Bilim, Din, Türkçülük

Semanur ULU*

Bilim, Din ve Türkçülük, İskender Öksüz’ün son kitabı. Panama Yayınlarından çıkan üç yüz yetmiş dört sayfalık bu kitap beş ana başlıktan ve bir ek bölümden oluşuyor. En sonda yer alan bu ek İskender Öksüz’ün İhtimal Dergisi için verdiği bir röportaj ve İskender Öksüz’ü anlamak için onun fikirlerinin çok kısa bir özeti niteliğinde. Kitabı oluşturan diğer beş bölümün başlıkları sırasıyla şöyle: Bilim ve Din, Bilim Çevresi, Bilim Eğitimi, Bilim ve Teknoloji, Demokrasi, Bilim ve Türkçülük. İskender Öksüz’ün diğer kitaplarını okumuş olanlar girişin bilim mevzusuyla yapılmasına aşinadır. Yazar bir kez daha bilim konusundaki düşüncelerini çeşitli atıflarla ve örneklerle net bir şekilde açıklıyor. Öksüz’ün tüm kitaplarını okuyup da onun ortaya koyduğu bilim anlayışına ikna olmayan sanırım yoktur. İlk bölüm olan Bilim ve Din başlığı altında özellikle evrim ve din ilişkisini hem Hristiyanlık hem de İslamiyet açısından değerlendirmesi çok mühim. Yıllarca çeşitli söylem kirlilikleri ve yalan yanlış söylemlerle kirletilen bir sahaya daha berrak bakmamızı sağlıyor İskender Öksüz. Çeşitli İslam alimlerinden Darwin’e kadar uzanan bir perspektifte evrim konusunu ve dinle ilişkisini ele alıyor. Evrime karşı takınılan olumsuz tutumun Hristiyanlığın eseri olduğunu İslam’da aksini ispat eden görüşler ileri süren alimler olduğunu bu bölümde görüyoruz. Bilim ve Din bölümünü takip eden Bilim Çevresi, Bilim Eğitimi başlıklı bölümde büyük oranda kendi anılarından yararlanan yazarın derdi tabii ki eski günleri yad etmek değil. Aslında bu bölümde çok önemli bir şeyi somut örnekleriyle gösteriyor. Üniversite nedir, akademisyen yahut bilim adamı nedir, nasıl olunur, nasıl olmalıdır? Tüm bu soruların cevabını adı geçen kısımda bulmak mümkün. Bu bölümde anmadan geçmemek gereken İskender Öksüz’ün ünlü Türk biliminsanı Oktay Sinanoğlu ile olan anılarına da yer vermesi. Bu bölümde hem bilimin esaslarına dair genel bir çerçeve ile karşılaşıyor hem de İskender Öksüz ve Oktay Sinanoğlu hakkında daha önce bilmediğimiz şeyleri öğreniyoruz aslında. Üçüncü bölüm Bilim ve Teknoloji başlığı altında günümüzün en önemli meselelerini tartışıyor ve onlara ışık tutuyor. Özellikle internet hakkında söylediklerinin okunması ve bazı önerilerinin genişletilerek devlet politikası haline getirilmesi gerekiyor. Bilgisayar ve internetle tanışan ilk Türklerden biri olarak İskender Öksüz süreci öncesi ve sonrasıyla ve dahi gittiği rota ile çok iyi okuyor ve ufkumuzu aydınlatıyor. Bundan sonraki iki bölümde daha siyasi ve sosyal meseleleri tartışıyor yazar. Ülkemizdeki demokrasinin ne olduğunu ve aslında ne olması gerektiğini tartıştığı bölümü daha önce farklı yerlerde yayınlanmış bir yazısıyla bitiriyor ki bu bütün bölümü örnekle açıklar nitelikte. Bu yazının başlığı: “Bilinmeyen Türkeş: Parti içi demokrasi”. Muhakkak okunması gereken bu yazıyı kitaba ulaşamayanlar internetten rahatlıkla erişip okuyabilirler. Son bölüm Bilim ve Türkçülük başlığını taşıyor. Yine İskender Öksüz’ün önceki kitaplarını okuyanlar bu kısımda anlatılanlara büyük ölçüde aşina olacaktır. Yazar bu bölümde bilimsel ve gerçekçi olmaktan uzak tüm siyasi birim ve birlik tahayüllerine karşın bilimsel hakikat olarak Türk milliyetçiliğini/Türkçülüğü gösteriyor. Neden Türkçülüğün bilimsel bir gerçeklik olduğunu da gayet güzel bir dille açıklıyor. Milliyetçilik kelimesi dolaşıma girdiği günden beri ha bitti ha bitecek denilirken bunun doğru olmadığını ve hatta henüz altın çağını da yaşamadığını söylüyor yazar. Son kısımda yer alan röportajda Türkçülük altın çağını ne zaman yaşayacak sorusuna verdiği cevap da oldukça açık: “Türkçülüğün altın çağı, Türkiye’nin ve Türk Dünyası’nın altın çağı ile eş zamanlı olacak. Daha önce değil. Daha sonra da değil!”(s.364)

* Ankara Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü, Lisans Öğrencisi

İskender ÖKSÜZ

Panama Yayınları, 2018, Ankara, 374 Sayfa, ISBN: 978-605-2221-04-4

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR