Seray Şahinler – Ağabeyim Orhan Veli

Gazeteci Seray Şahinler’in kaleminden, merak uyandıran Orhan Veli portresi Ağabeyim Orhan Veli, Doğan Kitap tarafından yayımlandı.

Yazar, eserin yazım sürecini “Gazete Duvar”a verdiği röportajda okurla paylaştı.[1] Orhan Veli’ye dair bir çalışma fikri; Yapı Kredi tarafından yayımlanan Orhan Veli’nin kendi sesinden şiirlerinin tel kayıtlarını dinlemesi üzerine Şahinler’in Orhan Veli’ye dair merakını uyandırmıştır. Eserin temeli böylelikle 2012 yılında atılıyor. Yazar daha sonra Orhan Veli’nin kız kardeşi Füruzan Yolyapan Hanımefendi ile röportaj yapmış ve ortaya çıkan anıları kayıt altına almıştır. Bunların yeterli olmayacağı kanaatinde bulunarak Orhan Veli’nin yaşamına tanıklık edenlerin hatıraları, dönemin gazeteleri ve tartışmaları üzerine yoğun bir çalışmayla eserin nüvesini ortaya çıkarmıştır.

Eserde Orhan Veli’nin günlük yaşamı, çocukluk ve gençlik yılları, dostlukları, şiire adım attığı yıllar, Garip akımıyla şiire getirdiği yeni bir soluk, hemen akabinde edebiyat çevresinde yaşanan tartışmalar, birbirini izleyen şiirler, kitaplar, şairin aşkları, Yaprak yılları ve beklenmedik ani ölümü eserde hatıralar, dönemin gazeteleri ve dostlarının yazdıklarına başvurularak kaleme alınmıştır. Zengin bir Orhan Veli portresi, Füruzan Yolyapan Hanımefendi’nin tanıklığıyla gün yüzüne çıkmıştır.

Eser, 1914 yılında, şairin İstanbul’da dünyaya gözlerini açmasıyla başlıyor. Beykoz’un tüccar eşrafından Hacı Ahmet Bey’in kızı Fatma Nigar Hanım ve İzmir’in tüccarlarından Fehim Bey’in oğlu, Mızıka-i Hümâyun klarnisti Mehmet Veli Bey’in ilk çocuğu olan Orhan Veli, 13 Nisan 1914’te dünyaya geliyor. Orhan Veli, çocukluğunda talihsiz kazalar ve hastalıklar geçiriyor: Başından yanma tehlikesi geçiriyor, Beykoz çayırında oynarken düşüp ağır yaralanıyor ve kızamık geçiriyor. Hayat, Orhan Veli için zorluklarla başlıyor. Orhan Veli’nin şen, şakrak, annesine düşkün bir çocuk olduğu; annesinin de Orhan’a düşkünlüğü göze çarpıyor. Eserde zaman zaman Füruzan Hanım’a yöneltilen sorularla Orhan Veli’nin çocukluk yıllarına şahit oluyoruz, kız kardeşi onun girdiği her ortama neşe getirdiğini söylüyor. Füruzan Hanım, ağabeyini şöyle tanıtıyor bizlere: “Orhan ağabeyim inanılmaz derecede iyi bir insandı. Dürüst, medeni ve namusluydu. Kimseye kötü konuştuğunu, “bel” dediğini duymadım. Çok şık giyinirdi, zarifti. Nasıl anlatsam başka türlüydü.” (s. 23)

Orhan Veli, ailesiyle Beykoz’da, yeşil ve mavi renklerle bezeli bir evde yaşamıştır. Türk edebiyatının önemli kalemlerinden Ahmet Mithat Efendi’yle komşu olduklarını eserden öğreniyoruz. Füruzan Hanım, Orhan ağabeyinin denizi, balık tutmayı sevdiğini ve uçurtma meraklısı olduğunu söylüyor ki biz bunlara Veli’nin şiirlerinde de şahit oluyoruz. Eserde, Orhan Veli’nin gençlik yıllarında çekilmiş fotoğraf karelerini de yazar, okura sunuyor.

Yazar, Orhan Veli’nin erkek kardeşi Adnan Veli’nin arşivlerde rastladığı ağabeyine dair görüşlerine de yer veriyor; Adnan Veli, ağabeyinin spora, özellikle futbola ilgi duyduğunu ve koyu bir Galatasaray taraftarı olduğunu anlatıyor hatıralarında. En çok hatırayı ise bize Füruzan Hanım sunuyor. Orhan Veli’nin tiyatroya merakına da onun hatırlarında şahit oluyoruz. Orhan Veli’nin neşeli çocukluk yılları, eserde hatıralarla okura sunularak birinci kısım noktalanıyor.

İkinci kısımda ise Orhan Veli’nin aile üyeleri Mehmet Veli, Fatma Nigar Hanım, Adnan Veli ve Füruzan Yolyapan Hanımefendi’nin kısaca hayat hikâyeleri ve portreleri okura sunulmuştur.

Üçüncü kısımda şairin okul yılları kaleme alınmıştır. İstanbul Beşiktaş’ta Anafartalar İlkokulunda anaokuluna başlamıştır. İlk eğitimi için 1921 yılında Galatasaray Lisesine gönderilmiş, dördüncü sınıfa kadar burada okumuştur. Şairin edebiyata ilgisi, ilkokul yıllarında başlıyor. İlk hikâyesi Çocuk Dünyası dergisinde çıkıyor. Babası Mehmet Veli’nin tayini nedeniyle Ankara’ya taşınıyorlar ve burada eğitimine, Gazi İlkokulunda devam ediyor. Ardından lise yılları ise Taş Mektepte (Ankara Lisesi) başlıyor. Garip akımının temellerini atacağı Oktay Rifat’la burada tanışıyorlar. Oktay Rifat’ın bu yıllara dair anısına eserde yer veriliyor: “Zil çalar çalmaz yanıma gelip teneffüsü gâvur etmeyelim Oktay, derdi.” Garip akımının bir diğer ismi Melih Cevdet Anday’ın da yolu bu liseye düşer ve bu akımın üç şairi artık bir aradadır. Üç kafadar, şiirle ilgilenmeye başlamış ve ilk yazıları Sesimiz isimli lise dergisinde yayımlanmıştır. Eserden önemli bir bilgi daha ediniyoruz: Edebiyatımızın önemli ismi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın da yolu Ankara Lisesine edebiyat öğretmeni olarak düşüyor. Şair için önemli dönüm noktalarından biri de Tanpınar’dan ders almasıdır.

Üçüncü kısımda Orhan Veli’nin şiirin yanında bir başka sevdasına daha tanık oluyoruz: tiyatro. Yakın dostu Melih Cevdet, Vatan gazetesinde kaleme aldığı bir yazısında onun tiyatro sevdasından da bahsetmiş; tiyatroyu da şiir kadar sevdiğini yazmıştır. Füruzan Hanım da bu sevgiyi şöyle anlatmaktadır: “Orhan ağabeyim tiyatroya son derece ilgi duyuyordu. Beykoz da oturduğumuz sıralarda onun doğduğu evin büyük bir bahçesi vardı. O bahçeye sahne kurar, komşuları çağırırlardı. 20-30 kişi sandalyelerini alır gelirdi. Sahne büyük sayılırdı. Tatilde Moliere oynarlardı. Ciddi oyunlar oynadıklarını hatırlıyorum. Ama bunlar benim küçük olduğum zamanlardı.” (s. 45)Füruzan Hanım, Orhan Veli’nin o dönemlerde kendi kaleme aldığı piyeslerini de bahçede kurduğu sahnede sahnelediğini söylemektedir.

Dördüncü kısım, Orhan Veli’nin “İlk Şiirleri” başlığı altında ele alınmıştır. Orhan Veli ve arkadaşları, Garip akımıyla şiire yeni bir soluk getirmişlerdir. Kimine göre bu, şiirde devrimdir kimine göre ise Orhan Veli, Türk şiirinin katilidir. Orhan Veli, ilk şiirlerini 1936 Kasımında Varlık dergisinde yayımlamıştır. Arkadaşları Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in şiirleri aynı dergide yayımlanmıştır. Varlık dergisi ve Yaşar Nabi Nayır, Garip’i oluşturacak üç isme inanan ve sayfasını açan ilk dergidir. Bu bölümde yazar Seray Şahinler, Orhan Veli ve arkadaşlarına inanan Yaşar Nabi Nayır’ın da bir yaşam portresini okura sunmuştur. Garip şiirinin en büyük destekçilerinden bir diğeri de Nurullah Ataç’tır. Şahinler, burada Ataç’ın Garip şiirine dair övgülerini yazdığı Haber gazetesinde yer alan yazısını da kitabına eklemiştir. Hemen akabinde Ataç, edebiyat çevresinden tepki görmüştür. Bu tepkiler ve eleştiriler dönemin gazete kupürleriyle eserde yer almaktadır.

