Avrupa’da Milli Uyanış

Ömür KIZIL[1]

Milletlerin oluşumu ve milliyetçilik konusu üzerine geniş bir alan yazından bahsedilebilir. Millet ve milliyetçilik olgularının, günümüzdeki siyasi ve sosyal yapılar üzerinde devam eden şekillendirici etkisi, alan yazının hızla genişlemesini desteklemektedir. Her sene çok sayıda nitelikli eser, raflarda boy göstermektedir. Ancak bazı eserler, ne geçen zaman tarafından ne de üzerine çıkan yeni eserler tarafından eskitilememektedir.

Çek tarihçi ve siyaset teorisyeni Miroslav Hroch tarafından kaleme alınan “Avrupa’da Milli Uyanış” başlıklı eser de, bu kategoriye dâhil edebileceğimiz nitelikteki eserlerdendir. Hroch, bahsedilen çalışmasında Orta ve Doğu Avrupa milletlerinin oluşum süreçlerine odaklanmaktadır. Bu çalışmayı benzerlerinden ayıran en önemli özelliği metodolojisidir. Hroch, Orta ve Doğu Avrupa uluslarının meydana geliş süreçlerini incelerken “karşılaştırmalı tarih” yöntemini benimsemiştir. Bu yöntem uygarlıklar, kurumlar, toplumsal hareketler, devrimler, ideolojiler, üretim tarzları, kadın hareketleri, milliyetçilik, aydınlanma, azınlıklar, göçmenler vb. pek çok unsurun (Yalansız, 2009), zaman ve mekân açısından karşılaştırılmasına imkân sağlamaktadır. Esasında tarih, her olayı kendi tekilliği içerisinde inceleme özelliği sergileyen idiografik bir disiplindir. Ancak karşılaştırmalı yöntem, tarih disiplinini; pek çok olayı benzer ve farklı yönleri bakımından inceleyerek yasa koyma, yasalar oluşturma özelliğine sahip nomotetik disiplinlere yaklaştırmaktadır. Hroch da, belirli bir kerteye kadar bu amaca (yasa koyma) sahip olduğunu hissettirmektedir.

Araştırmanın amacı, genel bir milliyetçilik çalışması ortaya koymak değildir. Yazar özellikle egemen olmayan etnik grupların milli hareketleri ve milletleşme süreçleri üzerine odaklanarak; bu süreci şekillendiren temel unsurları ve toplumsal özellikleri ortaya koymayı hedeflemiştir. Hroch, egemen olmayan etnik grupları; “kendi” soylu zümresi ya da hakim sınıfları olmaması, devletlerinin yokluğu, kendi dillerindeki edebiyat geleneğinin eksik ya da kesintiye uğramış olması gibi hususlarda millet-devletlerden (Fransa, Hollanda, Portekiz vb.) ayırmaktadır (Hroch, 2011: 11). Bu bağlamda çalışma boyunca Norveç, Çek, Fin, Estonya, Litvanya, Slovak, Flaman ve Schleswig’deki Dan azınlığın milli hareketleri konu edilmiştir. Hroch’un kullandığı kavramsal çerçeveyi göz önünde bulundurduğumuzda, meseleye büyük ölçüde Marksist terminoloji ile yaklaştığını söyleyebiliriz.

Egemen olmayan etnik grupların milli hareketlerinin incelenmesinde Hroch tarafından sistemleştirilen; A, B ve C evrelerini kapsayan üçlü bir süreç sınıflandırmasını ve toplumların iki aşamalı temel dönemleştirmesini kombine eden bir milli hareket tipolojisi kullanılmıştır.

Bu süreçleri geçirme durumlarındaki farklılıklarına göre dört farklı milli hareket tipi tanımlanmıştır. Araştırma kapsamındaki ülkeler öncelikle hangi tipe girdikleri belirtilerek ve milli tarihlerinden kısaca söz edilerek ayrıntılı şekilde incelenmektedir.

Eser, bu süreçlerden özellikle küçük milletlerin oluşumu açısından en önemli aşama olarak görülen B evresine odaklanmakta ve bu evrede toplum içindeki hangi grupların ne gibi etkileri olduğunu ortaya koymaya çalışmaktadır. Dönemin milliyetçilerine ilişkin veriler, bu grupların çıkardığı dergi, gazete vb. yayınlara abone olma ve kurulan derneklere üye olma kriteri üzerinden değerlendirilmiştir. Bu yönüyle araştırma, ampirik bir yapıya sahiptir. Karşılaştırmalı çözümlemenin yapıldığı üçüncü bölümde bu açıdan incelenen gruplar; eski toplumun hakim sınıfı, sanayi burjuvazisi, orta ölçekli zanaat üreticileri ve küçük burjuvazi, memurlar, Katolik ve Protestan ruhbanlar, ilk ve ortaokul öğretmenleri, öğrenciler ve köylülerdir. İnceleme neticesinde “hiçbir grubun, yurtsever topluluğun yapısı içinde sabit ve zaruri bir payı olduğunu belirlemeye yetecek kadar değişmez bir yere sabit olmadığı” sonucuna varılmıştır. Ancak bütün milli hareketlerin en güçlü bileşeninin “entelijansiya” olarak nitelendirilen grup olduğu belirtilmiştir. Entelijansiya A evresinde başı çekerken, B evresinde de milli ajitasyonun kitlelere ulaştırılmasında büyük bir rol oynuyordu. Milli ajitasyon (B evresi) ilerledikçe, milli harekete katılım artıyor dolayısıyla entelijansiyanın milli hareket içerisindeki oranı azalıyordu. Buna rağmen adeta dinamo görevi gördükleri söylenebilir. Sovyet Rusya ve Çin’in, hakimiyetlerinde yaşayan Türk topluluklarının aydın kesimine gerçekleştirdikleri terör ve katliamlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkistan ve Kırım Türklüğünün bu konuda yaşadığı kayıp anlaşılabilir.

Araştırmanın neticesi, milli hareketlerin başarılı olmasında dört unsurun etkisine işaret etmektedir:

Millet olacak olan unsurun komşularından açık bir şekilde ayırt edildiği, dilin sistemleştirildiği, “milli” geçmişe dair temel bilgi sunabilen başarılı bir akademik ilgi dönemi, (A evresi)
Temel düzeyde dikey bir toplumsal hareketlilik: eğitimli olanların bir kısmının asimile olmamış tabi etnik gruptan gelmesi,
Artan toplumsal iletişim, okuryazarlık, okullaşma ve pazar ilişkileri,
Milli bakımdan önem taşıyan çıkar çatışmaları (örneğin eşit yurttaşlık hakkı için toplumun farklı sınıflarının çıkar çatışması) (Hroch, 2011).

Milli hareketin başarıya ulaşmasında en etkili ve mutlaka olması gereken unsurlar olarak da; yaygınlaşmış bir okul eğitimi ve iktisadi unsurlar (mahalli veya ulusal pazarlar) sunulmuştur. Zira bu unsurlar, 19. yüzyılda toplumsal iletişimi güçlendiren yegâne unsurlardı. Dolayısıyla yukarıdaki dört madde içerisinde olmazsa olmaz olanı üçüncü maddedir. Ancak tabii ki tek başına yeterli değildir.

Hroch, çalışmasında Orta ve Doğu Avrupa’ya odaklanarak milli hareketler konusunda bazı yasalara ulaşmaya çalışmıştır (yazar sunduğu tipolojinin her millete uymayabileceğini açıkça belirtmektedir). Çalışmanın bulguları, Türk Dünyası açısından değerlendirilmeyi hak etmektedir. Kuşkusuz bu daha hacimli ve ayrıntılı bir çalışmanın ürünü olmalıdır. Ancak meseleye dikkat çekmek açısından burada da kısaca değinmekte yarar vardır.

Yukarıda belirtilenlerden de anlaşılacağı üzere, bu milli hareket tipolojisi Türkiye’deki Türk milliyetçiliği için doğrudan kullanılamaz. Zira Türkiye Türkleri, egemen unsur konumunda iken milliyetçilik düşüncesini geliştirmiş ve benimsemiştir. Ancak Çarlık Rusya’sı, Sovyetler Birliği, Çin, İran, Irak, Suriye, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerin egemenliğinde yaşayan Türk nüfusun milli hareketlerinin incelenmesinde Hroch’un sunduğu tipoloji kullanılabilir ve bu ülkelerdeki Türk halklarının incelenmesi ve geleceklerine ilişkin politika üretilmesi konusunda oldukça önemli veriler sağlayabilir. Türk Dünyası bütünleşmesine doğru gidilen yolda, Türkiye Türkleri ve Dış Türkler (Türkiye açısından) tarafından gerçekleştirilen milli hareketler, ortaya çıkış şekilleri ve sahip oldukları tipolojik özellikler bakımından farklı niteliklere sahip gibi durmaktadır. Türk Konseyi ve Uluslararası Türk Akademisi gibi kurumların vücut bulduğu günümüzde bu tip çalışmaların yapılmasının meseleye ilmi açıdan yaklaşılması bakımından katkısı olacaktır. Hroch’un çalışması; milletleşme süreçlerinde en önemli unsurları olan “entelijansiyaları”, sürekli hakim topluluklar tarafından katledilen Türk toplulukları ile farklı bir milli deneyim gerçekleştiren Türkiye Türkleri’nin ortak bir milli anlayışta buluşturulabilmesi için “kardeşlik” hamasetinden öte bir anlayış geliştirilmesinin zorunlu olduğunu göstermektedir. Zira araştırma kapsamında incelenen milletlerin henüz 19.yüzyılda bu evreleri geçirdiği görülmektedir.

Sözü Geçen Çalışmalar

Hroch, M. (2011). Avrupa’da Milli Uyanış: Toplumsal Koşulların ve Toplulukların Karşılaştırmalı Analizi.     İstanbul: İletişim Yayınları

Yalansız, N. (2009). Karşılaştırmalı Tarih: Tarih Öğretiminde Yeni Bir Yaklaşım. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2(9), 493-498.

[1] Öğretmen/Doktora Öğrencisi. Milli Eğitim Bakanlığı/ Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Sosyal Bilgiler Eğitimi Bölümü. omurpasha@hotmail.com

Miroslav HROCH

İstanbul, İletişim Yayınları, 2011, 295 sayfa, ISBN: 978-975-05-0843-1

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR