Kırım’a Seyahat

Semanur ULU*

Fatih Kerimi, yirminci asrın Türk aydınlarından olan Kazan Tatarı bir gazetecidir. Orenburg’da basılan Vakit Gazetesinin başmuharrirliğini yapan Kerimi işi dolayısıyla gittiği yerlerden yazdığı mektuplarla ve seyahat anılarıyla dönem ve coğrafyalar hakkında bize önemli bilgiler vermektedir. 1912’de Balkan Savaşı sırasında gazetecilik görevini ifa etmek için İstanbul’a gelen Kerimi’nin buradan Orenburg’a gönderdiği mektuplar daha sonra kitaplaştırılarak İstanbul Mektupları adı ile basılmıştır. Yine bu nevide bir eser olarak Avrupa seyahati sırasında kaleme aldığı gözlemlerinden oluşan yazılar da kitaplaştırılarak 1901 yılında basılmıştır. Bir seyahatname özelliği gösteren Kırım’a Seyahat adlı eser ise Kerimi’nin 1903 yılında Kırım’a yaptığı seyahat sırasındaki gözlemlerini ve anılarını kapsıyor.

10 Nisan 1903’te yirminci yılını dolduran Tercüman Gazetesi için Kırım’ın Bahçesaray kentinde 4 mayısta düzenlenen dua meclisine katılmak üzere Orenburg’dan 27 Nisan akşamı yola çıkan Fatih Kerimi yol boyunca yaşadıklarını ve dikkati sayesinde neredeyse hiçbir şey atlamayarak kaydettiği gözlemlerini ustalıkla anlatıyor eserde. Orenburg’dan hareket ettikten sonra Samara, Ryajeski, Kursk, Harkof gibi yerleri geçerek nihayetinde Kırım’a varan yazar yol boyunca yaşadıklarını ve gördüğü bu yerlere dair izlenimlerini en ufak ayrıntılarına kadar eserine aktarmış. Burada yolda karşılaştığı çeşitli insanlarla ettiği sohbetlerden ve görüp duyduğu şeylere ilişkin yorumlarından Kerimi’nin eğitime bilhassa da kadınların eğitimine ne denli önem verdiğini bir kez daha anlıyoruz.

Kırım’dan bahsederken Kırım’ın tarihinden başlayarak gezilip görülecek yerlerine, türlü adetlerine, insanlarının karakterlerine değin pek çok konuyu ele alıyor Kerimi. Genellikle Cengiz Dağcı eserlerinden aşina olduğumuz Yalta, Akmescid, Dereköy, Gurzuf, Aluşta, Bahçesaray gibi yer adlarını yazarın satırlarından okumak da ayrı bir zevk veriyor. Yalnız Kerimi sürekli olarak Rusların kibarlığından bahsederken Tatarları özellikle de yeni tarzda eğitime karşı olmaları nedeniyle kaba ve yobaz bulduğunu dile getiriyor. Bu ise Cengiz Dağcı romanlarından okuduğumuz olaylarla pek de örtüşmüyor. Elbette Fatih Kerimi’nin içinde yaşadığı dönemin şartlarını bilmeden fikirlerine ilişkin hüküm vermek çok güç ve yanlıştır. Özellikle Kırım’ın tarihi ve doğal güzelliklerine değinen Kerimi katıldığı dua meclisini de detaylı olarak anlatmış yazılarında. Bu bölümde İsmail Gaspıralı Bey ve Tercüman Gazetesi hakkındaki fikirlerine de uzun uzun yer vermiş Kerimi. Ancak Kerimi’nin bunlara dair fikirlerinin özeti olarak kitaptan şu paragrafı aktarmak yerinde olacaktır:

“O halde ‘Tercüman’ gazetesini sahibi niçin tesis etti? Hiç şüphesiz cehalet karanlığında kalarak günden güne helak olmaya yüz tutan milletini maarif nuru ile aydınlatmak ve çürümeye başlayan azalarını medeniyet ışığı ile ihya etmek için. Bundan asla şek ve şüphe yoktur. Kalbi gayret, hamiyet ve metanetle dolu olan İsmail Bey Gasprinski bütün zorluklara göğüs gererek işe teşebbüs etti.Vatana, hükümete ve millete muhabbetle ve sadakatle kahramanca bir surette hizmette yirmi sene devam eyledi, böyle alicenap bir metanet sahibi herkesin tebrik ve teşekkürüme tamamıyla ve hakkıyla layıktır.”[1]

Bu satırlardan da görüldüğü üzere Kerimi, İsmail Gaspıralı’nın ve Tercüman Gazetesinin cahil kalan halkın eğitiminde ve aydınlatılmasında büyük bir vazife gördüğünü düşünmekte dolayısıyla her ikisine de ilerici ve aydınlanmacı bir rol biçmektedir. Dua meclisinden bahsederken değindiği ve değişik bir anekdot olarak kaydedilebilecek bir başka husus da dua edilen çeşitli kişi ve konuların yanı sıra Rus kilisesinde matbaanın mucidi Gutenberg’in ve Rusya’daki ilk matbaacı Fyodor’un ruhlarına dua edilmesidir.[2]

Dua meclisinin sona ermesinden sonra tekrar Orenburg’a dönmek üzere yola çıkan Fatih Kerimi ve yol arkadaşı bu kez de Sivastopol ve Yalta’dan geçerek seyahat ediyorlar. Buralara ilişkin gözlemlerine ve anılarına yer verse de bunlar Kırım’a giderken yazdıkları kadar detaylı değil.

Kitabın sonunda ise Fatih Kerimi’nin biyografi kitabından alınan fotoğraflardan oluşan bir albüme yer verilmiş ki kitapta en çok hoşuma giden şeylerden biri bu bölüm oldu. Kitaplarını ve hayatını büyük bir ilgiyle okuduğum Kerimi’nin cansız hatıralarını görmek, onun aile ve dostları ile olan fotoğraflarına bakmak okunanları bir kat daha anlamlı kılıyor adeta. Kırım’a Seyahat yirminci yüzyıl başlarında kuzey Türklüğünü ve Rusya’da Müslümanlığı merak edenlerce ve bilhassa İsmail Gaspıralı Bey ve Tercüman Gazetesinin rolünü ve önemini merak edenlerce okunması gereken hoş ve yalın anlatımıyla gayet anlaşılır bir eser.

* Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Lisans Öğrencisi, ulusemanur@gmail.com

[1] Fatih Kerimi, Kırım’a Seyahat, Post Yayın, Haz. Hayri Ataş, 2. Baskı, İstanbul, 2017, s.96

[2] A.g.e., s.100

Fatih Kerimi, Hazırlayan: Hayri Ataş

Post Yayın Dağıtım, 2. Baskı, 2017, İstanbul, 145 Sayfa, ISBN 978-605-9444-39-2

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR