Hibrit Hikayeler

Muaz ERGÜ

Çok hızlı, çok değişken, çok geçişken zamanlarda yaşıyoruz. Durmanın, düşünmenin, nefes almanın adeta unutulduğu zamanlar… Aşırı hızı sanal dünyanın kitle iletişim sarmalında yapıyoruz. Bütün kategorilerin karmaşıklaştığı, varlıklar arasındaki sınırların ve çizgilerin silikleştiği bir sosyal iletişim ağında zihnine, kalbine kablolar döşenmiş mekanik düzenekler gibiyiz.

Hayatın her alanında hissedilen hız, küçülme, hibritleşme ya da melezleşme edebiyatta da varlığını ilan ediyor. Neyin şiir neyin düz yazı olduğu artık kesin değil. En az kelimeyle en çok şeyin dile getirilmesi gerekiyor. Uzun metinleri okumaya kimsenin sabrı yok. Edebi türlerin klasik kuralları hızın ve minimalizmin baskısına dayanacak durumda değil. Kuralların ve sınırların edebi türler arasında artık belirleyiciliği kalmadı. İşte böyle bir ortamda mimalist, nano-öykü… yükseliyor. Öyküler artık çok kısa, şiirsel ve okuyucu metnin içine alan adeta metni okuyucunun kurduğu, okuyucuyu daha aktif ve uyanık hale getiren bir özelliğe sahip. Aynı şiir gibi minimalist öykü az kelimeyle çok şey anlatma peşinde.

İngiliz Dili ve Edebiyatı Profesörü, dilin sorunları ve imkânları üzerine kafa yoran, roman ve öykü kuramları ile ilgili çalışan, Modern Eleştiri Kavramı üzerine kafa yoran Hasan Boynukara akademik birikimini ve keskin gözlemciliğini Hibrit Hikâyeler kitabında birleştirdi. Yaşadığı çağa bigane kalmadan, yaşadığı dönemin yazınsal özelliklerini yadsımadan etrafımızdaki her şeyin öyküye konu olabileceğini gösterdi. Yaşamın şaşırtan, güldüren, bazen küfrettiren, bazen şükrettiren yüzünü akademinin sert, suratsız ciddiyetine kurban etmeyen bir dil kurmuş bu kitapta Boynukara. Öykü yazmak illa iddialı, yaldızlı, tumturaklı, artistik bir dile gerek olmadığını gösterdi…

Minimalist öykü… Uzun zamandır tartışılan, Avrupa’da birçok örneği olan bir tür. Zamanın ruhuna uygun bir anlatı biçimi. Artık uzun okumalar, uzun yolculuklar, uzun serüvenler çok da hoş karşılanmıyor. Anlık algılar, hızla geçip giden imgeler… Evet, Boynukara’nın öyküleri kısa, öykünün klasik kuralları dışında ama bir anda okunup tüketilecek metinler değil. Kısa ama öz ve çarpıcı… Sımsıcak, samimi, kucaklayıcı… İnsanın kadim yalnızlığı da var bir düğün alayının kalabalığında yitip gitmesi de… Hüznün dipsiz kuyuları da mutluğun sonsuz kanatları da… Kitap da basit olanın, sıradan olanın seçkinliği, büyüklüğü var.

Kitaptaki öyküler sosyal medyada paylaşılan ve okuyucunun yorumlarıyla kitap basılana kadar sürekli şekillenen karaktere sahip. Bu yönüyle aslında bir ilk. Okuyucu sadece öyküleri okuyan bir değil bizzat öykülerin inşasında yer alan bir unsur. Öykülerin kimi kurmaca kimi spontane gelişmiş. Bu öyküleri okudukça herhangi bir siyasi, ideolojik mesaj taşımadığını anlıyoruz. Aslında bu gözden kaçırılmaması gereken bir durum. Aynı zamanda böyle bir üslup öyküleri sıcak ve samimi hale getiriyor. Bir şeyler dikte etme ya da okuyucuyu kafalama kaygısı olmadığından hayatın kendisine dokunabiliyor yazar.

Boynukara’nın “Hibrit Hikâyeler”inde, kısacık metinlerinde, ironi hüzne dönüşüyor, hüzün sımsıcak bir tebessüme, tebessüm kedere… Hasan Hoca bir röportajında kendini şöyle tanımlıyor: “Deli, zeki, kral, palyaço, tembel, çalışkan, içi yangın yeri dışı serin, hep yolcu, okur, yazar, sağdan bakanın solcu, soldan bakanın sağcı gördüğü, marazi düzeyde iyimser, insanın içini karartacak kadar kötümser… Kendini tanımadan başkalarını tanıma iddiasında bir hadsiz, kolay kandırılan, dünya işlerini, unvan ve makamı bir oyun olarak gören…” İşte kitaptaki bütün öykülerde de bunlar var. Hem bunlar hem de daha fazlası…

Öyküler herhangi bir siyasi perspektiften uzak ama parlak bir zekânın ironik bir şekilde ortaya koyduğu çok sıkı eleştirel yöne de sahip. Claudius’un Evi öyküsü mesela… “Her düğünde olduğu gibi davetliler Eva’ının dünyanın en güzel gelini, Claudius’un da en yakışıklı erkeği olduğunu söylediler.” Papaz efendi genç çiftlere bir düzine çocuk yapmalarını, birbirlerini anlamaya çalışmamalarını, gelecekte çok değerleneceği için evlerinin sağındaki solundaki arsaları kapatmalarını vs. tavsiye etti. Mutsuz ve mesut yaşadılar.” Evet, hem ironi hem tebessüm hem de acı bir eleştiri…  

Hibrit Hikâyeler, "Size Âşık Olabilir Miyim?", "Hayde Sıcak Simiiiyt", "Aşkın Mal Hâli", "Abooovv", "Sağlık Apartmanı", "Bir Mü’minin Cep Telefonuyla İmtihanı", "Ali Seydi Dayıııı", "Mezarımı Derin Kazın", "İyi Ki Doğdun Mesut Abi", "Alo Mesut Abi", "Hibrit", "Dan Dan Dan", "Oy Niko", "Kulpu Kırık Köy" gibi 58 öyküden oluşuyor. Öykülerde insana dair her şey var. İnsan var…

Hasan Boynukara

Bilge Kültür Sanat, 2018, 1.Basım, 200 Sayfa, ISBN: 9786059521871

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR