Kemal Tahir – Kurt Kanunu

Türk tarihi birçok kez fetret devirleri yaşamıştır. Kür Şad’a Çin sarayını bastıran süreç bir fetret devridir. Ankara Savaşı’ndan sonra Çelebi Mehmet’in verdiği mücadele bir fetret devri mücadelesidir. Yakın tarihimizin şahit olduğu 1. Dünya Savaşı-Millî Mücadele arasında yaşanan süreçte bir fetret devridir. Fetret devirlerinin önemli özellikleri bulunmaktadır. Bu süreçte mücadele içinde bulunan kadrolar mücadelede elde ettikleri başarı ya da başarısızlık neticesinde değerlendirmeye tabi tutulurlar. Başarı sağlamışlar ise gücü ele almışlardır ve kendi düzenlerini inşa etmeye başlarlar. Ancak başarı sağlayamamışlar ise zamanla alternatif oluşturulmaları sebebiyle tasfiye edilirler.  Kemal TAHİR eserinde bu realiteyi Kara Kemal Bey tarihi karakteri ile şu şekilde ifade etmektedir: “Tarihin örneğini yazmadığı kurtlar boğuşmasına girip yenik düştük. Kurtlukta düşeni yemek kanundur.”[1]

Kemal Tahir İstanbul’da doğdu. Gazihasanpaşa Rüştiye’sini bitirip girdiği Galatasaray Lisesi’nin ikinci sınıfından ayrılarak öğrenimini yarıda bıraktı. Avukat Kâtipliği, ambar muhasipliği, gazetecilik gibi işlerde çalıştı.1938’de Nazım Hikmet ile beraber yargılandığı Donanma Komutanlığı Mahkemesi’nde on beş yıl hapse mahkûm edildi. On iki yıl Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde yattıktan sonra, 1950’de Genel Af Yasası uyarınca geri kalan cezası bağışlandı. 1955’ten sonra yayımlamaya başladığı romanlarıyla edebiyatımızın önde gelen yazarları arasına katıldığı gibi, tarih konusundaki görüşleriyle de düşün hayatımızı etkiledi. 21 Nisan 1973’te, bir kalp krizi sonucunda İstanbul’da öldü.

Kurt Kanunu eseri İzmir Suikastı davası özelinde o dönem egemenlik üzerine yaşanan çatışmalardan bahsetmektedir. Özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine damgasını vurmuş İttihat ve Terakki Partisi ve mensuplarının yeni kurulan rejim ile aralarındaki çekişmelere değinmektedir. Bu çekişmelere değinirken her iki tarafında düşünce tarzı usta bir şekilde ele alınarak okuyucuya sirayet ettirilmektedir. Eser yakın tarihi gerçekliklere temas etmesi sebebiyle bu alana ilgi duyanlar için bulunmaz bir nimettir. Özellikle yakın tarihimizin bu fetret devrinde mücadele veren renkli simalara aşina olanlar için eser bir zaman makinası özelliği taşımaktadır. Yazarın eseri bir roman olmasına karşın eser kendini anlamlandırdığı bu kavramsal konumun çok ötesindedir. Eserin sayfalarını çevirdikçe karşınıza bir siyasetname, bir iktisat kitabı, ince istihbarat teknikleri ve psikolojik tahliller çıkmaktadır. Yazarın izlediği bu metot multidisipliner bir düşünüş tarzına sahip olduğunun da bir göstergesidir. Eserde objektifçe yaklaşılan ve dönemin ruhuna hâkim olan tarihi bakış açısı da dikkatle incelenmesi gereken ayrı bir husustur. Tarihi kahramanlara ahde vefasızlık etmeden böyle keskin bir eser ortaya çıkarmakta kolay bir iş değildir. Maalesef ki günümüz insanı tarihi kahramanlar arasında seçim yapmaktadır. Bu tutumun yanlışlığı hakkında farkındalık oluşturmak için de eserin okunması ve okutulması gerekmektedir. Bilindiği üzere her iktidar kendi meşruiyetini sağlamak adına önceki iktidar sahipleri hakkında tek yanlı tahliller yapmaktadır. Kurt Kanunu eseride erken dönem cumhuriyet tarihinde kurucu kadro ile İttihatçılar arasında yaşanan bu iktidar mücadelesinin karanlık noktalarına ışık tutmaktadır. Olaylar özellikle İttihat ve Terakki’nin ekonomik yönden akıl hocası vazifesini üstlenmiş Kara Kemal Bey çerçevesinde gerçekleşmektedir. Millî mücadele devrinde İstanbul’da Karakol Cemiyeti vasıtası ile de büyük hizmetleri olmuş Kara Kemal Bey yeni rejim tarafından bir tehdit unsuru olarak görülmektedir. Kara Kemal Bey’in aslolarak yeni rejime karşı bir faaliyeti bulunmamakla beraber civarındaki heyecanlı komitacıların şüphe çeken hareketleri dikkatleri üstüne çekmekte, bu sebepten de Kara Kemal Bey kendisini iktidar mücadelesinin tam ortasında bulmaktadır. İlgi çekici geçmişi, civarında bulunan heyecanlı insanlar ve Kara Kemal Bey’in keskin zekâsı kendisini tahmin bile etmediği bir bilinmeze sürüklemektedir. Ne hazindir ki bu bilinmez bizleri yakın tarihimizin çok somut bir tasfiye hareketi ile baş başa bırakmıştır. Bilinmelidir ki her hikâye bir gerçeğe dayanmaz ancak her gerçeğin bir hikayesi vardır. Bu sebepten dolayı vatan ve millete hizmet noktasında bazı farazi tutumların geleceğe olan tesirleri iyi hesaplanmalıdır. Bu hesaplamanın gerçekleşmesi ise tarihe objektif olarak bakmakla sağlanacaktır. Kurt Kanunu eseri de bize bu noktada çok özel bir bakış açısı kazandırmakta, Ankara-İstanbul-İzmir hattında yaşanan bu kavgayı tüm çıplaklığı ile gözlerimizin önüne sermektedir.

Sonuç olarak Kemal Tahir bu eser ile yakın dönemimizin acı ama bir o kadar da gerçek hadiselerine ideolojik bataklığa saplanmadan bir ışık tutmuştur. Bu ışığın biz okuyucuların yolunu aydınlatmasını temenni ediyorum.

[1] Age, s. 236

Kemal TAHİR, İstanbul, İthaki Yayınları, Eylül 2005, 312 Sayfa, ISBN: 975-273-154-6

Yazar: Burak ATICI

0 0 oy
İçeriği Değerlendir