Kalpaklılar

 

Remzi Can ÖZTÜRK

Kalpaklı bir süvari dolaşırmış
gizlilerde,

Köylüler böyle diyorlar
yatsıları..

Kemal Paşa’dır diyorlar

Attila İLHAN

Kalpaklılar isimli eser, edebiyatımızın güçlü kalemlerinden Samim Kocagöz’ün Milli Mücadele yılları ekseninde kaleme almış olduğu bir romandır. Sadece bu yönüyle bile oldukça kıymetlidir. Zira tarih sahnesinde ve bir milletin mâzisinde, İstiklâl Harbimiz kadar onurlu, namuslu bir kavganın emsali pek azdır. Emperyalizmin ağır postalları altında toprakları çiğnenen ve kaynakları sömürülen muhtelif milletlere, bağımsızlıklarını kazanmak yolunda girişecekleri amansız mücadele için emsalsiz bir ibret vesikası olması hasebiyle evrensel bir öneme de sahip olan bu onurlu kavga, maalesef ki edebiyat çevrelerimizin dikkatini yeteri kadar çekememiştir. Milli Mücadele yıllarını, onun şanına yakışır şekilde anlatan nitelikli eser sayısı hayli azdır. Samim Kocagöz, Kalpaklılar isimli eseriyle, bu alanda var olan eksikliği bir nebze olsun gidermeyi ve bu destansı mücadeleyi gelecek nesillere o günkü duygu yoğunluğuyla aktarmayı amaçlamıştır.

Samim Kocagöz, Milli Mücadele destanımızı ve Anadolu direnişini, esasında Kalpaklılar ve Doludizgin isimli, birbirinin devamı niteliğinde iki kitapta neşretmiştir. Bu iki eser daha sonraları Literatür Yayınları tarafından tek cilt olarak ve Kalpaklılar adı altında okurlarına sunulmuştur. Yayınevi, bu durumun yazarın isteğini geç de olsa yerine getirmek münasebetiyle gerçekleştirildiğini belirtmiştir.

***

Yazar bu eserinde, ilk sayfasından son sayfasına kadar dönemin ruhunu okuyucuya hissettirmeye ve dönemin önemli hadiselerine roman kurgusu içinde değinmeye çalışmıştır. Öyle ki, eserin ismi dahi buram buram Kuvayı Milliyecilik kokar: Kalpaklılar. Kalpak, Milli Mücadele yıllarının sembolleşmiş ve Mustafa Kemal Paşa ile özdeşleşmiş nesnelerinden biridir. O yıllarda kalpak giymek, Anadolu direnişinden yana olduğunu belli etmek için seçilen yollardan biridir. Yine kalpak, temeli o yıllarda atılan ve “Kemalizm” ifadesi ile hülasası yapılan fikirler silsilesini benimsemiş insanların olmazsa olmaz aksesuarlarındandır. Yazıma başlarken bir pasajını paylaştığım “Kalpaklı Süvari” şiiri gibi İstiklâl Harbini konu alan nice şiirlerde, romanlarda, hikâyelerde ve destanlarda döneme ait önemli bir motif olarak yazarlarca işlenmiştir. Bu eserlerden biri de kuşkusuz şu an bahsettiğimiz Samim Kocagöz’ün eseridir.

İçeriğe gelirsek...

