Gassal

“Üryan geldim yine üryan giderim
Ölmemeye elde fermanım mı var
Azrail gelmiş de can talep eyler
Benim can vermemeye dermanım mı var”

 

Karacaoğlan

Türk edebiyatının en genç yazarlarından Nisa Eser’in ilk hikâye kitabı “Gassal” üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Genç yazarın Timav Liselerarası Geleneksel Hikâye Yarışması, Küsader Yüreğe Dokunan Kadınlar Öykü Yarışması, Yazarperest 2. Vefa Yarışması ve Türk Ocakları’nın “Karacaahmet’te İlk Buluşma” gibi birçok hikâye yarışmalarında ödülleri mevcut. Eser’in zorlu ve incelik isteyen ‘Ölüm temasını’ başarılı bir şekilde hikâyeleştirmesi okuyucuların dikkatini çekiyor. Özellikle anlatım içerisinde diyalogları büyük bir titizlikle işlemesi de öne çıkan özellikler arasındadır.

Ahmet ŞAHİN: Merhabalar Nisa Hanım, söyleşi isteğimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Nisa ESER: Merhaba, ben Nisa Eser. Nisan 2000 doğumluyum. Yozgat’ın Sorgun ilçesinde yaşıyorum. Kırıkkale Üniversitesi’nde Çocuk Gelişimi Bölümü okumaktayım. Altı çocuklu bir ailenin son çocuğuyum. Dört ablam ve bir ağabeyim var.

Türk edebiyatının en genç yazarları arasında yerinizi aldınız. Hatta birçok ödül aldığınız biliniyor. Bunu neye borçlusunuz?

Birincisi kitap okumaya borçluyum. Kitapların insanların karakterlerini, kişiliğini ve anlayış sınırını ciddi mânâda değiştirdiğine inanıyorum. İkinci olarak da yetenek diyebilirim. Bunun övünme gibi algılanmasını istemem ama yazmanın aynı zamanda yetenek isteyen bir eylem olduğunu düşünüyorum.

Okumaya ve yazmaya olan tutkunuzu ne zaman fark ettiniz? Bu nasıl ve ne zaman başladı?

Yazmaya ilk şiirle başladım. Yedinci sınıfta Türkçe dersinde Çanakkale Zaferi ile ilgili şiirle ilçe geneli bir yarışmaya katılıp üçüncü olduğumu hatırlıyorum. Bu başarının beni çok şaşırttığını anımsıyorum. Lise döneminin başlarında da şiir yazmayı sürdürdüm. Pastel boyayla kapağını rengârenk yaptığım gümüş renkli bir ajandam vardı, şiirlerimi ona yazar ve kimsenin okumasını istemezdim. Lise birinci sınıfın sonlarına doğru ağabeyimin benimle alay ettiğini ve o defterimi çöpe attığımı hatırlıyorum. O deftere ne şiirler yazdığımı öyle merak ediyorum ki... Defteri çöpe attıktan sonra üçüncü sınıfa kadar elime kalem almamıştım. Lise üçüncü sınıfa geldiğimde 15 Temmuz Darbesi’yle ilgili bir hikâye yarışması afişini gördüğümü hatırlıyorum. Türkçe dersine giren hocamdan ayrıntılı bilgiyi alıp hikâyeyi yazdım ve gönderdim. Bu yarışmadan mansiyon ödülü aldım, hâlâ görüştüğüm çok güzel kalpli insanlarla tanıştım. Başarıyı ilk defa o zaman tattım. Ardından kendisi de yazar olan Türk Dili ve Edebiyatı hocam Emrah Kurul beni yazmaya teşvik etti. Bana o zamanlar öğretmenden çok bir ağabey yakınlığı gösterip bazı şeyleri aşmamda yardımcı oldu. Fakat tayini başka okula çıkmıştı... Geçen süre zarfında tek tük de olsa kitap okudum. Hele ki Emrah Kurul benim elimden tuttuğunda daha çok bağlandım kitaplara. Kitaplar konusunda Nazife ablamın hakkını da yemek istemem. Evde her zaman önümde kitap okuyan bir rol model olmuştur bana. Aynı zamanda deneme ve şiirleriyle benim okuma ve yazma yoluna girmemde büyük bir faktördür. Emrah Kurul başka okula gittiğinde ister istemez bir boşluk oluştu içimde. Fakat bana babam kadar yakın olan Mehmet Öskan hocam elini omzumda hissettirdi her zamanki gibi. Onunla birlikte daha çok okudum, öğretmene karşı bakış açım değişti adeta. Bu süreçte, sınav dönemimde ve her zaman yanımda olan matematik hocam Vahide Akçam... Ne kadar teşekkür etsem az...  Bu isimlerin bende etkisi çok ama çok büyük. Mehmet ve Vahide hocamla hala iletişimdeyim. Böyle güzel insanlar hep var olsunlar. Tabi ki anlatabileceğim daha çok olay yaşandı fakat kısaca böyle başladım yazmaya.

Hikâyelerinizi kaleme alırken bir saatiniz var mı? Özel bir mekâna ihtiyaç duyuyor musunuz?

Belli bir uyku düzenim vardır, uykusuz olursam çok gergin oluyorum zaten. Bu düzen haricinde her saat yazıyorum. Mekân olarak da şöyle söyleyeyim size, soğuk kış günlerinde altıma minderi alıp kaloriferle bütünleştiğim zamanlarım bile olmuştur. Mekân fark etmiyor benim için. Fakat yazım kötü olduğu için hikâyelerimi direkt Word’e yazıyorum. Açıkçası direkt deftere yazmayı denedim, hiç hoş bir görüntü olmadı ve yazdıkça hevesim kaçtı…

Her yazarın muhakkak suretle esinlendiği başka bir yazar vardır. Salt bir yazar olarak dar bir perspektiften bakmayalım. Sizin ilham kaynağı olarak adlandırabileceğiz yazar, şair, düşünür vb. kimse veya kimseler var mıdır?

Gelen eleştirilerde de rastladım fakat benim belli bir örnek aldığım yazar olmadı. Özümü bulmaya çalışıyorum. Yalnızca Mustafa Kutlu'nun üslubu hoşuma gidiyor. Külliyatını okurken ona benzediğimi fark ettim ve okumayı bıraktım. Ağır romanlardan çıktığım zamanlarda dinlenme maksatlı okuyorum artık.

Mart 2020 yılında İki Nokta Yayınları tarafından yayımlanan “Gassal” kitabınız hakkında neler söylemek istersiniz?

Beklemediğim tepkiler geldi. Bu birazcık hevesimi kırmış olabilir ama elbette eleştiriler olacak. En mükemmel yazarın bile eleştireni çoktur. Erken yaşımda çıkarmama rağmen olumlu tepkiler ve beni mutlu eden birçok güzel kareler de oldu. Okurlara çok teşekkür ederim. Umarım sizlere bir şey katmışımdır.

Gassal isimli bu kitapta ‘ölüm’ temalı öykülerin mevcut olduğunu okuduk. Ölümü anlatmanın zor olduğu aşikârdır. Ölüm temasını seçmenizin bir nedeni var mı?

Yapılan eleştirilerde “Bir şey mi yaşadın?”, “Bunlar olgun bir kadının yazacağı hikâyeler.” cinsinden çok cümleyle karşılaştım. Bunun belli bir nedeni yok. Yazdığım hikâyeleri toplayınca ortaya böyle bir hüzün çıkmış olabilir fakat insan yaşadıkça var oluyor ve yaşadıkça öğreniyor. Ben 20 yıllık yaşamımda, ağız tadını bozan ölümün çokça hatırlanması gerektiğini düşünüyorum. Hele ki şu günlerde aldığımız nefes bile tehlikeli. Belli duvarlarım olduğunu söylüyorlar, bu duvarları aşıp da tarzımı değiştirmek... Bilemiyorum, kesin konuşmak da istemiyorum. Böyle şeylerin zamana bırakılması taraftarıyım.

Çok teşekkür ederiz. Eklemek istedikleriniz var mı?

Ben teşekkür ederim. İlk söyleşim, sürç-i lisan ettiysem affola. Ayrıyeten her daim arkamda olan aileme de çok teşekkür ederim. Ve tekrardan belirtmek isterim ki Mehmet Öskan gibi güzel yürekli insanlar hep var olsunlar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR