Justin McCarthy – 1915 Van’da Ermeni İsyanı

1783 yılında gerçekleşen Fransız İhtilâlinin 19. ve 20. yüzyıllarda dünyanın geneline yaydığı milliyetçilik fikrinden etkilenen Van Ermenilerinin Rusya başta olmak üzere Avrupalı devletlerin kendilerini desteklemesinden aldığı cesaretle Osmanlı’ya başkaldırısını anlatan “1915 Van’da Ermeni İsyanı” isimli bu kitap, Osmanlı tarihi ve Ermeni sorunu hakkındaki uluslararası çalışmalarıyla bilinen Justin McCarthy’nin öncülüğünde yazılmıştır. Van bölgesinde yaşayan Ermenileri saran bağımsızlık rüzgârının nihaî noktada bütün bölgenin mahvına sebep olduğu tezi üzerinden işlenen kitap toplamda 10 bölümden oluşmaktadır.

Oldukça kısa tutulan Van Harabeleri başlıklı birinci bölüm, biri yüzbaşı iki Amerikalının 24 Temmuz 1919 tarihinde Van’ı ziyaret ettikleri bilgisiyle başlamaktadır. Bu bölümde Ermenilerin bağımsızlık tutkusunun içerisindeki bütün unsurlarla birlikte Van’ı harabeye çevirdiği vurgulanmaktadır. Kazananı olmayan bu tutkunun kaybedeni ise Ermeniler ve Nasturiler (Hristiyanlar) ile Kürtler ve Türkler (Müslümanlar) olarak ifade edilmektedir. Nihaî noktada ise Van şehri ile Van kültür ve uygarlığının büyük oranda değişime uğradığı bilgisi verilmektedir.

Van Şehri ve Vilayeti adı verilen ikinci bölümde Van, Adilcevaz, Erciş, Gevaş, Mahmudiye ve Şıtak’tan oluşan Van Sancağı ile Başkale, Çölemerik, Gevar, Hoşab ve Şemdinan’dan oluşan Hakkâri Sancağının birlikte vücuda getirdiği Van Eyaleti’nin 18. yüzyılın sonlarındaki ve 19. yüzyılın başlarındaki durumu hakkında bilgi verilmektedir. Bu bölümde 1915 ayaklanmalarına giden süreçte yoksul bir Van vilayeti portresi çizilirken, bölgenin ikliminden demografik özelliklerine, eğitim durumundan evlerinin yapısına kadar birçok önemli detay okuyucuya aktarılmaktadır. Şehrin aslî unsurları olarak ise etnik anlamda Kürtler, Ermeniler, Nasturiler ve çoğunluğu memur/asker olmak üzere Türkler, dinî anlamda ise Müslümanlar ve Hristiyanlar ön plana çıkmaktadır. Çoğunluğun Müslüman olduğu bu bölgede, Hristiyan nüfusun zaman zaman Avrupalı devletlerden ekonomik ve siyasî destek gördüğü, Müslümanların ise herhangi bir destekten yoksun olarak hızla sahipsizleşmeye başladığı iddiasında bulunulmaktadır.

Siyaset, Sadakat ve İktidar başlıklı üçüncü bölümde Van vilayetindeki Kürtler, Ermeniler ve bölgenin idarî sahibi konumunda olan Osmanlı devlet yetkilileri arasındaki nüfuz mücadelesi ele alınmaktadır. Buna göre, artan Rus tehdidi Osmanlı’nın doğu sınırlarında ve dolayısıyla kitabın konusunu oluşturan bölgede merkezî otoritenin güçlendirilmesi ihtiyacını doğurmuştur. Osmanlının merkezi otoritesini güçlendirme çabaları ise devletten ziyade yerel aşiret liderlerine sadakat derecesinde bağlı olan Kürt aşiretleri ile milliyetçi hırsları neticesinde bağımsız bir Ermeni devleti fikrine kapılmaya başlayan Ermeniler tarafından hoş karşılanmamıştır. Bu durum tarafları (Ermeniler ve Kürtler) birbirleriyle ve devletle zaman zaman çatışmaya varan bir rekabet ortamına itmiştir. Bu dönemde Kurtuluş Birliği (1872), Siyasî Haç Cemiyeti (1878), Armenekan Partisi (1885), Hınçak İhtilâl Partisi (1887) ve Ermeni İhtilâl Federasyonu/Taşnaklar (1890) örgütleri kurulmuştur. Kurulan bu örgütlerin amacı önce Doğu’da Ermeni nüfusun bulunduğu bölgelerde özerkliğin sağlanması, ardından ise bağımsızlığın kazanılarak özgür bir Ermenistan devletinin kurulması olarak ifade edilmiştir.

1896 Ayaklanması adını taşıyan dördüncü bölümde 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı’nın ardından Devlet-i Aliyye’nin içerisine düştüğü güç durumun Ermenilerin bağımsızlık arzusunu daha da körüklediği konusu işlenmektedir. İran sınırının aşırı geçirgen bir yapıda olması, sınırın öte yakasında Ermeni ve Kürt topluluklarının bulunması ve İran’ın Osmanlı’ya komşu olan bölgesinde siyasî otoritesini tam olarak tesis edememesi bu anlamda Osmanlı Devleti’nin işini zorlaştıran faktörler olarak ifade edilmektedir. Bu bölümde ayrıca, ekseriyetle Kürtlerden oluşan ve kurulduğu dönemde sınırlı bir başarı sağlasa da nihaî olarak başarısız olan Hamidiye Alayları fikrinin de hayata geçirildiği bilgisine rastlanmaktadır. Bu bölümde 1896 ayaklanmasına giden süreçte Avrupalıların dinî azınlıklar nedeniyle Osmanlı’nın iç işlerine sık sık karıştıkları vurgulanmaktadır. Aktarılana göre, Osmanlı Devleti ise zayıflayan devlet yapısının neticesinde Avrupalılar tarafından sorunlu bölgelerin işgal edilebileceği endişesi ile Doğu’da faaliyet gösteren ayrılıkçı Ermenilere tam anlamıyla müdahale edememektedir. Bu dönemde 1895 yılında Zeytun isyanı ve 1896 yılında Van isyanı patlak vermiştir. Ermenilerin bu isyanlardaki temel amacının “katledilen Ermeni toplumu” imajı yaratmak ve Bulgaristan’da olduğu gibi Avrupalı devletlerin müdahale etmesiyle bağımsızlıklarına kavuşmak olduğu fikri dillendirilmektedir. Ayrıca isyan sırasında Ermenilerin ve Kürtlerin birbirlerine karşılıklı olarak saldırdığı, gerek Ermeni çetelerinin gerek Kürt aşiretlerinin ve gerekse Hamidiye alaylarının misilleme güdüsü ile hareket ederek zaman zaman zapt edilmesi zor bir hale büründükleri ifade edilmektedir.

İhtilalin Gelişimi: 1897-1908 isimli beşinci bölümde yoksulluğun bölgedeki Osmanlı devlet yetkililerinin belini büktüğü ifade edilmektedir. Bu durumu Van bölgesinde zaman zaman baş gösteren kıtlık da takip edince, Osmanlı yönetiminin bölgede vergi toplayamaz hâle geldiği anlatılmaktadır. Zira olası bir ihtilâlin engellenmesi için ıslahatlar yapılması gereklidir, fakat Van vilayeti ıslahat yapılması için gereken maddî kaynaktan yoksundur. Bu dönemde ayrıca Kürtler ve Ermeniler arasındaki nüfuz mücadelesi ile can ve mal kaybına kadar uzanan rekabetin devam ettiği bilgisi okuyucuya yansıtılmaktadır. 1908 yılına kadar giden süreçte Taşnak Partisi’nin hızla güçlenerek bölgedeki en güçlü Ermeni Partisi haline geldiği görülmektedir. Yoksulluğun egemen olduğu bu coğrafyada silah kaçakçılığı başta olmak üzere kaçakçılığın da güç kazandığı bilgisine ulaşılmaktadır.  Son olarak bu bölümde, Van’da yaptığı ıslahat çalışmaları ve aldığı çeşitli güvenlik önlemleri ile işleri bir nebze olsun yoluna koyan Van Valisi Ali Rıza Paşa’nın Ermeniler tarafından katledilmesinin dengeleri daha da bozduğu ifade edilmektedir.

İttihat ve Terakki ve Ermeniler: 1908-1912 başlıklı altınca bölümde ise İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin bilhassa sivil kanadı ile Ermeni Taşnak Partisi arasındaki dolaylı ittifaktan bahsedilmektedir. Yazara göre iki parti arasındaki ittifakın ana güdüsünü II. Abdülhamid karşıtlığı oluşturmaktadır. Ayrıca İttihatçıların bir kısmı, görece özerk bir yönetimin Ermenileri Osmanlı’ya bağlayabileceği düşüncesi de bu ittifakın şekillenmesinde önemli rol oynamıştır. Fakat söz konusu ittifak, Ermenileri Osmanlı’ya bağlamak bir yana, Taşnak Partisi’nin daha da güçlenerek ayaklanma yolunda büyük bir kazanım elde etmesine ve Ermeni toplumunun resmi temsilcisi olarak görülmesine yol açmıştır.

Kürt Ayaklanmaları ve Teftiş Kurulları: 1912-1914 başlığının taşıyan yedince bölümde, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Ermeni Taşnak örgütü ile yakın ilişkiye girmesi sonucunda dışlanmış hissine kapılan Kürt aşiretlerinin bir kısmının zaten “kâfir“ ve/veya “dinden çıkmış” olarak gördükleri İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden daha da uzaklaştıkları gerçeği ortaya konulmuştur. Bu nedenle bilhassa din kaynaklı bir takım Kürt isyanlarının görüldüğü, bazı Kürt aşiretlerinin ise Ruslar ile yakın ilişki içerisine girdiği vurgulanmaktadır. Bu durumun sonucunda patlak veren çeşitli isyanlar bastırılsa da, İttihat ve Terakki yönetimi ile Kürt Aşiretleri arasındaki soğukluğun giderilemediği görülmektedir.  Yedinci bölümde ayrıca Ermenilerin Taşnak partisinin önderliğinde güç kazandıkları ve silah yığdıkları da ifade edilmektedir. Ayrıca bu bölümde ele alınan bir diğer önemli husus ise 1914 yılında Osmanlı’nın doğusundaki sorunlu durumu düzeltmek için milletlerarası teftiş kurulları fikrinin hayata geçirilmesidir. Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na girmesiyle birlikte, bu devletin bölgedeki hâkimiyetini aşamalı bir şekilde ortadan kaldıracak olan teftiş kurullarının da lağvedildiği belirtilmektedir.

I. Dünya Savaşı ve Van’daki Ermeni Ayaklanması başlıklı 8. Bölümde ve Van’da Yıkım ve Cinayet başlıklı 9. Bölümde, Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’na girdikten sonra bölgede yaşananlar okuyucunun bilgisine sunulmaktadır. Bu zaman dilimi içerisinde bölgede yaşayan Ermenilerin bağımsızlıklarını kazanmak amacıyla Ruslarla işbirliğine girdiği görülmektedir. Oysaki yazarın anlattığına göre bu tarihî bir yanılgıdır. Keza Ruslar, hâkimiyetleri altında tuttukları bölgelerde Ermenilere özerklik ya da bağımsızlık sağlamak bir yana merkezî otoriteyi daha da sağlamlaştırmışlardır. Yazarlara göre, Birinci Dünya Savaşı’nda Ruslarla birlikte hareket eden Ermeniler Van vilayetini ele geçirmiş, köyleri yakmış, erkek, kadın ve çocukları öldürmüş, tecavüz girişimlerinde bulunmuş, kısacası Van’ı gerek demografik gerek ekonomik gerekse idarî yönden içinden çıkılması güç bir duruma sokmuşlardır. Fakat Rusların çekilmesi üzerine, kendilerine misilleme yapılmasından korkan Ermeni örgütleri Ruslarla birlikte Van vilayetini terk etmiştir.

Sonuç olarak ortaya konulan onuncu bölümde ise, yazarlar ayaklanmaların sonucunu “Ermeni ihtilalciler kaybetti. Onlarca yıl süren hazırlık onlara kesin bir mağlubiyet getirdi” cümleleri ile açıklamaktadır.  Gerçekten de Ermeni çetelerinin bağımsızlık tutkusu harap olmuş bir Van, katledilen Müslümanlar (Kürt ve Türk) ve örgütlü suça bulaşmamasına rağmen hayatını kaybeden bir takım masum Ermeniler ile sonuçlanmıştır.  Üstelik Ruslarla birlikte çekilen Ermeni topluluklar, SSCB idaresi altında da aradıklarını bulamamışlardır. Osmanlı altında hoşgörü ile yaşayan Ermeni toplumu, Sovyet Rusyanın idaresi altında son derece baskı dolu günler geçirmek zorunda kalmışlardır. Öyle ki,  Ruslar daha Van’dayken bile Ermenileri silahsızlandırarak ve yönetimi çoğunlukla kendi milletinden olanlara teslim ederek Ermenilere olan güvensizliğini yansıtmıştır. Kitabın sonunda yazar, ayaklanmayıp Osmanlı idaresi altında kalmanın Ermeniler için muhtemelen daha iyi olabileceği iddiasında bulunmaktadır.

Justin McCarthy, Esat Arslan, Cemalettin Taşkıran, Ömer Turan

Çeviri: Batuhan Yoğun, T&K Yayınları / 1. Basım: 2015, 2. Basım, Şubat 2016, 320 Sayfa, ISBN: 978-605-9833-03-05

Yazar: Hasan AYDIN

0 0 oy
İçeriği Değerlendir