Kutadgu Bilig’e Göre Türk Savaş Sanatı

Ömer KARABAYIR*

Tarihte Türkler, çoğunlukla yaşadıkları coğrafyadan kaynaklanan nedenlerden dolayı harp hâline sürekli hazır bulunmak durumunda kalmışlardır. Sert iklim koşulları, kıtlıklar, mecburî göçler sırasında yaşanacak olumsuzluklar onların diri kalmalarını ve harple yaşamalarını zorunlu kılan nedenlerden bazılarıdır. Ancak belki de en önemlileri, tarih boyunca cihan hâkimiyeti mefkûresi ile kalplerini doldurmaları ve “esaret”in kelime anlamını bilmemeleridir.

Türklerde, özellikle bozkırda ordu, milletten ayrı düşünülmemiştir. Dolayısıyla her birey er olarak yetiştirilmiş; günlük yaşamda, savaş haricindeki zamanlarda gerçekleştirilen av, spor gibi faaliyetlerde de zinde kalmak amaçlanmıştır. Bu nedenledir ki Türkler savaş sanatında ustalaşmış, ustalaşmak zorunda kalmışlardır.

Savaş denildiğinde hemen cephe almak ve hümanist yorumlara girişmek yerine, bir şekilde var olan bu gerçekliği kabul etmek gerekir. Dünyanın yaratılışından beri savaş hayatımızın içindedir, öyle görünüyor ki dünya durdukça da var olmaya devam edecektir. Öyleyse savaş, bilinçli şekilde, belli kurallara ve stratejilere göre gerçekleştirilmelidir. Nitekim öyle de oluyor… Kendi milletimizden yola çıkarsak; neredeyse üç bin yıldır tarih sahnesinde bulunmamızı, devletler yıkıp devletler kurmamızı, harp denilince ilk akla gelen milletlerden biri olmamızı başka türlü açıklayamayız. Türklerin savaşta ustalaşma durumuna gelebilmeleri için belli kaidelere, stratejilere, taktiklere göre hareket ettiklerini kestirmek zor olmasa gerekir. Hiçbir zafer ya da yenilgi rastgele değildir. Her işte olduğu gibi savaşta da muhakkak ki bir felsefî taban vardır. Türkler olarak tarih yazıcılığında çok geride olmamız, bir savaş felsefesine sahip olmadığımız anlamına gelmez.

Geçtiğimiz ay, yani Haziran 2018’de Kronik Kitap’tan bu alanda önemli bir eser yayımlandı: Kutadgu Bilig’e Göre Türk Savaş Sanatı... İsmini görür görmez takibe aldığım, yayımlandığında da vakit kaybetmeksizin temin ettiğim eserin müellifi önemli tarihçilerimizden Doç. Dr. Erkan Göksu. Bir Ortaçağ tarihçisi olan Göksu, daha çok Selçuklular üzerine yaptığı çalışmalarla bilinse de, Türk Kültüründe Silah, Okla Yükselen Millet gibi genel Türk tarihini ilgilendiren eserlere de imza atmıştır. Son olarak yine, literatürde eksikliği çokça hissedilen bir alanda, Türklerde savaş sanatı konusu ile okurlarıyla buluşmuştur. 

Kitap, üç ana bölümden meydana geliyor. “İnsan Şiddet İlişkisi ve Savaş” başlıklı ilk bölüm, “insan”ın tanımı ve “şiddet”in tarihini ele alarak başlıyor; “Bir Türk savaş sanatı var mı?” sorusu ile sona eriyor. Esasen, kitabın kaleme alınmasını sağlayan nedenin de “yazarın kendisine bu soruyu sorması” olduğunu “Önsöz” bölümünde öğreniyoruz. Göksu’nun, Sun Tzu’nun Savaş Sanatı adlı meşhur eserinden esinlenerek; Yusuf Has Hacip’in Kutadgu Bilig adlı ölmez eserinden faydalanarak çok değerli bir çalışmaya imza attığını not düşmek gerektiği kanaatindeyim.

Belirttiğimiz gibi, savaş, kötü bir eylem olsa da hayatın bir gerçeğidir. Erkan Göksu, belki de bu durumun göz ardı edilmesini engellemek için, işe, şiddet kavramını ve şiddetin tarih boyunca var olduğunu anlatarak başlıyor. Göksu, şiddet hususunu şu sözlerle net bir şekilde ifade ediyor: “Günümüzün uygar yaklaşımlarına göre şiddet kabul edilemez bir davranış şeklidir. Zira şiddeti kabullenmek, şiddetin artmasına yol açar. Ancak bu durum, şiddetin sosyolojik, psikolojik, politik, felsefî, psikiyatrik ve tarihî gerçekliğini ortadan kaldırmaz.” (s.17) Yine savaş, kötü bir eylem olsa da bazen gerekliliktir. Bu konuda yapılan en güzel savaş tanımlarından biri de Yusuf Has Hacip’ten: Kutadgu Bilig’te savaş şu şekilde tanımlanıyor: “Bilgisiz ve kötülere, anlaşmak istemeyen, adaletsizlik yapan düşmanlara karşı başvurulacak son çare”. Burada son iki sözcüğün üzerinde durmak gerekir: “son çare”. Şiddet ya da savaş bazı durumlarda “çare” olarak görülebiliyorsa –ki bu çok normaldir-, bu aşamadan sonra nedenlere takılmadan, hedefe doğru şekilde yürümenin yolları aranmalıdır. Hedefe gidilen yolda atılacak askerî, siyasî, istihbarî, psikolojik ve felsefî adımların tümü bir savaş sanatından söz edebilmek için yeterli görülebilir.

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, Erkan Göksu, Türklerde savaş sanatının izlerini, üzerinden neredeyse bin yıl geçse de hâlen günümüze birçok alanda ışık tutan Kutadgu Bilig’in satırlarında aramıştır. Kitabın ikinci bölümünde “Kutadgu Bilig ve Türk Savaş Sanatı” hakkında kısa bir girizgâh yapılmış, üçüncü bölüm ise doğrudan “Kutadgu Bilig’te Savaş”a ayrılmıştır. Bu bölümde savaşla ilgili hususlar alt başlıklar halinde derlenerek, Kutadgu Bilig’ten alıntılanan beyitlerle açıklanmıştır. Beyitler “KB” kısaltması ve beyit numarası ile verilmiştir. Öte yandan, Sun Tzu’nun Savaş Sanatı’ndan, Kutadgu Bilig’teki beyitlere paralellik gösteren bazı alıntılar “SS” kısaltması ve sayfa numarası ile dipnotlarda verilerek karşılaştırma olanağı sağlanmıştır.

Yazarın itinayla seçtiği anlaşılan beyitlere bakıldığında, gerçekten Kutadgu Bilig’in, Türk savaş felsefesi alanındaki değeri ve zenginliği göze çarpıyor. Bazı beyitlerin Bilge Kağan’ın öğütlerini akıllara getirmesi dikkat çeken bir diğer durum olarak karşımıza çıkıyor. Bana göre, Türk askerî tarihine ve Türk ordusunun niteliğine odaklandığımızda da “sanat” kavramından söz edebiliriz. Hatta Mete Han’ın bundan neredeyse yirmi üç yüzyıl önce orduda gerçekleştirdiği düzenlemeler dahi aynı bağlamda değerlendirilebilir. Tüm bunlar, Türklerde savaş sanatının var olduğunu açıkça göstermektedir. Doç. Dr. Erkan Göksu, “… Türk savaş sanatını mevcut ana kaynaklarımızda, Türk düşüncesinin, Türk kültür ve medeniyetinin ilkelerini içeren temel metinlerimizde arayıp bulmaktan başka çare yoktur.” (s.57) diyor ve bu alandaki çalışmalar için kapıyı aralıyor. Kutadgu Bilig’e Göre Türk Savaş Sanatı, yararlanılan kaynakların çokluğu ile dahi titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu kanıtlıyor. Bir solukta, keyifle okunabilecek bu eseri herkese öneriyorum.

* Bilgisayar Programcılığı / İstatistik Lisans Mezunu, İÜ AUZEF Tarih Lisans Öğrencisi, omerkarabayir@windowslive.com

Erkan GÖKSU

Kronik Kitap, İstanbul, 1. Baskı, Haziran 2018, 128 Sayfa, ISBN: 978-975-2430-..-.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR