arasında Kafkasya ve Türkistan bölgelerine olmuştur. İkinci seyahati ele aldığımız seyahat notlarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Böylelikle 20. yüzyılın ilk dönemlerinde Merv şehrinin durumunu anlatan bu güzel seyahatname tecessüm etmiştir.

Merv hakkındaki bu eserin dilimize kazandırılmasının farklı bir hikâyesi vardır. Sultan II. Abdülhamid’in bu esere ilgi göstermesi neticesinde saray mütercimi Ahmet Nermi Efendi, Nosilov’un notlarını Rusçadan Türkçeye çevirmiştir. Bu sayede 2. Abdülhamid’in okuma merakına ve Türk diyarlarına olan özel merakına istinaden eser dilimize kazandırılmıştır. Sonrasında Türkiye Yazma Eserler Kurumunun girişimleri neticesinde eser Mehmet Mahfuz Söylemez tarafından Osmanlı Türkçesinden Latin alfabesine transkripte edilmiştir. Böylelikle Sultan 2. Abdülhamid’in merakına sahip okur kitlesi için Merv’in bilinmezleri aşikâr olmuştur.

Eser kabaca üç kısımdan mürekkeptir. İlk kısımda Merv şehrinin tarihi hakkında en eski çağlardan başlayarak bütün bilgiler özet geçilerek sunulmuştur. İkinci kısım seyahatnamenin transkripte edilmiş esas metnidir. Son kısım ise Ahmet Nermi Bey’in tercümesinin tıpkıbasımıdır. Kabaca bu tasnife sahip eser, resimlerle desteklenerek, anlatılan yerler daha somut bir şekilde okura sunulmuştur.

İlk kısma dikkat çekilecek olursa; şehir tarihi açısından detaylı bir girişle okurun malumatının en üst düzeye çıkarılmak istenildiği açıktır. Bu kısım zaten Merv tarihini anlatan bir kitaptan iktibas edilmiştir[3]. Bu nedenle seyyahın notlarının husule geldiği tarihsel zemin, farklı medeniyetlerin[4] penceresinden detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Siyasi ağırlığı hissedilen bu kısmın zengin bir şekilde hazırlanması okurun işini hiç olamadığı kadar kolaylaştırırken, Merv’in tarihsel gelişiminin her bir basamağını, Nosilov’un anlattığı dönemle kıyaslamak mümkün vaziyete gelmiştir. Yazınsal ağırlığı 15-20 sayfaya tekabül eden bu bölüm, kısalığının aksine zengin bir kaynakçadan beslenmiştir. Bu kaynakçanın Merv’in şehir tarihine ilgi gösterecekler için oldukça ufuk açıcı ve zengin eser listesiyle teşekkül ettiği dikkatten kaçmaz.

Latin alfabesine basit bir metotla transkripte edilen ikinci kısım seyahatnamenin esas metnini meydana getirmektedir. Bu kısmın en önemli kusuru ise sadeleştirmeksizin metnin olduğu gibi aktarılmasıdır. Metnin içindeki devrin sözel anlayışına uygun bolca Arapça - Farsça kelimelerin anlatımı zorlaştırmasına rağmen tamamen anlaşılmaz bir metin olduğunu söylemek güçtür. Eseri hazırlayanın yer yer müdahaleleri fazlasıyla anlaşılmaz olan kelimelere açıklık getirmiştir fakat metin geneline bakıldığında bu oran bütün anlaşılmaz kelimeleri kapsayacak genişliğe sahip değildir.

Nosilov’un Merv anlatısı genel olarak değerlendirilecek olursa; Nosilov’un, basit bir şekilde, detaya inmeden, sade bir anlayışla notların kaleme alındığı görülür. Nosilov, bir roman yazarının yaptığı detaylı tasvirlerin yerine sadece gördüğünü kaleme alarak okuyucunun sıkılmasını engeller. Anlatısında sık sık Merv’e olan hayranlığı su yüzüne çıkar. Hatta öyle ki bazen çöle tezat oluşturan renkli görüntülere karşı şaşkınlığını gizleyemez: “Ve ben orada gördüğüm manzaradan naşi kaldım. Zira ben kendimi Tevrat’ta eski zaman Babillerinin asma köprülü ve keza türlü türlü nebatı örgülerden muallâk olarak yapılan kameriyeli velhasıl harikulade ahvali meluf bahçelerinden birinde inmişim gibi tasavvur ederek ne diyeceğimi bile şaşırdım(s.47).” Hatta Merv’e trenden indiği zaman ilk gözleminde öylesine büyülenir ki eşyalarını trende unuttur.

Nosilov, Merv’e yolculuğu esnasında yolda tanıştığı meçhul arkadaşından[5] şehir hakkında bilgi edinir. Yol arkadaşının izlenimleri adeta seyahatnamenin ön sözü hükmündedir. Şehre indikten sonra Merv ile muhtemelen yaşadığı şehir olan St. Petersburg’u kıyaslamaya başlar. Bu karşılaştırmalarda Merv şehri her zaman pozitif yönleriyle ön plana çıkar. Ülkesinde oluşan yanlış yargıların tek tek yıkıldığına şahit olur[6]. Örneğin; Nosilov Merv insanının çalışkanlığını, yapılarının azametini, toprağının bereketini defaten şaşırarak belirtir. Şehrin sanayileşmesine şaşkınlığını ifade ederken, pamuk fabrikasının eşinin Avrupa’da hiçbir yerde olamayacağını söyler. Üstelik Paris şehrini Merv ile kıyaslarken, şehrin Paris’ten büyük olduğunu beyan eder(s.54).

Her seyyah yolculuğu esnasında yaşadıklarını anlatırken, geniş bir bilgi yelpazesiyle okurunu adeta anlattığı mekâna götürür. Zaten seyahatnamenin bir yerde amacı yazılanlar vasıtasıyla bahsedilen bölgeye gidemeyenleri o yerlere götürmektir. Nosilov, bu amaca binaen okuruna mümkün olduğunca zengin bir içerik sunar. Yer yer farklı alanlara kesbedebilecek yorumları, salt gözlemle ve sorguyla edinilen bilgi odaklı olup, mümkün olduğunca nesnel bir çizgidedir. Özellikle sosyo-kültürel hayata dair aksettirdiği gözlemler bir belgesel havasında okuyanın aklında yer eder.

Nosilov’un siyasi bir görevle bölgeye gitmediği malumdur. Fakat seyahatnamesinin sonlarına doğru ettiği bazı kelamlar onun bölgeye ilgisinin temennileri çerçevesinde Rusluk izleri taşıdığını gösterir: “Velâkin ilerde bir diğer seyyah buraları ma’deniyat cihetinden de tahkik ve tetebbu etmeğe muvaffak olduğu takdirde artık vatanımıza hükümetimize ve milletimize elbette daha ziyade hizmet etmiş olur(s.80).” Hatta Nosilov’un bölgeye ilişkin Rus ilgisinin yetersizliğinden yakınması; onun milli bir bakış açısına sahip olduğunu ve zımnen emperyalist amaçlarını ele verir: “Fil-hakika eğer buraları Avrupa hükumatından diğer birinin idaresine geçmiş olsa idi artık çoktan beri kıt’a-i mezkure hakkında tetkikatlar, konferanslar, mükâfatlı asar kaleme aldırılmış ve nihayet ceraid ile oralardan ne yerlere istifade edilebileceğine dair beyanat neşr edilmiş olur idi(s.76).”

Sonuçta Türk-İslam medeniyetinin önemli bir kavşak noktasının yüz yıl önceki görünümü Rus Seyyah Nosilov’un anlatımıyla okuyanın tahayyülünde neşvünema etmiştir. Türk tarih ve kültürü kapsamında bünyeye getirilen medeniyetin şehirlerde doğduğu gerçeğinden hareketle, geçmiş zamanın herhangi bir dilimindeki şehrin tarihi araştırmacılar için yüksek önemi haizdir. Bunun bilincinde olan şehir tarihçileri için tek bir satırın bile önemi inkâr edilemez. Bu açıdan bakıldığında; Nosilov’un notları hazine hükmündedir.

 

*Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Genel Türk Tarihi Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Programı Öğrencisi, E-Mail: zafersarac@hotmail.com

[1] Nosilov’un bitkiler hakkındaki vasatın üstündeki zengin bilgisi böyle bir izlenim edinmemize sebep olmuştur.

[2] Eserde her ne kadar buna istinaden bir bilgi geçmese de, onun seyahatnamede anlattıklarından zoolog yönü anlaşılmaktadır. Özellikle hayvan çeşitlerini tahnit ettiğinden bahsetmesi Nosilov’un bu yönünü doğrulayan bir bilgidir.

[3] Bu eser daha basılmamış olup “Horasan’ın Bilim Merkezi Merv” ismini taşımaktadır.

[4] Sasaniler, Emeviler, Abbasiler ve Selçuklular döneminde Merv ayrı başlıklar altında ele alınmıştır.

[5] Nosilov bu arkadaşından “N” diye bahseder isim ya da başka ayrıntı vermez.

[6] Misalen Nosilov Rusya’da Türkmenlerin çapulcu ve göçebe ehemmiyetsiz bir grup olarak algılandıklarını vurgulamakla birlikte bu algının yıkıldığını kendi gözlemleriyle ifade etmektedir(s.66).

 

Konstantin Dimitrievich Nosilov- Tercüme: Ahmet Nermi Efendi- Hazırlayan: M. Mahfuz Söylemez

Türkiye Yazma Eserler Kurumu, İstanbul, 2015, 179 Sayfa, ISBN:978-975-173-80-42

[1] Bu yazı Kitap Şuuru intisabıdır. (Editörü: Burak Akdağ) www.kitapsuuru.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR