Allah’sız Müslümanlık

Ömer UMUR

Ömer Lütfi Mete, hayata çok farklı bir pencereden bakan, insanları yazdıklarıyla farklı boyutlara çekebilen, şair, senarist, gazeteci gibi çok yönü olan bir yazardır. İmam Hatip mezunu ve Rizeli olması hayat felsefesine etki eden bir kişiydi Ömer Lütfi Mete. Deli Yürek, Ekmek Teknesi ve tabi ki Kurtlar Vadisi ile herkes tarafından tanınan, tanıyanların da okumaktan, dinlemekten keyif aldığı amiyane tabirle “Bizim camianın kafası ters çalışan” abisiydi.

Daha önce okuyup son dönemde belki faydası olur diye tekrar okumaya başladığım “Aşksız, Zevksiz… Allah’sız Müslümanlık Gerileme Sürecinde İslam’ı Yaşama Sorunu” isimi eseri Mete’nin nasıl bir fikri yapıya sahip olduğunu gösterebilecek, yukarıda bahsettiğimiz, onu camiada farklı bir yere koymamıza sebep olan düşüncemizin oluşmasına somut örnek olabilecek bir eseridir.

Eser 239 sayfadan oluşmaktadır. Eser gerekçe bölümü ile başlıyor. Eser giriş ve sekiz ayrı bölümden oluşmaktadır. Eseri okurken kullanılan üslup ve dil Mete’yi tanımayan birisi için “Bu adam neyin kafasını yaşıyor ” cümlesini kurduracak ağırlıktadır. Eser daha ilk sayfalarından “kitabı anlama seviyesi sorunu” sebebiyle bir kenara atılmak zorunda kalınacak bir eser özelliği taşımaktadır. Eser okuyucuya kitap okurken “kafanızda başka bir şey olmamalı”, “sesiz bir ortam olmalı” ve “belli bir önbilgi olmalı” fikirlerini ilk sayfalardan itibaren vermektedir. Bu yönü ile Mete’nin eseri Prof. Dr. Yalçın Koç’un Anadolu Mayası ile Nurettin Topçu’nun İsyan Ahlakı eserlerine de benzemektedir. Bu kanıya nasıl vardığımı kitabın daha ilk sayfalarında gerekçe ve giriş bölümlerini okurken yazarın kurduğu cümlelerden, vermek istediği mesajdan anlıyabilirsiniz. Eser, aklınızdaki kalıpları yıkmanıza, bildiklerinizi yenileri ile değiştirmenize ve “Evet ben hiç bu açıdan düşünmemiştim” hissiyatına kapılmanıza sebep olmaktadır.

Giriş bölümünde kendisinin yaşadığı bir olay üzerinden “Hacıyağı İle Parfüm Arasında” başlığı ile okuyucuyu anlatmak istediği konuya ısındıran yazar, “Gerileme Sürecinde İslam’ı Yaşama Sorununu” çağımızda “Çağdışı Kalarak da Müslüman Olunabilir” tezinin gerekçelerini anlatarak devam ediyor.

Yazar eserin birinci bölümünde “Hak Din Tezi İle Geriliğin Çatışması” konusunu dört ayrı makale ile “Tevhid İnancı” merkezinde açıklamaya, “Tevhid İnancını” nasıl anlamamız gerektiğini örneklerle ve kıyaslamalar ile anlatmaya çalışmıştır. Eserin ikinci bölümünde ise “Akılcı Tevhid ve Kalbin Terkedilişi” konusunu üç ayrı makale ile tarihsel sürecini analiz ederek ve akılcılığı örnekleyerek açıklamıştır. Konuyu açıklarken gerek İslam tarihinden verdiği örnekler gerekse Hristiyan dünyası ile yaptığı kıyaslamalar ile konuyu okuyucunun daha rahat anlamasını sağlamış ve tezini sağlam temellere oturtmayı başarmıştır.

Eserin üçüncü bölümünde “Evrensel-Güncel Tartışması ve Korsan Fıkıh” başlığı altında beş ayrı makalede yazar, Müslümanların yeniliklere her daim açık olması gerektiği, sorgulamadan korkmamayı, İslam dünyasındaki zıt grupların olmasının yenilikleri getireceğini, zıt grupların İslamiyet’in gelişmesi için ne kadar önemli olduğu gibi konuları açıklamıştır.

Eserin dördüncü bölümünde ise yazar, “Cihat Kültürü ve İnsan Hakları Mücadelesi” üst başlığı altında iki makale ile cihat kelimesinin manasını, cihadın aslında savaşmaktan ibaret olmadığını, içerisinde barındırdığı asıl anlamı detayları ile ortaya koymuştur.

Eserin beşinci bölümünde “Müslüman İnsanın Edilginlik Çıkmazı” başlığı altında verdiği üç makale ile batı karşısında Müslümanların konumunu ve aslında Müslümanların Batıcılığa karşı olduğunu söylerken batının yaşam tarzı ve batının çizdiği rolü oynayarak bir nevi batıya düşman iken nasıl özünden uzaklaşarak Batılılaştığını anlatmaktadır.

Eserin altıncı bölümünde yazar “Muhalefet Kültüründen Kukla Müslüman Çağına” başlığı altında beş ayrı makalede demokrasinin nasıl bir yönetim şekli olduğunu, aslında bu kavramın ismi koyulmadan dört halife döneminde uygulandığı ve Müslümanlara en uygun yönetim şekli olduğunu detaylı bir şekilde tezini örneklerle destekleyerek anlatmıştır. Yazar demokrasi kavramını anlatırken demokrasi kavramının özünün çok seslilikten ziyade muhalefet kavramını içinde barındırmasını önemsediğini ve muhalefet kavramının insanları daha ileriye götürecek, Müslümanları daha güçlü hale getirecek kavram olduğunu detayları ile anlatmıştır. İslamiyet’teki itaat ve teslimiyet kavramı ile muhalefet kültürünün çelişmediğini aksine birbirini tamamladığını belirten yazar, bu tezini Uhud Savaşı sırasında yaşanan olayları açıklayarak vermeye çalışmıştır.

Eserin yedinci bölümünde “İdeolojik İslam’da Marksizm Esintileri” başlığı altında Marksizm ile İslam dinine sonradan eklemeleri örnekleri ile açıklamıştır.

Eserin sekizinci ve son bölümü ise “Kadın Fitnesi ve Uçkur Softalığı” başlığı taşımaktadır. Eserin belki de en somut, anlaşılan ve yazarın anlatmak istediği konuyu anlayabileceğimiz tarzda yazılan bu bölümde, İslam’da kadın konusunun erkekler tarafından ortaya konan bir şey olduğunu ve cahiliye devri sapkınlıklarını günümüzde yaşayanların, bu yaşadıklarına nasıl kılıf aradıklarını açıklamıştır. Muta nikâhından güzellik yarışmalarına, zengin Müslümanların Peygamber efendimizin çoğu sünneti dururken dört eşle evlenme sünnetine niçin bu kadar rağbet gösterdiğine yazar kendi üslubu ile cevaplar vermiştir.

Ömer Lütfi Mete okunması, okunmasından ziyade anlaşılması gereken bir yazardır. Üzerine kalem oynatmaya çalıştığımız bu eseri ise onun fikri yapısı ve İslamiyet’e bakışını ortaya koyan bir eserdir. Müslümanların asıl sorunun ne olduğunu, Müslümanların bölünmüşlüğünün ve geri kalmışlığının sebeplerinin ne olduğunu anlamak isteyenlere bu eseri okumalarını tavsiye ederim.

Ömer Lütfi METE
Profil Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2013, 239 Sayfa ISBN: 978-975-996-203-6

YAZARIN DİĞER YAZILARI

BU KATEGORİYE AİT DİĞER YAZILAR