Erhan Çifci – Kutü’l-Amare

Birinci Cihan Harbinin 100. yıl dönümünde oluşumuz vesilesiyle Irak Cephesinde kazandığımız Kutü’l Amare zaferi ülke genelinde ve uluslararası platformda hatırlanmaya devam ediyor.
Son birkaç yılda kamuoyu ve milletimizin büyük bir kesimi tarafından tekrardan hatırlanan Kutü’l Amare zaferi ile ilgili çok sayıda kitap basıldı ve Kutü’l Amare geç de olsa bir iade-i itibar görmüş oldu. Öyle ki sadece son iki Kutü’l Amare ile ilgili on beş kadar kitap raflardaki yerini aldı. Tanıtımını yapmaya çalışacağımız eser de, bu yıl raflarda yerini alan on beş Kutü’l Amare kitabından sadece biri. Askerî tarih alanında yetişmiş önemli isimlerden biri olan Erhan Çifci’nin Kutü’l Amare ile ilgili ilk çalışması da bu değil. Geçtiğimiz yıl “Kutü’l Amare Kahramanı Halil Paşa’nın Hatıraları” adında başka bir kitap daha yayınlayan Çifci, “Şark Cephesinden Kore’ye Bir Türk Generali Tahsin Yazıcı’nın Askerlik Serüveni”, “İdealist İttihatçı Bir Muallim Selim Sırrı Tarcan” ve  “Albay Nuri Pamir’in Kore Savaşı Günlüğü ve Mektupları” isimli dört eseri daha yayına hazırlamıştır. Çifci, tüm bunların yanında Askeri Tarih, İç Güvenlik ve Uluslararası İlişkiler alanında çok sayıda makale ve yazı kaleme almıştır. “Büyük Harbin Stratejik Cephesi Irak”“Osmanlı Ordusu İngilizlere Karşı” ve “Zafere Giden Yol” isimli üç ana başlıktan meydana gelen bu eserimiz daha önce yayınlanmamış çok sayıda harita, belge ve fotoğrafı da içerisinde barındırmakta. İlk ana başlık çerçevesinde 1914 yazı itibariyle Cihan Harbinin başlangıcı ve Osmanlı’nın savaşa katılış süreci tahlil edilmiş. Devamında ise İngiltere’nin Dünya Savaşı genelinde temel olarak güttüğü politikası okuyucuya aktarılmış. “…İngilizler Basra Körfezi’nde aktif denetim sağlamayı ve mümkünse Bağdat’ı işgal etmeyi planladılar.” diyen Çifci, İngiltere’nin Irak ve havalisini istilası ile ilgili yapmış olduğu stratejik planları masaya yatırılarak tahlil ediyor. Savaş öncesi bölgede yapılan lojistik faaliyetlerine dair okuyucu aydınlatarak anılan dönemde Irak Havalisi Kumandanlığının istihkâm ve tahkimat çalışmalarına da yer verilmiş.

“Osmanlı Ordusu İngilizlere Karşı” isimli ikinci ana başlıkta 5 Kasım 1914’te İngilizlerin Şattü’l Arap girişindeki Fav Yarımadasına asker çıkartmalarından Selman-ı Pak Muharebelerine kadar gelinen süreç irdelenmiştir. Basra’nın kolay bir şekilde İngilizler tarafından ele geçirilmesi, devamında Kurna’nın da düşmesi sonucunda Irak ve Havalisi Kumandanı Cavit Paşa yerine, Enver Paşa’nın Trablusgarp günlerinden arkadaşı Yarbay Süleyman Askerî Bey bölgeye gönderilir. Süleyman Askerî Bey komutasında gerçekleştirilen Rota Muharebesinden de istenilen sonuç alınamayınca Süleyman Askerî Bey 14 Nisan tarihinde intihar eder. Onun yerini (Sakallı) Miralay Nurettin Bey alır. Rota’ya yapılan ikinci saldırıda da istenilen sonuç alınamayınca, kuzeybatı istikametine doğru çekilmek zorunda kalan Osmanlı birlikleri Kut şehrinin düşmesine engel olamaz. Sonrasında Irak Havalisi Kumandanlığı, yeni kurulacak olan 6. Ordu Komutanlığı adı altında yeniden teşkilatlandırılır ve 6. Ordunun başına Goltz Paşa getirilir. Fakat İngilizler, Selman-ı Pak’ta mağlup olunca Goltz Paşa General Nixon karşısında birden bire avantajlı bir konuma geçti ve Kut şehrinin kuşatılması süreci hız kazanmış oldu. Yazarımız Selman-ı Pak Muharebelerini Kutü’l Amare öncesi bir kırılma noktası olarak görür ve “Selman-ı Pak’taki başarılı savunmaları ile General Townshend kuvvetlerini durduran Osmanlılar, böylelikle Bağdat üzerindeki İngiliz tehdidini büyük ölçüde sonlandırmıştır.” ifadelerini kullanır.

Kitabın üçüncü ve son ana başlığının adı “Zafere Giden Yol”dur. Bu başlık kapsamında şehrin muhasarasından düşüşüne kadar geçen süre ele alınmıştır. Aralık ayı ile birlikte Amara şehrine sıkışan İngiliz birlikleri 5 Ocak tarihinde Dicle nehrinin sağ tarafında kalan Osmanlı birliklerine saldırdılar. 13 Ocak’ta ise Kutü’l Amare’ye 40 kilometre uzaklıktaki Orah’a İngilizler tarafından saldırı düzenlendi. Mart ve Nisan ayları boyunca İngilizler gerçekleştirdikleri hiçbir saldırıdan tam anlamıyla bir başarı elde edemediler ve 17-18-19 Nisan tarihlerinde de şehirdeki kuşatmayı yarmaya çalışan 3. ve 13. İngiliz Tümenleri muvaffak olamadılar. 19 Nisan 1916’da Goltz Paşa tifüs nedeniyle hayatını kaybedince yerine Enver Paşa’nın kendisinde bir yaş küçük amcası Halil Paşa geçer. 29 Nisan 1916 günü General Townshend, şehrin kayıtsız şartsız teslimi konusunda Halil Paşa ile mutabakata varır. 5 General, 272 subay, 2592’ı İngiliz, 6988’i Hintli olmak üzere toplamda 9580 er ve 3248 gayri muharip hizmetli olarak en nihayetinde 13.309 kişi esir alınmıştır. Kutü’l Amare bir ilke de şahitlik eder. Mehmet Cemal Bey ve Raşit Fettah Efendi tarafından uçakla yapılan ilk gece taarruzlarının yine Kutü’l Amare’de gerçekleşmiştir. Bu bölümün sonunda dönemin gazete manşetlerine, esir alınan İngiliz komutanların, muharebe meydanlarının ve Kutü’l Amare’deki şehitliğimizin fotoğraflarına yer verilmiş.

Kitabımızı değerlendirecek olursak, eserin bünyesinde barındırdığı çok sayıda haritanın bölgeyi göz önünde canlandırmamıza olanak sağlamış olduğunu söylemeliyiz. Bunun yanında muharebelerde görev alan kumandanlarımızın biyografileri ve fotoğraflarına yer verilerek hepsinin aziz hatıralarına atıfta bulunulmuş. Kitabın en sonuna yerleştirilen kronolojik bir sıralama olay örgüsünü kafamızda daha iyi oturtacak bir özelliktedir. Kitap çok başarılı bir sonuç yazısı ile nihayete erdirilmiş. Bu sonuç yazısında en çok dikkatimi çeken mesele, 1952 yılında NATO’ya girişimiz sonrasında Kutü’l Amare zaferinin kutlanılmayı bırakılmış olduğu görüşünün gerçek dışı oluşuydu. Zira yazarımız 1929-1953 yıllarına dair yaptığı gazete taramalarının hiçbirinde Kutü’l Amare’nin kutlandığı gibi bir bilginin olmadığını söylüyor. Tüm bu meselelerin yanı sıra Kutü’l Amare’deki zaferimizin dünya basınındaki yansımasına da yer verilmiş olması eseri daha zengin kılmıştır. Kutü’l Amare zaferinin bize ne kazandırdığı ve İngilizlere neler kaybettirdiği meselesi tarafsız bir şekilde okuyucunun gözleri önüne serilmiş. Sonuç kısmında yazılan güzel yazı ile de 2017 yılında Kutü’l Amare’ye bakıldığında meselenin nasıl yorumlanması gerektiği hususunda da mantıklı bir bakış açısı oluşturulmuş. Kitabın sadece Kutü’l Amare ile kısıtlı kalmayıp daha öncesinde yaşanan hadiselerin de yazılmış olması daha bütüncül bir bakış açısı oluşturuyor. 

Erhan Çifci, İstanbul, Timaş Yayınları, 2017, 272 Sayfa, ISBN: 978-605-08-2601-2     

Yazar: Tamercan ÇAĞLAR

0 0 oy
İçeriği Değerlendir