“Tercüme Bürosu” başlığı altında ise Orhan Veli’yi, Hasan Ali Yücel’in öncülüğünde dünya edebiyatının eserlerini Türkçeye kazandırmak için kolları sıvayan ekibin içerisinde görüyoruz. Orhan Veli, 1945’te büroda işe başlamıştır. İki yıl boyunca büroda tercüme işlerine yoğunlaşmıştır. Büroda Nurullah Ataç, Yaşar Nabi Nayır, Sabahattin Eyüboğlu, Sabahattin Ali, Suut Kemal ve Bedrettin Tuncel gibi isimlerle beraber 496 eseri dünya edebiyatından Türkçeye kazandırmışlardır. Orhan Veli’yi çeviriye yönlendiren isimse yine edebiyatımızın tanınmış simalarından biri olan Şevket Rado’dur. Orhan Veli, onun teşvikiyle La Fontaine masallarını Türkçeye çevirmiştir.

Bölüm içerisinde Orhan Veli’nin dostlukları da kaleme alınmıştır. Sabahattin Eyüboğlu ve ailesiyle samimi dostluklarını görmekteyiz, edebiyatımızın önemli öykü yazarlarından Sait Faik ile de samimimi dostluklarına şahit olmaktayız.

Altıncı başlık ise Orhan Veli’nin aşkı Nahit Hanım’a ayrılmıştır. Yazar, Orhan Veli’nin Nahit Hanım’a yazdığı mektuplardan pasajlara yer vererek bu aşkı okura duyurmuştur. Zaman zaman Füruzan Hanım’ın da ağabeyinin aşk hayatına dair görüşlerine yer verilmektedir. O, ağabeyinin oldukça çapkın bir erkek olduğunu vurgulamaktadır. Nahit Hanım’ın ve Orhan’ın aşkı bir sonuca ulaşmamıştır. Nahit Hanım’a dair eserden edindiğimiz bilgilerden biri de daha sonra şair Arif Damar ile evlenmesidir.

“Kitaplar” adlı yedinci başlık altında Orhan Veli’nin kaleme aldığı; Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı ve Fransız Şiir Antolojisi gibi eserlerin çıkış süreci ile edebiyat dünyasında yarattığı hava ve tartışmalar ele alınmıştır. Orhan Veli’nin Garip’i yayımlamasıyla beraber Orhan Seyfi Orhon ve Yusuf Ziya Ortaç’ın çıkardığı Akbaba ve Sedat Simavi’nin çıkardığı Karikatür isimli dergilerde Orhan Veli ve Garipçileri hicveden sert karikatürler hazırladığını görmekteyiz. Yazar, bu karikatür örneklerini de okura sunmuştur.

“Düşes Bella” başlığını altında ise Orhan Veli’nin bir diğer aşkı, aşk beslediği Bella Eskenazi ve Orhan Veli’nin anılarına yer verilmiştir. Tek taraflı olan bu aşk, Bella Eskenazi’nin hatıralarıyla okura aktarılmıştır.

“Yaprak” başlığıyla Garip akımının yayın organı olan Yaprak dergisi süreci ele alınarak dergide yayımlanan şiirlerden örnekler okurla buluşturulmuştur. Derginin yazar kadrosu, fikri yapısına dair bilgiler de yer almaktadır. Yaprak’ın yirmi sekiz sayılık yayım süreci ve şairin dergiyi çıkarırken yaşadığı zorluklara şahit olmaktayız. Yirmi sekiz sayının ardından dergi, Orhan Veli’nin ölümüyle beraber, edebiyat dünyasında iz bırakarak yayın hayatını sonlandırmıştır.

“Ölünce biz de iyi adam oluruz…” Şairin erken ölümü, şiirinden bir mısranın başlığı altında okura sunulmuştur. Ölümü, ailesinin ve dostlarının ölüm haberini alışı ve yaşadıkları duygular okura hissettirilmiştir.

“Orhan Veli’nin Ardından”, eserin son başlığıdır. Şairin ardından dostlarının gazetelerde yazdığı yazılardan pasajlar okura sunulmaktadır.

Seray Şahinler’in Ağabeyim Orhan Veli kitabı, şairin hayatına dair anıları okurla buluşturan; hatıralar, şahitlikler ve dönemin gazetelerinin ışığında olağanüstü bir Orhan Veli portresini okura sunuyor.

Seray ŞAHİNLER, Doğan Kitap, Ocak 2021, İstanbul, 1. Baskı, 239 Sayfa, ISBN: 978-605-09-7999-2

Yazar: Eyüp YILMAZ


[1] “Gazete Duvar”, https://www.gazeteduvar.com.tr/seray-sahinler-orhan-velinin-siirleri-herkesin-hayatina-dokunur-haber-1511691, Erişim Tarihi: 04.04.2021.

0 0 kere oylandı
İçeriği Değerlendir