Yalın, anlaşılır bir dille yazılan ve yer yer yöresel ağızların kullanıldığı bu eserde yazar, tarihî vesikalardan yola çıkarak Türk milletinin emperyalizm ile mücadelesini tüm cepheleriyle aktarmaya özen göstermiştir. Tarihî belgelerin yanında; ailesinde ve muhitinde millî mücadeleye katılmış isimsiz kahramanlardan dinlediği, efsaneleşmiş olaylardan da faydalanmıştır. İzmir’in işgali ve kurtuluşu, Kuvayı Milliye teşkilatlanmaları, İstanbul’dan Anadolu’ya mühimmat ve bilgi kaçıran gizli cemiyet, irticaî ayaklanmalar, kağnılarıyla Ankara’ya silah taşıyan cefakâr Anadolu insanı, yunan mezâlimi, muharebeler dönemi, Türk-Sovyet ve hatta Türk-İtalyan ilişkileri gibi döneme ait pek çok hâdise; tarihî hakikatlere bağlı kalınarak ve kronolojiye uygun olarak, eserin kurgusu dâhilinde okuyucusuna aktarılmıştır. Tabii tüm bu olaylar dar bir karakter havuzuna hapsedilmemiş; kurgu ve karakter kadrosu geniş tutulmuştur. Başlangıçta birbiriyle alâkasız görünen ve farklı alanlarda Millî Mücadeleye hizmet eden karakterlerin büyük çoğunluğu, mücadelenin ileri safhalarında “Milletin harim-i ismetinde” bir araya gelmişlerdir. Atatürk’ün Nutuk isimli eseri, önceki satırlarda bahsettiğim olayların aktarımında referans olarak alınmıştır. Kitabın bölümleri de genellikle bu kitaptan yapılmış alıntılarla başlamaktadır.

İzmir...

15 Mayıs 1919’da İzmir'in işgaliyle başlayan ve yine 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtuluşu ile neticelenen macera hakkında kaleme aldığım bu yazıda İzmir’e ayrı bir parantez açmayı bir okur olarak kendime vazife biliyorum. Yazar, kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar İzmir’in işgalinin milletimizin maneviyatında açtığı derin yaradan ve millî mücadelede İzmir'in aldığı mühim rolden bahsetmiştir. İşgal kuvvetlerine karşı ilk bayrak İzmir’in dağlarında açılmış; ilk kurşun İzmir’de sıkılmıştır. Kurtuluş Savaşı müddetince İzmir, bütün Türkler için bir an önce varılması gereken bir menzil; hatta bir Kızılelma’dır. Bu kitabı okuyanlar için, İzmir’in neden Cumhuriyet şehri olarak tarif edildiği ve günümüzde birtakım çevrelerce onun adının önünde kullanılan “gâvur” ifadesinin, bu “efe” şehre ne denli yakışıksız kaldığı rahatlıkla anlaşılacaktır.

Son söz olarak...

İstiklâl Harbimiz alelâde bir savaş değil; milletimizin “düvel-i muazzamaya ” karşı girişmiş olduğu varoluş mücadelesidir. Türlü imkânsızlıklar içinde gerçekleşen, üstelik bir de zaferle neticelenen bu mücadeleyi gelecek kuşaklara aktarmak, kuşkusuz bu mücadelenin kahramanlarına karşı olan borcumuzdur. Sanatın çeşitli dalları, bilhassa edebiyat, bu anlamda oldukça mühimdir. Tarih yazıcılığı ile verilen kuru bilginin hislerle yoğrulup nesilden nesle, şuur adı altında aktarılmasında etkin bir rol oynar. İşte tam da bu noktada, içinde yetiştiği topluma karşı kendini sorumlu hisseden aydınlarımızın hissesine düşen bazı vazifeler vardır: Yazmak, çizmek, söylemek, çalmak... Bu mücadelenin kahramanlarına olan vefa borcunu her daim hatırlamak ve hatırlatmak! Bu, her aydın için millî bir vazifedir. Gel gelelim, bu şanlı mücadelenin üzerinden geçen yüz yıllık süre, pek çok aydınımızı sınıfta bırakmıştır. Samim Kocagöz, bu sınavdan geçen nadir şahsiyetlerdendir. O,  Millî Mücadeleye olan borcunu, onu edebiyat sahasına taşıyıp yıllar yıllar sonra dahi okunmasına vesile olarak ödemeye çalışmıştır. Yazdıklarının edebi kıymeti bir tarafa, sırf bu bilinçle hareket etmesi dahi başlı başına bir takdir vesilesidir. Aslında onların takdire ihtiyacı yoktur. Zira Hüseyin Nihal Atsız'ın da dediği gibi: “Aydınlardaki kendi tarihini biliş, her türlü takdirin üstündedir.”

Samim KOCAGÖZ

Literatür Yayınları, 11. Baskı (Tek cilt), İstanbul, Nisan 2017, 699 Sayfa, ISBN: 978-975-04-0651-5

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR