Hu Diyen Karga

Yılnur BAYAZIT

Misli Baydoğan’ın “Hû Diyen Karga” adlı eseri Selçuklu Devleti döneminin yaşanmış olaylarının hikâyeleştirilmiş hali diyebiliriz. Yalnız böyle bir girişten bölümlere ayrılmış, her bölümde teması farklı, karakterleri farklı hikâyelerle karşılaşacağınız aklınıza gelmesin. Yazar bütün bir Selçuklu tarihini bir karganın ağzından okuyucuya aktarır.

Hû Diyen Karganın eser içinde birden çok görevi vardır. Yazar okuyucu çatışmasına girilmesini engeller çünkü okuyucu bir süre sonra olayların bir şahıs tarafından yorumlandığı veya anlatıldığı duygusundan uzaklaşıyor. Bu tespitimi şu şekilde örneklendireyim; Yazar karganın ağzı ile anlattığı yaşanmışlıklardan günümüze çıkarılması gerekenler olduğunu ima etmek istediğinde karga karakteri aciz karga halimle, sizlere göre zayıf yaratılışımla diye söze başlar ve insanoğlu nasıl anlamaz veya bunun yorumunu da sizin vicdanınıza bırakıyorum diyerek okuyucu bir noktada tartışmadan uzaklaştırır. Bir anlamda karga gördüklerini ve duyduklarını üstün bir gözlem gücüyle objektif bir bakış açısıyla ifade eder.

Hû Diyen Karga, olağanüstü bir karakter olmasından dolayı yaşanılanların yakınında oluyor ve karakterlerin jest ve mimiklerini anlatma fırsatı buluyor. Bu sayede okuyucu olayları çok rahat içselleştiriyor. Adeta ses ve görüntüyü kaydedip rapor şeklinde okuyucusunun ilgisine sunuyor. Böylelikle okuyucu kendisini olayların merkezinde hissediyor. Olayların geçtiği ortamın tasvirinin karga tarafından çok etkin bir şekilde tanımlanması, okurun tahayyülünü zorlamadan görüntüye vakıf olmasını sağlıyor.

Eserde öne çıkan olaylardan bir kaçını sizlere ulaştırmak isterim gayem esere olan merakınızı ve okuma isteğinizi artırmaktır. Öncelikle bir kardeş hikâyesi var ki kardeşi olmayan biri olarak okurken iç geçirmedim desem yalan söylemiş olurum. Tuğrul Bey’in çocuğunun olmaması bu duruma en az Tuğrul Bey kadar ağabeyi Çağrı Bey’in de üzülüyor olması ile hissedilen kardeşlik duygusunun aklıselim şekilde düşünülerek beyliğin Çağrı Bey tarafından kardeşi Tuğrul Bey’e bırakılması ile zirveye ulaşıyor. Böylesi bir kardeşlik hukuku üzerine gelen fetihler başarılar ve yükselen bir Türk-İslam devletinin tarihsel serüveni inanıyorum ki dikkatinizi çekecektir. Ayrıca Melik Şah ve Nizamü-l Mülk arasında yazılan mektuplar ve deyim yerindeyse yapılan restleşmelerden sonra Nizamü-l Mülk akıbetinin nasıl olduğu kitapta okuyucuyu etkileyen yerlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Aynı şekilde Sultan Alparslan’ın Roman Diyojen’le yaşadıkları, karga anlatımına çok yakışmış.

Şimdi bir hû’da ben diyerek kitapla ilgili en önemli yorumuma gelmek istiyorum. Eserin okuyucuya iyi bir eğitim verdiğini düşünüyorum neden savaşırız sorusuna cevabı beraber arayarak başladığımız yolculuğumuz günümüzün tarih algısına karşıt en güzel örneklerden biri olmuş. Senelerdir okullar da tarih dersini o kadar zorlaştırarak anlatıyoruz ki asıl önemli olanı öğretmeyi, anlatmayı unutuyoruz. Kendi tarihimizi kendi çocuklarımızın içselleştirmesine imkân vermiyoruz. Kösedağ Savaşı’nın tarihi midir asıl önemli olan? Veya savaşın tarihini, yerini ve önemini öğretmenin yolu bir rakam dizisini ezberletmek midir? Bence biz çocuklarımıza Kösedağ Savaşı neden oldu, neden Malazgirt’te savaştık, hikâyesi neydi, sonuçları nelerdi, tarihimize katkıları neler olmuştur? Bunları anlatmalıyız. Katkı kısmını da biraz açmak lazım sadece kazanılan toprak veya kaybedilen toprak mıdır savaşların sonuçları? Giyimimize, yemeğimize, inanışımıza kısacası yaşamımıza nasıl etkileri olmuştur savaşların antlaşmaların bunları anlatarak başlasak tarihe daha faydalı olmaz mıyız? İnanıyorum ki tarihi öğrenmek çok kolaylaşacaktır. Bu gün biz böyle isek böyle dediğimiz şey tarihinin kendisidir. Mustafa Kemal Atatürk’ünde dediği gibi ‘tarihini bilmeyen milletler, yok olmaya mahkûmdur.’

Misli Baydoğan’a bir eğitimci olarak karakarganın ağzından anlattığı bu küçük hikâyelerle çok şey öğrenilmesine yardımcı olduğu için teşekkür ederim. Eseri edinip okumayı bu yazıyı okuyan herkese tavsiye ederim.

Misli BAYDOĞAN

Ötüken Neşriyat, İstanbul,2016, 174 Sayfa, ISBN:978-605-155-49-14

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR