ETKİNLİKLER:

Beklenen Kurtarıcı İnancı

Ömer UMUR[1]

Beklenen Kurtarıcı İnancı isimli kitap 29 Mayıs Üniversitesi Kur’an Araştırmaları Merkezi’nin (KURAMER) 22 Ekim 2016 tarihinde İstanbul’da aynı isimle düzenlediği sempozyumun bildirilerinden oluşan bir sempozyum kitabıdır. Eser, açılış bölümü ile beraber dört bölümden oluşmaktadır. Eserin giriş bölümünde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun açılış konuşması ve Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak’ın Tarihi Perspektif isimli açılış konferansı yer almaktadır. Eserin birinci bölümünde sunulan tebliğler ve müzakereler, ikinci bölümünde genel müzakereler, üçüncü bölümde ise genel müzakerelere cevaplar yer almaktadır.

Sempozyum tebliğ kitaplarının çok sıkıcı olduğu herkesin malumudur. Benim de sempozyum kitapları ile aramın iyi olduğu söylenemez. Beklenen Kurtarıcı İnancı isimli eser Doç. Dr. Hasip Saygılı hocamın önerisi akabinde kitabı hediye etmesi ve bir de konunun da ilgimi çekmesi hasebiyle okumaya başlayıp üç günde bitirdiğim bir eser oldu.

Eser, içerisinde dokuz adet bildiri ile beraber bu bildiriler üzerine yapılmış müzakereler ve müzakerelere verilen cevaplardan oluşan bir sempozyum kitabıdır. Şu ana kadar incelediğim sempozyum kitaplarından farklı olarak bu kitap, Mehdi/Mesih inancı ile alakalı dokuz bildirinin yanında, bu alanda uzman yirmiye yakın akademisyenin bildiriler üzerine yazdıkları müzakereler ve bildiri sahiplerinin bu müzakerelere cevaplarının da eklenmesi açısından ilk olma özelliği taşımaktadır.

Eser, kitap okumayı pek fazla sevmeyen kişiler için sayfa sayısının da fazla olması dikkate alınırsa ilk bakışta sıkıcı bir kitap gibi gelebilir. Ancak sempozyum konusunun Mesih/Mehdi gibi merak edilen bir konu olması ve 15 Temmuz süreci de dikkate alınırsa; ilgi çeken, aklımızdaki bu konu ile alakalı tüm sorulara cevap bulabileceğimiz bir eser niteliğindedir.

Eseri okuyunca Mesih/Mehdi inancı ile alakalı kafamızdaki sorulara cevap bulabileceğimiz gibi bu konuda daha önce böyle bir çalışmanın Diyanet İşleri Başkanlığı veya İlahiyat Fakülteleri tarafından yapılmadığı sorusu aklınıza gelmektedir. Yine aklınıza gelen bir diğer husus da, ‘acaba 15 Temmuz kalkışması olmasaydı veya bu kalkışma başarısız olup hükümet FETÖ denilen bu yapının üzerine bu kadar kararlılıkla gitmeseydi acaba bu sempozyum yapılabilir miydi?’ sorusu da kafamızda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konjonktüre göre hareket eden bir kurum olduğunu göstermektedir. Bu konuda eseri incelerken katılımcıların birisinin bu konuda soru cevap kısmındaki yer alan özeleştirisi çok yerindedir. Acaba FETÖ denilen yapı bunları yaparken bizler Diyanet Camiası ve İlahiyat Fakülteleri olarak ne yaptık veya ne yapmadık özeleştirisi haklı ve yerinde bir özeleştiri olmuştur.

Eserde yer alan bildiriler birbirini tamamlayıcı bildiriler olması açısından konuyu her yönüyle anlamamızı sağlamaktadır. Ancak bildirilerin teması aynı olduğu için bazı temel konuların ve bilgilerin, bildirilerin bazılarında tekrarlanması okuyucu sıkmasına sebep olmaktadır.

Eseri okuduğunuzda Mesih/Mehdi inancı ile alakalı çok önemli bilgiler, hatta hiç bilmediğiniz bilgiler öğrenme şansınızın yanında Mesih/Mehdi inancının tarihi gelişiminin yanında İslam dininin tarihi bir serüvenini de öğrenme, geçmişten günümüze İslam tarihinin bir okumasını da yapmış oluyorsunuz.

Bu eseri okuduktan sonra dini bir meselenin açıklanırken sadece tek bir sebep ile açıklanamayacağını, dini meselelerin dini boyutunun yanında sosyo-politik, tarihi ve mitolojik boyutlarının da olduğunu Mesih/Mehdi inancına da bu boyutlardan bakmak gerektiğini öğrenmiş oluyorsunuz.

Mesih/Mehdi inancının ilk çağlardan beri farklı isimler ile farklı devletler ve inançlarda olduğunu ve Kur’an-ı Kerim’de bu inanca ait hiçbir ayetin olmadığını, zayıf bazı hadislere dayanılarak günümüze kadar geldiğini, İslam dünyasında özellikle Sünni Müslümanlarda bu meselenin hala gündemde olduğunu eseri okurken detayları ve belgeleri ile okumuş ve öğrenmiş oluyorsunuz.

Eserden öğrendiğimiz bir diğer husus ise Mesih/Mehdi inancının dinden ziyade siyasi bir konu olarak kullanılmış olduğu ve hala dini/siyasi istismar konusu olarak Müslümanlar arasında kullanılmaya devam ettiğidir.

Bu eser, Mesih/Mehdi inancının tarihi seyrini öğrenmenin yanında 15 Temmuz sürecini de daha iyi okumamıza, yine İslam Dünyasındaki yapılan bu kadar zulme rağmen zulme uğrayanların niçin sessiz beklediğini daha iyi analiz etmemize ışık olacaktır. Eseri okuduğumuzda okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan, mücadele etmeyen Müslümanların her zaman bir kurtarıcıya olan hasretlerinin başlarına ne işler açtığı ve böyle giderse ismi değişse de her dönem bir Mehdinin ortaya çıkmasının beklenen bir durum olduğunu görmüş oluyoruz. Aliya Izzetbegoviç bu konuyu şu cümle ile özetlemiştir: “Mehdi, bizim tembelliğimizin adıdır.”

Mesih/Mehdi inancı konusunu merak edenlere, İslam dünyasında dönem dönem vuku bulan isyanların sebeplerini öğrenmek isteyenlere, günümüzde dünyada ve ülkemizde ne kadar mehdinin olduğunu merak edenlere bu kitabı okumalarını tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

[1] Tarih Öğretmeni-Araştırmacı/Yazar

Editör: Yusuf Şevki Yavuz

İstanbul, KURAMER ( Kur’an Araştırmaları Merkezi), 2017, 550 Sayfa, ISBN:9786059437080

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR