Başkurt Türklerinin Tarihi Destanı İdigey İle Moradım

Semanur ULU*

Destanlar sözlü edebiyat geleneği içinde oldukça önemli bir yere sahip olan anlatılardır. Destanların millî uyanışı ve birliği sağlamak, halkın büyük işler başarmak için kendine olan güvenini tazelemek gibi işlevlerinin dışında, töreyi ve âdetleri gelecek nesillere aktarmak, dil mirasını korumak ve tarihi aydınlatmak gibi rolleri de vardır. Destanlar birtakım tarihî olaylara ve kahramanlara dayanmakla beraber bunlara dair kısa kısa söylenmiş şiirler, hikâyeler genellikle bazı şartlar altında birleştirilerek bir destan metni hâline dönüştürülürler. Bu “bazı şartlar” ile kast edilen, halkın birliğe ihtiyaç duyması ve birliğin sağlanması yolunda seferber edilecek araçların aranmasıdır. Bilhassa 1944 yılından başlayarak SSCB’de yaşayan Türk topluluklarında geleneksel sözlü ürünleri araştırma ve yayma faaliyetlerinin yasaklanması ancak bu edebî ürünlerin tarihi rollerini yerine getirmelerinden duyulan korku ile açıklanabilir. Üstelik bu sözlü ürünleri yasaklamak için başvurdukları gerekçe, söz konusu anlatılarda yer alan kahramanların Rus topraklarını yağmalayan “gerici” ve “emperyalist” komutanlar olması gibi gülünç bir gerekçe olunca bir önceki cümlede yapılan tespitin haklılığı bir kez daha anlaşılıyor.[1] Destanlar sözlü edebiyat geleneğinin ürünleri olarak değinilen işlevleri yerine getiren belki de en önemli eserlerdir.

Türk lisanının konuşulduğu ve Türkçe edebî eserlerin verildiği alanın oldukça geniş bir coğrafî sahayı kapsaması nedeniyle ortaya çıkan ürünler bazı ufak farklılıklara sahiptir. Bu açıdan Altınorda coğrafyasını ve burada meydana çıkan edebî eserleri, özellikle destanları bir grupta incelemek mümkündür. Altınorda sahası Türk olmayan toplulukların yanı sıra pek çok Türk grubun yaşadığı bir coğrafyadır. Başkurtlar da bu Türk gruplarından biridir. Eserin adı “Başkurt Türklerinin Tarihi Destanı İdigey il Moradım” olsa da aynı kahramanlara ve olay örgüsüne bazı ufak farklılıklarla bölgedeki diğer Türk gruplar arasında da rastlanıyor. Nitekim bu bilgileri edinmek açısından eserin başında verilen Başkurt Türklerinin destan geleneğine ait bilgiler ve “İdigey ile Moradım Destanı Üzerine Yapılan Çalışmalar” başlıklı bölüm faydalıdır. Bu kısımları takip eden bölümlerde destanın içerik ve biçim özelliklerine, tiplemelerine ve destanda başvurulan motiflere değiniliyor. Bu gerekli bilgilerin ardından destanın Başkurt Türkçesi ve Türkiye Türkçesi metinleri yan yana olacak şekilde veriliyor.

İdigey ile Moradım Destanı, Altınorda coğrafyasının ortak bir ürünü olmakla beraber eserde esas alınan metin Başkurtların millî destanı olarak kabul görmüş ve uzun çabalar sonucu derlenmiş olan hâlidir. Bu hâliyle destanda Türk mitolojisine ait motiflerle İslâmî motifler iç içe geçmiş durumdadır. Aynı şekilde kurgu ve tarihî gerçeklik de bir arada bulunuyor destanda. İdigey (Edige), Timur ile Toktamış arasındaki mücadelelerde adı geçen gerçek bir tarihî şahsiyet. Halk yahut ozanlar zamanla ona birtakım olağanüstü nitelikler de yükleyerek bir destan kahramanı hâline getirmiş. Destanda Toktamış’ın Altınorda Devleti’ne baş olmasının ardından İdigey’in bilge Habrav’ın sözüne uyarak Toktamış’a baş eğmemesi, ardından bazı beyleri kendilerine itaat ettirerek Toktamış’ın dikkatini çekmesi, saraya bey olarak girmesi ve bunu izleyen olaylar konu ediliyor. Toktamış’ın kızı Inyıbike’nin İdigey’e olan aşkını ve onun baş bey olmasını kıskanan saray beylerinden Selehi Toktamış ve İdigey’in arasını açınca İdigey çare olarak saraydan kaçıp Satmır Han yani Emir Timur’a sığınır. İdigey’in sarayda âşık olduğu cariyelerden Geneke’nin hamile olması ve Inyıbike’nin hışmına uğramaktan korkarak saraydan kaçıp çocuğunu sazlıklarda doğurması destanın ikinci kahramanı Moradım’ın doğum hikâyesidir. Diğer yandan Toktamış’ın eşinin gördüğü bir rüyanın yorumunun, tahtının ummadığı bir kişi tarafından elinden alınacağı şeklinde yapılması ve Toktamış’ın Geneke’nin ardından onu ve çocuğunu öldürmeleri için adamlar göndermesi Musa ve Firavun kıssasını hatırlatır. Ancak İdigey bu çocuğu bularak çocuğu ölen bir aileye verir ve onların ölen çocuğunu kendi çocuğunun yerine koyarak ölü sanılmasını sağlar. Sırrını ele vermemek için askerlerden kaçan Geneke ise uçurumdan atlar ancak ölmez. Yıllar sonra İdigey ile Moradım arasındaki düğümün çözülmesinde anahtar kişi olacaktır. Destan İdigey’in çeşitli kahramanlıklarını, Timur’un ordusunda gösterdiği yararlılıkları ve onun kızıyla evlenmesini anlatır. Nihayetinde İdigey kendisini düşman bilen oğlu Moradım’a karşı savaşır ancak gerçek, bir süre sonra ortaya çıkınca Moradım babasının safına geçerek Toktamış’ın tahtına ve hayatına mal olur.

Altınorda coğrafyasında derin izler bırakan Timur ile Toktamış’ın mücadeleleri bölgede yaşayan halkların edebiyatlarını da etkilemiş söz konusu olaylar etrafında örülen anlatılar günümüze dek erişmiştir. Bir kültürel miras olan Başkurt Türklerinin tarihî destanı İdigey ile Moradım günümüze dek yaşayarak tarih boyunca üzerine düşen görevleri yerine getirmiştir. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür, demiş eskiler. İnsan hafızasının bu ezeli hastalığının tek çaresi ise nesilden nesle aktarılan anlatılar, edebi eserlerdir. Hele bir de yazıya geçirilirlerse! İnsanın zamanın akışı karşısındaki çaresizliğinin ve ilerlemek için farz olan aktarma faaliyetinin yegâne dermanı yazıdır. Bu destanı söyleyen, dinleyen, yazan herkesten, yıllarca emek vererek derleyip, Türkiye Türkçesine aktaran Prof. Dr. Mustafa Arslan’dan ve bu kıymetli eseri okurla buluşturan Ötüken Neşriyat’tan görklü Tanrı razı olsun, ahir sonunu arı imandan ayırmasın.

* Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, Lisans Öğrencisi, ulusemanur@gmail.com

[1] Haz. Mustafa Arslan, Başkurt Türklerinin Tarihi Destanı İdigey ile Moradım, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2017, s. 22-23

Hazırlayan: Prof. Dr. Mustafa Arslan

Ötüken Neşriyat, İstanbul, Temmuz 2017, 224 Sayfa, ISBN 978-605-155-593-5

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR