Çankaya

Remzi Can ÖZTÜRK

Çankaya, edebiyatımızın önemli simalarından olan Gazeteci-Yazar Falih Rıfkı Atay'ın, Atatürk devrine dair “gördüklerini ve işittiklerini” kaleme aldığı bir hatıra kitabıdır. Falih Rıfkı Atay yazı hayatına Tanin Gazetesinde başlamıştır. 1913 yılında o zamanın Dahiliye  nâzırı olan merhum Talat Paşanın özel kalemliğini yapmış; Birinci Dünya Savaşı esnasında da Dördüncü Ordu karargahında merhum Cemal Paşanın emir subayı  sıfatıyla hizmet vermiştir. Mütakere yıllarında ise Akşam gazetesinde  Milli Mücadele lehine kaleme aldığı yazılar sebebiyle İstanbul hükümetince idam istemiyle yargılanmıştır. 1922-1950 yılları arasında Bolu Milletvekilliği ve Atatürk’ün gazetesi Hakimiyeti Milliye başta olmak üzere Ulus, Milliyet gibi gazetelerde Başyazarlık yapan Atay, yaşadığı dönemde Atatürk ilke ve inkılaplarının yılmaz savunucusu olmuştur. 1923-1938 yılları arasında Atatürk’ün en yakınında olan şahsiyetlerdendir. Atatürk'ün hayatını ve hatıralarını, onun ağzından dinleme şansını yakalayan Atay, bunları Çankaya isimli eserinde toplamıştır. Kendisi, kitabın önsözünde bu durumu şu cümlelerle ifade etmiştir: “Bu hatıralar gördüklerim ve işittiklerimdir. Gördüklerimin hepsi benden. İşittiklerimin çoğu Atatürk’ün ağzından!” Bu yönüyle Çankaya, alanında yazılmış en muteber eserlerden biri olarak kabul edilir.

Mustafa Kemal Atatürk, yaşadığı döneme damga vurmuş mühim ve mümtaz bir şahsiyettir. Uşağından milletvekiline, şoföründen emir subayına kadar pek çok insan, onun hakkında söz söylemeyi kendilerine vazife bilmiştir. Bu pek tabii bir durumdur. Ancak bu eserlerden pek azı muteber sayılabilir. Zira Atatürk hakkında yazılanlardan bazıları onun aziz hatırasına karşı bir itibar suikastı gayesi taşırken, bazısı iyi niyetli olmakla birlikte onun şahsiyetinin hususiyetlerine yeterince vakıf olunamaması sebebiyle yavan kalmıştır. Yine hakkında yazılanlardan bir kısmı tamamen onun kusurlarını ön plana çıkarırken, bir kısmı ise onu mitolojik bir varlık gibi ele almıştır. Çankaya, bu yaklaşımlardan farklı olarak, Atatürk’ün de fani bir insan olduğu gerçeğinden hareketle yazılmış; Onu suçlamaya değil anlamaya odaklanan bir eserdir. Nitekim yazarın “Atatürk’te kızıp darılır, barışıp yine bozuşur, bazen huysuzluğu bazen keyfi tutar, bir müddet herhangi bir dedikodunun etkisi altında haksızlığa kadar gider, sonra pişmanlık duyar; üstelik alayı, şakayı sever, fâniliği size bana benzer tabii bir insandı. Şahıslar hakkında bir geçici bir de değişmez övgü ve yermeleri vardı.” şeklinde ki yaklaşımı, eserin üzerine bina edildiği zihniyetin güzel bir ifadesi olmuştur.

İçerik itibariyle...

Yukarıda ki satırlarda Çankaya’dan, Falih Rıfkı Atay’ın Atatürk’e dair gördüklerini ve işittiklerini topladığı bir hatıra kitabı olarak bahsetmiştik. Bu ifade, eserin ihtiva ettiği bilgiler göz önüne alındığında doğru fakat eksik kalmış bir ifadedir. Zira Çankaya, bu tanımdan çok daha fazlasını muhtevasında barındırır. Bu kitapta, Atatürk'ün hayatı ve eş zamanlı gelişen hadiseler kronolojik sırasına uygun olarak aktarılırken; İttihat ve Terakki Partisi ile bu Parti’nin önde gelen simaları, Tehcir Kanunu, Mütakere yıllarında İstanbul ve Anadolu'nun umumi havası, İstanbul hükümeti ve Milli Mücadele karşıtı cereyanlar, Kuvayı Milliye örgütlenmeleri, Amerikan ve İngiliz mandası savunucuları, dönemin önde gelen fikir ve düşünce adamlarının Anadolu hareketine ve işgallere karşı tavrı, Ankara şehrinin coğrafi, kültürel ve sosyal özellikleri ile bir başkent olarak imar ediliş süreci gibi pek çok hususa da beraberinde değinilmiştir. Bu hususların referans noktasının bizzat Atatürk olması, okurda ayrı bir cazibe yaratmaktadır.

Çankaya; 1881-1914, 1908-1914, Liderliğe Doğru, Gerilla Devri, Zafer Sonrası, Yeni Devir, Kemalizm ve Atatürk’ün Son Yılları gibi bölümlerden mürekkep bir eserdir. Onu umumi hatlarıyla Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrası şeklinde iki kısma ayırmak da zannımca mümkündür ve inceleme açısından daha kolay olacaktır. Yazar iki kısımda da Atatürk'ün anlattıklarından, Nutuktan, Ali Fuat Cebesoy ile Rauf Orbay gibi şahsiyetlerin hatıralarından ve kendi tanıklıklarından faydalanmıştır. Ancak Cumhuriyet sonrası dönemde yazarın kendi tanıklıkları daha ağır basmış; eser tam bir hatıra kitabı halini almıştır. Bunun sebebi, yazarın bu dönemde gelişen hadiselere birincil düzeyde refakat etme fırsatına sahip oluşudur. Atay, Latin Alfabesine geçişten Ankara'nın imarına kadar pek çok konuda etkili rol oynamış ve muhtelif inkılap komisyonlarında üye veya başkan sıfatıyla görev yapmıştır. Bu inkılapların ortaya çıkış süreci ile teorik ve pratik alanda yaşanan sıkıntılar bu kısımda ağırlıklı olarak ele alınan konulardır. Atay’ın hatıraları, başta inkılaplar olmak üzere dönemin mühim siyasi olaylarının iç yapısına ışık tutmakla birlikte; bu olaylar üzerinde yaratılmak istenen dezenformasyonlara karşı bir müdafaa mahiyeti de taşır.

Dil ve üslup üzerine...

Yazar, olayları ele alırken, yer yer aşırıya kaçmakla birlikte genel olarak ihtiyatlı, ölçülü ve akıcı bir dil kullanmıştır. En sert ve sivri tenkitlerle tabiri caizse boğduğu şahıslara bile kendilerini müdafaa için kullanabilecekleri bir yolu daima açık bırakmıştır. Buna pek çok örnek verilebilir. Mesela, İttihat ve Terakki Partisinin meşrutiyet sonrası politikalarını kitabın pek çok yerinde çok sert bir biçimde tenkit eden yazar, her defasında onların vatanperver ve namuslu kimselerden müteşekkil bir heyet olduğunu da belirtmekten geri durmamıştır. Yine aynı şekilde, Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonraki süreçte Atatürk ve yakın çalışma arkadaşları arasında hasıl olan fikir ayrılıklarından ve Mütakere yıllarının İstanbul’unda Amerikan mandasından medet uman milliyetçi kesimden bahsederken de, onları suçlamaktan ziyade anlamaya odaklanmıştır. Yazarın müsamahasını kaybettiği yegane husus, inkılap karşıtı cereyanlardır. Yazarın taassuplarla dolu zihinleriyle harekete geçen mürtecilere ve onların meclisteki mümessillerine tahammülü yok denecek kadar azdır.

***

Çankaya, Atatürk’e ve Onun devrine dair yazılan binlerce hatıranın yaratmış olduğu bilgi kirliliğine son vermek; Atatürk’ü ne eksik ne de fazla, olduğu gibi gelecek nesillere anlatmak gayesiyle yazılmış bir eserdir. Nitekim Yazarın, “Geçenlerde bir yazıma şöyle başlamıştım: Elli altmış sularında mısın, uydur uydur anlat! Geçmiş dediğimiz şey de buna döndü. Bazı övünmeleri işittikçe ve bazı hatıraları okudukça içimi bir şüphe basıyor. Acaba ben bu devrin içinde mi idim, yoksa otuz yıl süren bir rüya hali mi geçirdim?” şeklinde ki ifadeleri söylediklerimizi doğrular mahiyettedir. Lakin unutmamak gerekir ki, bu eser objektif bir tarih yazıcısı tarafından değil, bizzat icraatın içinde olan biri tarafından kaleme alınmıştır. Bu sebeple esere bilimsel kaynak muamelesi yapmak hayli yanıltıcı olur Zaten Çankaya’nın kıymeti, içerisinde yazar her cümlenin doğru olmasından değil; Atatürk'ün hususiyetlerine ve düşünce dünyasına dair önemli ipuçlarını barındıran bilgilerin eşsiz bir ifade kudretiyle aktarılmasından ileri gelmektedir. Kitaba bu bakış açısıyla yaklaşmak ve detaylara çok fazla takılı kalıp büyük resmi kaçırmamak, ondan alınacak verimi en üst seviyeye çıkaracaktır.

Falih Rıfkı ATAY

İstanbul, Pozitif Yayınları, 2. Baskı, 631 Sayfa, ISBN: 9756461051

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR