Ermiş

Harun GÖRÜCÜLER[1]

Lübnan asıllı ABD’li yazar, felsefeci, şair ve ressam olan Halil Cibran, 1883 yılında doğmuştur. Yazarın ilk olarak 1923 yılında yayımlanmış olan romanının asıl adı "The Prophet" yani “Nebi”dir. Eser, dilimize "Ermiş" adı ile çevrilmiştir. Yazarın diğer eserlerinin nüvesi konumundaki bu kitabı, zorlu bir yazma sürecinin meyvesidir. Ermiş veya bir peygamberi andıran El Mustafa üzerinden hayatı sorgulamamızı, yeni bir perspektif kazanmamızı sağlayan eserin gizemli yanı ise Ermiş’in kimliğidir. Ermiş, Hz. Muhammed (s.a.v.) midir, Hz. İsa mı, yoksa aynı görevi üstlenen bir gönül ereni mi?  Konusundan çok verdiği mesajlarla dikkat çeken eseri, kişisel gelişim kitabı veya hayatı anlama kılavuzu olarak görmek de mümkündür. Eserin baş figürü El Mustafa, yıllar önce Orphalese şehrine gelmiş ve burada yaşayanların saygısını kazanmış, onlara yol gösteren bir bilgindir. Kendisine ilk inanan El Mitra adındaki genç bir kadındır. Şehre geldiğinde onu ilk benimseyen ve onun yolundan giden kişi El Mitra olmuştur. Onunla El Mustafa arasında gönül ilişkisi olduğuna dair bir emare olmasa da El Mitra tavrıyla peygamberlerin eşlerini (Hz. Hatice gibi) hatırlatır. Ayrılma vakti geldiğinde en çok üzülen El Mitra’dır. El Mustafa'nın gideceğini duyan Orphalese halkı, gitmeden ona bazı sorular sormak ister. Bu sorulara verilen cevaplar eserin içeriğini oluşturur. Görevini ihya ettiğini düşünen El Mustafa’nın gemi ile gidişi ve halkın sorularına verdiği cevaplar, metaforik okumalara açıktır. Geminin ölümü, verilen cevapların da Hz. Muhammed’in (s.a.v.)  “Veda Hutbesi”ni anımsattığını belirtmemiz gerekir. Bu parodik anlatımla birlikte bir yol gösterici misyonundaki El Mustafa’nın “aşk, evlilik, çocuklar, vermek, yemek ve içmek, sevinç ve üzüntü, ev ve evin önemi, giyecekler, alım ve satım, suç ve ceza, yasalar, özgürlük, sebepler ve arzular, acı, bilgelik, öğretme, arkadaşlık, konuşma, zaman, iyi ve kötü, dua, zevk, güzellik, din” ve son olarak da “ölüm” konularında sorulan sorulara bilgece verdiği yanıtlar, özgün bir anlatımın ve bir şaheserin habercisidir. Orphalese kentindeki görevini yerine getiren El Mustafa, nereye olduğu bilinmeyen bir yolculuğa çıkar.

Eserin üslubu da içeriğiyle örtüşür. Secili ve vecizeli sözlerle örülmüş olan eserin fikrî yönü de sağlamdır. Sözcük dağlarının üstünden tefekkürün ışıltısını hissetmek için şu cümleleri okumak yeterlidir: “Aşk taçlandırdığı gibi çarmıha da gerer sizi. Hem besler, büyütür hem de budar sizi.” (s.6)  “Kendinden bir şey vermez aşk ve kendinden başkasından almaz. Ne sahip olur aşk ne de sahip olunmak ister. Çünkü aşk aşka yeter.” (s.7) “Keder varlığınızda ne kadar büyük bir oyuk açarsa, taşıyabileceğiniz sevinç o kadar fazla olur.” (s.16)

Eserin çevirisinin genel anlamda güzel olduğunu; fakat bazı sözcüklerin çok iğreti durduğunu belirtmemiz gerekir. Ermişlik üzerine inşa edilen bir anlatıda, çağrışım yönünden fakir ve gelenekle bağı zayıf olan “edim” (s.42) gibi sözcükler yerine “amel, fiil” gibi ifadelerin kullanılmasının daha uygun olacağını düşünmekteyiz. Sonuç olarak Ermiş, herkesin en az bir kez okuması gereken bir eserdir. Sayfa sayısı az olan eserin bu yönü, az ve öz konuşan peygamber, ermiş ya da eren gibi kişilerin kişiliğiyle uyumludur. Yaşanılan çağın bazı dayatmalarını, doğru gösterilen yanlışları yahut kendi benliğimizde meydana gelen yaraları anlamak ve dünyaya farklı bir gözle bakabilmek için okunması gereken bir eser olduğuna inanıyorum.

[1] Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Halil Cibran

Çeviren: Ayşe BERKTAY

İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 9. Baskı, 54 Sayfa, 2018, ISBN: 9786053320128

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR